EMEĞİN İPLİĞİ!

Bitlis’in Hizan ilçesinde kadınlar, yaylalarda kırkılan koyunların yünlerini imece usulüyle işleyerek geleneksel yöntemlerle ipliğe dönüştürüyor. Çoraptan halıya, namazlıktan heybe ve yorgana kadar pek çok üründe kullanılan yün, anneden kıza aktarılan bir kültür olarak yaşatılıyor.

EMEĞİN İPLİĞİ!

Bitlis’in Hizan ilçesinde kadınlar, teknolojinin hayatın her alanına girmesine rağmen yüzyıllardır sürdürülen geleneksel yün işleme yönteminden vazgeçmiyor. Dağ yamacında kurulu Yenicik köyünde yaşayan kadınlar, yaylalarda kırkılan koyunların yünlerini büyük bir emekle işleyerek ipliğe dönüştürüyor.

Kadınların yün mesaisi sabahın erken saatlerinde yaylada başlıyor. Koyunların sütünü sağan kadınlar, kırkılan yünleri de çuvallara doldurarak köyün yolunu tutuyor. Ağır yükleri sırtlarında taşıyarak köye getirdikleri yünler, burada uzun ve zahmetli bir işlemin ardından kullanıma hazır hale getiriliyor.

Önce yıkanıp güneşte kurutulan yünler, daha sonra çubuklarla dövülerek kabartılıyor. Taraktan geçirilen yünler liflerinden ayrıştırılıp yumuşatılıyor. Son aşamada ise geleneksel eğirme aleti kullanılarak tek tek ipliğe dönüştürülüyor.

Çeyizlerin de vazgeçilmezi

Kadınların büyük emekle hazırladığı yün ipler; çorap, namazlık, heybe, yatak, yastık ve halı yapımında kullanılıyor. Ev ihtiyaçlarının yanı sıra çeyiz hazırlığında da değerlendirilen el emeği ürünler, özellikle gelinlerin hazırlıklarında önemli yer tutuyor.

Yünleri annesiyle birlikte işleyen Gurbet Demir, geleneğin kendileri için yalnızca bir üretim yöntemi olmadığını belirterek, "Bu bir kültürdür. Bunu annemden öğrendim, annem de annesinden öğrenmiş. Zor ama bu kültürü kaybetmek istemiyoruz ve yaşatmaya çalışıyoruz." dedi.

Yaylada kırktıkları hayvanların yünlerini köye getirip yıkadıklarını anlatan Demir, kurutulan yünleri taraktan geçirdikten sonra eğirme aracıyla ip yaptıklarını söyledi. Yünleri günlük yaşamın pek çok alanında kullandıklarını belirten Demir, "Yünden çorap, namazlık, heybe, yatak, yastık ve halı yapıyoruz. Her şeyi yünle yapıyoruz." ifadelerini kullandı.

"Çabalamazsan olmuyor"

Yünleri yayladan köye taşımanın da zahmetli olduğunu dile getiren Demir, mesafenin uzaklığına rağmen gelenekten vazgeçmediklerini söyledi. Yünle yapılan ürünlerin günlük yaşamlarında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Demir, "Yolumuz uzak olduğu için yünü getirirken zorlanıyoruz fakat çabalamazsan olmuyor." diye konuştu.

Yünden yapılan yorgan, yastık ve döşeklerin daha sağlıklı olduğunu düşündüklerini ifade eden Demir, geleneksel yöntemin gelecek kuşaklara aktarılmasını istediklerini kaydetti.

Fadime Demir de yün işleme sürecinin oldukça zahmetli olduğunu belirterek, "Mesafe uzak olduğundan çocuklarım da zorlanıyor. Yünden ip yapmayı annemden öğrendim. Geleneksel yöntemler kullanıyoruz." dedi.

Hizanlı kadınlar, her aşamasında emek ve sabır bulunan geleneksel yün işleme kültürünü sürdürerek hem ailelerinin ihtiyaçlarını karşılıyor hem de geçmişten miras kalan bir geleneği gelecek nesillere aktarıyor.

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap