Namlular savunmasıza

Türkiye’nin silahlı şiddet olaylarında dünyada 11’inci sırada olduğunu söyleyen Umut Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Dr. Ayhan Akcan, silahların en çok kadınlara karşı kullanıldığını belirtti.

Namlular savunmasıza

Dünyada her yıl 28 Eylül, “Dünya Bireysel Silahsızlanma Günü” olarak anılıyor. Bireysel silahlanmayı önlemek için çeşitli çalışmalar yürüten Umut Vakfı'nın yerel ve ulusal gazetelerde çıkan şiddet haberlerini derleyerek hazırladığı “Türkiye Silahlı Şiddet Haritası 2021 Raporu”na göre, 2021 yılında silahlı olaylarda 2 bin 145 kişi yaşamını yitirdi, 3 bin 896 kişi yaralandı. Yine vakfın raporuna göre, yaşanan şiddet olaylarının yüzde 85'inde ateşli silah, yüzde 15'inde kesici alet kullanıldı. Umut Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ayhan Akcan, Türkiye'deki bireysel silahlanma ve buna karşı nasıl bir mücadelenin yürütülmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

3 EVDEN BİRİNDE SİLAH BULUNUYOR

Dünyada yaklaşık 750 milyon sivilde silah olduğunu aktaran Akcan, Türkiye'de bu rakamın 25 milyon civarında olduğunu belirtti. Neredeyse 3 evden birinde silah olduğunu söyleyen Akcan, "Tabi bu kadar yaygın olmasına bağlı olarak da silahla işlenen suç verilerine baktığımızda da maalesef hemen hemen 3 aileden birinde geçmişinde silahla ilgili bir şiddet olayı var. Yani ya ölmüş ya öldürülmüş ya da yaralanmış. Bireysel silahlanma bu kadar ciddi ve sosyal bir sorun olarak karşımıza çıkıyor" diye konuştu.

İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre bireysel silahlanma da azalma olduğu öne sürüldüğünü ancak vakfın verilerinin tam tersini işarete ettiğini belirten Akcan, "Fakat Umut Vakfı’nın verilerine baktığımız zaman silahla ilgili suçlarda her yıl yüzde 3-5 arası artış var. Bu da bizim verilere göre Türkiye’de bireysel silahlanmanın arttığını gösteriyor" dedi.

EN ÇOK KADINLARA DÖNÜK KULLANILIYOR

Akcan, silahla yaşanan olayların yüzde 18'inde, silahların kadına yönelik şiddette kullanıldığını söyledi. Silahların yüzde 60 oranında kadınlar, çocuklar ve savunmasız insanlara dönük kullanıldığını belirten Akcan, bunun ciddi bir problem olduğunun altını çizdi. 

Türkiye'de silahlı olaylarda yaklaşık her gün 15'e yakın kişinin öldüğünü ve 25 kişinin de yaralandığını ifade eden Akcan, Türkiye'nin silahlı şiddet olaylarında dünyada 11'inci sırada olduğunu aktardı.

'SINIRLANDIRILMASI GEREKİYOR'

Uzlaşma ve hukuk kültürünün öne çıkarılması gerektiğini ifade eden Akcan, sivil silahlanmanın sınırlandırılması gerektiği vurgusunu yaptı. Akcan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bizim hedefimiz nihai olarak yasaklanması. Onu yapamazsanız maalesef hem uzlaşma kültürünü hem de hukukun üstünlüğünü veya problem olduğunda hukuk tarafından problemin çözüleceği tarzındaki düşünceyi oluşturamıyorsunuz. Silah Türkiye’de her alan da var. Maalesef her alanda olduğu için sıklıkla silahla intihar var. Trafikte, evde silahlı olaylar var. Onun için yaygınca kullanılıyor ve ciddi problem olarak karşımıza çıkıyor."

Türkiye'de silah alanların yüzde 70'inin kendini güvende hissetmek ve caydırıcı olması amacıyla aldığını dile getiren Akcan, "Ama bunun pratikle bir ilgisi yok. O aldığı silah başına bela oluyor. Ufak bir tartışmada kullanıyor, cinayet işliyor. İnsanı koruyan silah değil, akıl" diye belirtti.

'HUKUKA GÜVENDE AZALMA VAR'

Türkiye'deki insanların polis, jandarma ve hukuka olan güven duygusunda ciddi bir azalma olduğunu söyleyen Akcan, "2000 yılında 'polis ve jandarma benim can ve mal güvenliğimi sağlar' noktasındaki güven duygusu yüzde 50 civarındayken şu anda yüzde 40'lara düşmüş durumda. Bundan dolayı en önemli nokta bizim buraya baskı unsuru olmamız lazım. Yani devletin kolluk kuvvetleri bizim can ve mal güvenliğimizi koruma noktasında daha donanımlı, hareketli ve güven tazeleyen bir durumda olması lazım. Biz silah aldığımız zaman kendimizi koruyamayız. Öyle birşey yok. Onun için silah varsa şiddete davetiye çıkartıyorsunuz. Silah varsa en az 5 kat intihar etme olasılığınız var. 12 kat cinayet işleme olasılığınız var. 'Ben korurum, öfkeme hakim olurum, cinayet işlemem kenarda dursun, caydırıcı olsun' mantığı pratikle bir alakası yok" ifadelerini kullandı.

SİLAHLANMADA NE TÜR ÖNLEMLER ALINABİLİR?

Bireysel silahlanmanın yasaklanması gerektiğini yineleyen Akcan, kamu spotu yapılması gerektiğini belirterek, silahlanmanın önüne geçilmesi için alınması gereken önlemlere dair şunları söyledi: "Havaya ateş etmenin aynı zamanda cinayet işleme olasılığı olduğunu ve yargılanabileceğini bilmeli. Yine ihbar hattı kurulmalı. Silah vermeden ciddi sağlık muayenesi yapmak gerekiyor. Eve silah alan erkeğin mutlaka kadından icazet alması gerekiyor. Taşıma ruhsatı alındığında muhakkak hukuk bürolarından veya şirketin avukatından referans istemi alınması gerekiyor. Ki sosyal olaylarda silah sahibi kişinin yani iflas ettiğinde, boşanma sürecine girdiğinde veya herhangi bir akıl hastalığı, depresyon veya ciddi bir madde bağımlılığı olduğunda da intihar edebileceğini, cinayet işleyebileceğini biliyoruz. Onun içinde o anda el konulmasını hızlandırmak amacıyla ruhsat sonrası eğitim zorunluluğu, ruhsat sonrası evde denetim zorunluluğu, silah ve mermilerin ayrı kasalarda kilitli bir şekilde tutulması gibi basit tedbirler alınmalı. Bu şekilde Türkiye'deki silahla ilgili şiddetlerde yüzde 50 azalma yapılabilir."

Cezaların arttırılmasının da silah kullanımında caydırıcı bir rol oynadığını belirten Akcan, caydırıcı cezaların arttırılması gerektiğini vurguladı.

Kaynak: Diyarbakır Söz