D.Ü'den kritik çalıştay!

"Tüm Yönleri ile Boşanma" çalıştayı bugün startını alıyor. Bakan Fatma Şahin'in katılacağı çalıştay iki gün sürecek, 30 Akademisyon ve 17 STK ile uzmanlar görüş ortaya koyacak.

D.Ü'den kritik çalıştay!

Dicle Üniversitesi'nde 30-31 Mart tarihlerinde yapılacak olan "Tüm Yönleri ile Boşanma Çalıştayı"nın hazırlıkları tamamlanırken, Çalıştay'a Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, 30 akademisyen, 17 Sivil Toplum Kuruluşu, uzmanlar, kamu kurumlarının katılımı yapılacak. Çalıştay öncesi bilgi veren Dicle Üniversitesi Genel Sekreteri Prof. Dr. Sabri Eyigün, Türkiye'de ve Diyarbakır'da ilk defa bu çaplı bir çalıştayın düzenlendiğini belirterek, "Diyarbakır'da ilk defa böyle bir çalıştay gerçekleşiyor.

Yanlızca Diyarbakır'da değil Türkiye'de ilk defa bu tür bir çalıştay yapılıyor. Daha önce buna benzer yapılanlar sempozyum ve kongre şeklindeydi. Sempozyumlar yapılır sonrada herkes çekip giderdi. Ancak çalıştayda masalar oluşturuluyor ve bu masalarda bilim insanları 2 gün boyunca konuyu tartışıyorlar ve daha sonra sonuç bildirgesi hazırlıyorlar. Dolayısıyla alanında uzman 30 akademisyen, 17 sivil toplum kuruluşundan uzman veya ilgili kamu biriminden uzmanlar katılarak boşanmanın nedenlerini, niçinlerini tartışacaklar" dedi.

"TÜRKİYE'DE BOŞANMA ORANLARI SON 10 YILDA YÜZDE 100 ARTTI"

Prof. Dr. Sabri Eyigün, Türkiye'de son 10 yıl içerisinde boşanma oranlarında yüzde 100'lük bir artış olduğunu belirterek, "Boşanma oranları tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çok ciddi oranlarda yükseldi. Türkiye'de son 10 yılda boşanma oranları yüzde yüz arttı. Bölgemizde diğer bölgelere göre az olmasına rağmen istatistiklere göre son 2 yıl içerisinde yüzde yüz artmış durumda. Dolayısıyla bu çalıştaydaki amacımız yeni bir aktivite düzenleyerek nedenlerini önce halkımıza anlatmak, ailelere anlatmak, okullarda velilere anlatmak toplantılarda farklı yerlere anlatmak yani boşanmanın nedenlerinin kişilere anlatılmasını sağlamak ve bu konuda bir bilinç uyandırmak, daha sonrada öncelikle Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı başta olmak üzere ilgili birimlere gönderilerek nedenlerini onlarında görmelerini sağlamak ve bu konuda ortak bir deneyim elde etmek, ortak bir birikim elde etmektir. Yani biz yanlızca çalıştayı yapıp bırakmayacağız çalıştayın arkasından da bundan kim istifade edecekse Bakanlıklar dahil olmak üzere diğer üniversitelere, kadın kuruluşlarına, aile içi iletişim uzmanlarına geniş bir şekilde tüm Türkiye'ye ve kamu Oyuna duyurmaya çalışacağız" dedi.

"EVLİLİKLERDEKİ BOŞANMA SADAKATSİZLİKTEN KAYNAKLANIYOR"

Prof. Dr. Sabri Eyigün, Ameri'kada her iki evlilikten birinin boşanmayla sonuçlandığını, Türkiye'deki boşanmalarında yüzde 25'inin aldatma ile sadakatsizlikten kaynaklandığını belirterek, "Boşanma oranlarına baktığımız zaman boşanmalar en çok gelişmiş ülkelerde yaşanıyor. Örneğin Amerika'da her 2 evlilikten biri boşanma ile sonuçlanıyor. Bu bize bir ölçüdür. Gelişmiş ülkelerin hayat şartları hayat felsefesi ve tüketim toplumu boşanmada ciddi bir etkendir. Burada ikinci bir etken aldatmadır. Etik değerlerde çok ciddi bir erezyon yaşanıyor. Türkiye'deki boşanma oranlarının yüzde 25'i aldatma ve sadakatsizlikten kaynaklanıyor. Bu da şunu gösteriyor, ahlaki değerler azaldıkça boşanma oranları artıyor. Artık insanlar birçok şeye tahammül edemiyor, en küçük bir şeyde bu işi boşanmaya taşıyabiliyor. Bu da dediğim gibi refah toplumların en büyük temel sonuçlarından biridir. Bizim toplumumuzda son 10 yılda çok hızlı bir değişim yaşanıyor. Bu hızlı değişime bazıları çok fazla ayak uydururken bazıları ise geride kalabiliyor" dedi.

Prof. Dr. Sabri Eyigün, boşanmak isteyen bayanların yüzde 91'inin ekonomik özgürlüğü olan çalışan bayanlar olduğunu belirterek "Örnek olarak boşanmak isteyen kadınların yüzde 91'i çalışan kadınlar. Çalışan kadın maddi imkanı olunca rahata alışınca ve imkanlara alışınca erkeğe karşı tahammülü az oluyor. Televizyon dizileri, Televole gibi programlar nedeniyle hayatın çok farklı olduğunu zanneden insanlar beylerinden ve hanımlarından çok farklı beklentilere gidebiliyorlar. Eskiden beylerin sadece evine maddi imkan getirilmesi beklenirdi ama şimdi farklı beklentiler de olabiliyor. Örnek olarak bir sevgililer gününde bile bir çiçek beklentisi hatta en ücra köylerde bile sevgililer günü için farklı beklentiler içine girenler var" diye konuştu.

"BÖLGEDE BOŞANMA HOŞGÖRÜ İLE KARŞILANMIYOR, ONAYLANMIYOR"

Prof. Dr. Sabri Eyigün, bölgede boşanma oranının düşük olmasının nedeninin boşanmanın hoşgörülü karşılanmadığını, bu nedenle ailelerin boşanmayı engellediği ifade ederek, "Bölgemizde boşanma oranlarının düşük olmasının sebebi, özelikle boşanmaya hoş görülü bir bakış açısı yok. Yani bölgemizde boşanma onaylanmıyor. Onaylanmadığı için de çiftler buna çok rahat karar veremiyor. Boşanma aşamasında olan çiftler aile büyükleri ile görüşüyor ve aile büyükleri bunu fark edince devreye giriyor ikna ediyor, zorluyor, bir de boşanmayı engelleyebiliyor ve boşanan kadınlara çok da iyi gözle bakılmıyor. Bizim bölgemizde özelikle boşanan kadınların anne babaları kızın çocuklarını kabul etmiyor. Kızım boşanırsan eve dönebilirsin ama çocuklarını getiremezsin diyor. Bu da kişilerin boşanma konusunda çok çabuk karar verememeye zorluyor. Bu iyi mi olur kötü mü olur ayrı bir konu ancak sadakatsizlik gibi, şiddet gibi boşanmayı zaruri kılan olaylar dışında diğer aile içi iletişimsizlik ve geçimsizliklerde bu tarz hoş karşılanmama boşanmayı erteleyebiliyor veya zamanla düzelebiliyor" diye konuştu.

"EVLİLİK DİKENLİ BİR BAHÇEYE BENZER"

Eyigün, özellikle dizilerde evlilik dışı ilişkilerin normalmiş gibi gösterilmesi nedeniyle Batı illerinde boşanma oranlarını arttırdığını belirterek, "Türkiye'nin batısında boşanma daha fazla ve normal görünmeye başlandı. Bunun en fazla etkileyen de dizilerde evlilik dışı ilişkilerin çok normal gösterilmesi bunları insanların bilinç altında normalleştirdi. İnsanlar boşanmadan önce bilinç altında boşanmanın normal olduğunu ve daha sonra toplumda bunu hoş görünce ciddi boyutta karşı çıkmayınca bireylerde de tahammül sınırı düşük olduğu için küçük bir sıkıntıda buna karar verebiliyorlar. Evlilik dikenli bir bahçeye benzer, bahçeye nasıl ilgi ve özen göstermek gerekiyorsa evliliğe de aynı şekilde bakılması gerekiyor. Bizim toplumumuzda evlilik öncesi nişanlılık ve flört dönemlerinde kişiler giyimlerine, kuşamlarına, ilgi, alaka ve hediyeler alıp vermeye çok dikkat ederler ancak evlilik sonrası bunların olmaması gibi bir kanaat sanki oluşuyor. Dolayısıyla beklentiler farklı oluyor, komşulardan, çevreden ve televizyondan gördüğü o ilgiyi alakayı görmeyince küçük bir sıkıntı çözülmeyince bu büyüyor ve ilerde de patlak veriyor. Onun için benim önerim, insanların en az bir bahçelerine baktığı gibi arabalarına özen gösterdikleri kadar evliliklerine de özen göstermelerini istiyorum" diye konuştu.

Kaynak: Diyarbakır Söz