KUYUMCULARIN DERİN ÇEKİŞMESİ!…
Diyarbakır’da kuyumculuk sektöründe sessiz ama giderek büyüyen bir gerilim hâkim… Mesele yalnızca altın fiyatları değil… Konu piyasanın işleyişi, rekabet anlayışı, meslek ahlakı ve sektör temsilcilerinin tutumu…
***
Özellikle sektöre yeni girmek isteyen işletmeler ile mevcut yapı arasında dikkat çekici bir çekişme yaşanıyor. Ortaya atılan iddialar hafife alınacak türden değil… Yeni açılacak kuyumculara çeşitli fiili engeller çıkarıldığı, hatta bazılarına hizmet verilmediği konuşuluyor.
***
Sektörde belirli bir hâkimiyet anlayışının oluştuğu yönündeki iddialar ise kulaktan kulağa değil, artık kamuoyuna yansıyor. Oysa Anadolu’nun kadim ticaret geleneğinde bir düstur vardır.. “Rızkı veren Allah’tır; rekabet düşmanlık değil, bereket vesilesidir.” Ahilik kültürü tam da bunu öğretir… Esnafın birbirinin ayağına basmasını değil, birbirine omuz vermesini öğütler.
***
Gazetelere ve sosyal medyaya düşen tartışmalar, artık meslek içi bir mesele olmaktan çıktı. Serbest piyasanın temelinde rekabet vardır. Rekabetin zayıfladığı yerde fiyat dengesi bozulur, vatandaş korunamaz, piyasa birkaç güçlü aktörün kontrolüne açık hâle gelir..
***
Bugün Diyarbakır’da gram altın alış-satış makasının yüksekliği de tam olarak bu yüzden sorgulanıyor. Aynı ekonomik şartlarda Gaziantep’te, Elazığ’da ya da başka şehirlerde daha düşük farklarla işlem yapılabiliyorsa, vatandaş doğal olarak şu soruyu soruyor.. “Niçin Diyarbakır’da daha pahalı?”
***
Bu soru küçümsenemez… Yüksek makas sadece rakam değildir.. Bu vatandaşın cebinden sessizce çıkan görünmez bir maliyettir. Daha açık ifadeyle, söğüşlemektir! Evlenmeye hazırlanan gençler… Üç kuruş birikimini korumaya çalışan emekliler… Çocuğuna altın almak isteyen aileler…Herkes bu yükü hissediyor.
***
Ahilikte bir söz vardır.. “Esnafın terazisi sadece tartıyı değil, vicdanı da gösterir.” Bugün mesele tam da budur… Vatandaş artık yalnızca altının gramını değil, piyasanın vicdanını da tartıyor. Bazı kuyumcuların işyeri açılışlarına getirilen sınırlamaları yargıya taşıması ise dikkat çekici…
***
Demek ki mesele yalnızca ekonomik değil.. Mesele hukuki ve kurumsal bir iç hesaplaşmaya dönüşme riski taşıyor. Elbette her meslek örgütü belirli bir düzen ister. Ancak düzen ile piyasa kontrolü arasındaki çizgi çok hassastır. Ticaret hayatı kapalı devre ilişkilerle değil; girişim özgürlüğü, fırsat eşitliği ve adil rekabet anlayışıyla gelişir.
***
“Ticarette güven sermayeden büyüktür.” Elbette ki böyledir.. Bir şehirde güven sarsılırsa, müşteri önce alternatif arar… Sonra başka şehirleri tercih eder… En sonunda ise o piyasanın itibarı aşınır. Diyarbakır, tarih boyunca çarşı kültürüyle büyümüş kadim bir ticaret şehridir. Bu şehir çeşitlilikle, üretimle, alışverişle ve esnaf dayanışmasıyla ayakta kaldı.
***
Ahilik kültüründe dükkân açanın rızkından korkulmaz!.. Bilinirdi ki “Komşusu siftah yapmayan esnafın kazancı bereket getirmez.” Bugün ise insanlar altını başka şehirlerden alma ihtiyacı hissediyorsa, burada yalnızca fiyat farkı değil; güven kaybı da vardır. Asıl tehlike de budur…
***
Bugün Diyarbakır altın piyasası kritik bir dönemeçte… Ya rekabetin önünü açarak piyasa güvenini yeniden güçlendirecek… Ya da yüksek makasların ve kapalı yapı eleştirilerinin gölgesinde itibar kaybıyla karşı karşıya kalacak…İpin koptuğu yerde yalnız ticaret değil, güven de dağılır.
***
Velhasılı kelam.. Altının ayarı bozulursa kuyumcu zarar eder… Vicdanın ayarı bozulursa şehir kaybeder… Biz hal-i hazırda, Diyarbakır’daki “sarraf dostlara” naçizane tavsiyemiz.. Vaki ise, “içinizdeki çürükleri, ayıklamak gayretinizin rotası” sektörü güvensiz, tekelci anlayışta tutmak değildir..
***
GÜNÜN SÖZÜ:
Ahilikte kazanç, yalnız cebin değil; vicdanın da dolu olmasıdır.
***
HAYIRLI CUMALAR
Yorumlar