Ramazan’da Paylaşmanın En Güzel Hali

“240 Lira Bir Rakam Değil, Bir Umut: Ramazan’da Fitre ve Zekât Seferberliği”

Ramazan’da Paylaşmanın En Güzel Hali

On bir ayın sultanı Ramazan, sadece oruçla değil; paylaşmayla, dayanışmayla ve gönül köprüleri kurmakla anlam kazanıyor. İftar sofralarında ekmek bölünürken, kalplerde merhamet çoğalıyor. İşte bu mübarek ayda fitre ve zekât ibadeti, ihtiyaç sahiplerinin kapısını çalan en sessiz ama en güçlü iyilik olarak öne çıkıyor.

Ramazan ayıyla birlikte fitre ve zekât konusunda merak edilen sorular yeniden gündeme geldi. İl Müftülüğü ADRM Koordinatörü ve Vaiz Zeynep Narin, zekâtın önemi, kimlerin yükümlü olduğu ve fitrenin kimlere verilmesi gerektiğine dair önemli açıklamalarda bulundu.

Zekât, İslam’ın Temel Direklerinden Biri

Zekâtın, İslam’ın üçüncü temel rüknü olduğunu hatırlatan Narin, bu ibadetin hem bireysel hem de toplumsal yönüne vurgu yaptı. Kur’an-ı Kerim’de yaklaşık otuz yerde namazla birlikte anılan zekâtın, İslam’daki yerinin son derece önemli olduğunu belirten Narin, Peygamber Efendimizin “Allah, zekâtı ancak mallarınızın kalan kısmını temizlemek için farz kıldı” hadis-i şerifini hatırlatarak zekâtın malı arındıran bir ibadet olduğunu ifade etti.

Zekâtın, dinen zenginlik ölçüsü kabul edilen nisap miktarı mala sahip olan Müslümanların Allah rızası için belirli kişilere vermesi gereken bir pay olduğunu belirten Narin, zekâtın farz olması için malın nisap miktarına ulaşması, artıcı nitelikte olması, üzerinden bir yıl geçmesi ve temel ihtiyaçlar ile borçlar düşüldükten sonra bu miktarın elde bulunması gerektiğini söyledi. Nisap miktarının altında 80,18 gram, devede beş, sığırda otuz, koyun ve keçide kırk adet olarak belirlendiğini ifade etti.

Asli İhtiyaç Nedir?

Zekât yükümlülüğünde “asli ihtiyaç” kavramının önemine değinen Narin, İslam’ın kişiye taşıyamayacağı bir sorumluluk yüklemediğini vurguladı. Kişinin kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerinin temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olması gerektiğini belirten Narin, barınma, gıda, giyim, sağlık, ulaşım, eğitim, ev eşyası, mesleki araç-gereçler, kitaplar ve günlük cari giderlerin asli ihtiyaç kapsamında değerlendirildiğini söyledi.

Zekât Kimlere Verilir, Kimlere Verilmez?

Zekâtın verileceği yerlerin Kur’an-ı Kerim’de açıkça belirtildiğini dile getiren Narin, Kur'an-ı Kerim’de yer alan Tevbe Suresi 60. ayete atıfta bulundu. Buna göre zekâtın fakirlere, miskinlere, zekât toplayan görevlilere, kalpleri İslam’a ısındırılmak istenenlere, borçlulara, Allah yolunda olanlara ve yolda kalmış kimselere verilebileceğini ifade etti.

Fakir ve miskinin, temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olmayan kimse olduğunu belirten Narin, borçlunun ise borcunu ödeyecek malı dışında nisap miktarı malı bulunmayan kişi olduğunu söyledi. Yolda kalmış kimsenin ise memleketinde malı bulunsa dahi yolculuk esnasında parasına ulaşamayan kişi olduğunu aktardı. Günümüzde banka kartı gibi imkânlarla parasına erişebilen kimselerin bu kapsamda değerlendirilmeyeceğini de sözlerine ekledi.

Zekâtın anne-baba, büyükanne-büyükbaba, çocuklar ve torunlara, eşe, Müslüman olmayanlara ve nisap miktarı mala sahip zenginlere verilemeyeceğini ifade eden Narin, fakir olan damat ve geline, ayrıca kayınvalide ve kayınpedere zekât verilebileceğini belirtti.

Zekât Hayır Kurumlarına Verilebilir mi?

Zekâtın ilke olarak ihtiyaç sahiplerinin hakkı olduğuna dikkat çeken Narin, zekâtın cami, okul, yol veya benzeri hizmetlere harcanmasının Hanefi mezhebine göre caiz görülmediğini söyledi. Ancak bir hayır kurumu ya da sivil toplum kuruluşu, topladığı zekâtı doğrudan Kur’an’da belirtilen hak sahiplerine ulaştırıyorsa, bu kuruluşlara zekâtın emanet edilebileceğini ifade etti. Zekâtı genel giderlerde kullanan kuruluşlara ise zekât verilemeyeceğini vurguladı.

Fitre, Bayram Sevincini Paylaşmaktır

Zekât gibi mali bir ibadet olan sadaka-i fıtrın da Ramazan ayının önemli yükümlülüklerinden biri olduğunu belirten Narin, fitrenin Ramazan Bayramı’na kavuşan ve temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan Müslümanların kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler için vermesi gereken bir ibadet olduğunu söyledi.

Fitrenin, toplumda sevgi ve kardeşlik bağlarını güçlendirdiğini belirten Narin, fakirlerin bayram sevincine ortak olmasına vesile olduğunu ifade etti. Fitrenin vacip olma zamanının bayramın birinci günü olmakla birlikte Ramazan ayı içerisinde de verilebileceğini, hatta bayram namazından önce verilmesinin daha faziletli kabul edildiğini kaydetti. Şafiî mezhebinde ise fitrenin farz kabul edildiğini ve nisap şartı aranmadığını da sözlerine ekledi.

2026 Yılı Fitre Miktarı 240 TL

2026 yılı Ramazan ayı için fitre miktarının 240 TL olarak belirlendiğini açıklayan Narin, bu tutarın bir kişinin günlük gıda ihtiyacı esas alınarak tespit edildiğini söyledi. Bu miktarın alt sınır olduğunu vurgulayan Narin, imkânı olanların daha fazla verebileceğini belirtti. Fitrenin nakdi olarak verilebileceği gibi gıda maddesi olarak da ayni şekilde verilebileceğini, ancak ihtiyaçların doğru karşılanabilmesi açısından nakit vermenin daha uygun olabileceğini ifade etti. Ayrıca belirlenen tutarın günlük oruç fidyesi bedeli olarak da geçerli olduğunu dile getirdi.

Narin, sözlerini “Rabbim bu mübarek ayda yaptığımız bütün ibadetleri makbul eylesin” duasıyla tamamladı. Ramazan ayının manevi ikliminde yardımlaşma ve dayanışmanın artması gerektiğine dikkat çeken Narin’in mesajı, şehirde Ramazan hazırlıklarının hız kazandığı bu günlerde vatandaşlara önemli bir hatırlatma niteliği taşıdı.

Kaynak: Diyarbakır Söz

Çok Okunan Haberler