ŞİMDİ DE KEYFİ YÖNETİM Mİ?

Önceki gün bu köşede, Diyarbakır’daki hastanelerin koridorlarında cirit atan lağım farelerini yazmıştım. Elbette sözünü ettiğim yalnızca duvar diplerinde dolaşan kemirgen cardonlardeğil.. Asıl dikkat çekmek istediğim gerçek şu..İhmalin, denetimsizliğin ve sorumluluktan kaçan yönetim anlayışının sağlık sistemini nasıl da içten içe kemirdiğini haykırmaktır!.

***

O nedenle meseleyi hiçbir zaman sadece bir fare meselesi olarak görmedim.. Öyle inanıyorum ki, okurlarım da ahali de görmüyor.. Mesele sorunları görenlerin görmezden gelmesi, duyanların duymamış gibi davranması, sorumluların ise her defasında üç maymunu oynamasıdır. "Görmedim, duymadım, bilmiyorum..."

***

Son yıllarda kamu kurumlarında ne yazık ki en çok uygulanan yönetim modeli haline gelen bir anlayış bu!… En bariz örnek.. İşte, Yenişehir ilçesindeki Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi'nden yansıyan, iddialar! Konuşan, bir hekim. Üstelik aynı zamanda Hekimsen İl Temsilcisi. Ortaya koyduğu iddialar sıradan bürokratik tartışmaların çok ötesinde!!!.

***

İddiasına göre, Göğüs Hastalıkları Yoğun Bakım ve Nöroloji Yoğun Bakım ünitelerinde görev yapan hekimlerden aktif nöbet yerine icap usulü çalışma isteniyor.. İddianın içerisinde sorular da var.. Bu uygulama mevzuatın gereği midir, yoksa yönetimsel bir tercih midir?.. Tabi ki eklemeler de var..

***

Ama ben soruyorum bu kez?.. Eğer mevzuata uygunsa neden tartışılıyor?.. Eğer mevzuata aykırıysa neden uygulanıyor?  Ve daha önemlisi ise, bu uygulamanın doğuracağı olası sonuçların sorumluluğunu kim üstlenecek?.. Ne diyoruz..Sağlık hizmetlerinde hata payı yoktur.  Özellikle de yoğun bakım ünitelerinde!!!.

***

Çünkü buralarda dakikaların bile hayati önem taşıdığını biliyoruz.. Buralarla alakalı alınan her kararın arkasında biliniyor ki, bilim, hukuk ve mevzuat zorunludur. Keyfiyet değil. Malum, sağlık kişisel yorumlarla değil, kurallarla yönetilir. Aksi takdirde ortaya güven sorunu çıkar. Yaşanan ve tartışılan da budur.

***

Doğrusu şudur ki,  yaşanan ve yaşatılanlar yeni değil.. Hatırlayın, Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı hastanelerde vuku bulan hadiseleri.. Ve bunlara dair ortaya konulan tepki cümlelerini.. Birçok skandalın ardından, klişe ifadeler.. Ama en çok da takınılan tavır hasır altı….

***

Biz bize konuşmuş kalıyoruz!.. Bir kaç gün biz konuştuk, yazdık, çizdik ahali ses yükseltti. Sonra mı?.. Dosyalar olduğu gibi raflara kaldırıldı, sorumlular sessizliğe gömüldü. Sorunlar ise olduğu yerde, yumağı daha bir büyüdü…  Eee, boşuna söylenmiyor keyfiyet, zaafiyet üretir..

***

Bugün hastane koridorlarında farelerin dolaşması da, yoğun bakım uygulamalarının tartışma konusu olması da aslında aynı fotoğrafın farklı kareleridir. Birinde temizlik zaafı vardır. Diğerinde yönetim zaafı. İkisinin de ortak noktasına gelince, koca bir denetimsizliktir.

***

Bu durumun bedelini de maalesef ödeyenler yöneticiler değildir. Bürokratlar değildir. Makam sahipleri değildir. Bedeli ödeyenler hastalardır. Tedavi bekleyen insanlardır. Yakınlarının başında umutla bekleyen ailelerdir.

***

Sonuç itibariyle derim ki..Yoğun bakımların işleyişi, nöbet sistemi ve hasta güvenliğini tartışma konusu haline getiren bir keyfiyet varsa, mesele doğrudan doğruya sağlık yönetiminin bizatihi kendisidir artık!… Ve hiçbir yönetici, görmedim, duymadım, bilmiyorum diyerek bu sorumluluktan, kaçamaz!.. Ve de hesabı sorulmalıdır!…

***

GÜNÜN SÖZÜ

Lağım fareleri karanlığı sever, keyfiyet ise denetimsizliği, her ikisi de sessizliğin olduğu yerde üreme yapar!.

 


Yorumlar

Yorum Yap