Görüş Bildir

Hülya Koçyiğit Altın Baklava Ödül gecesine adeta damgasını vurdu

Hülya Koçyiğit Altın Baklava Ödül gecesine adeta damgasını vurdu

Yeşilçam'ın ünlü ismi Hülya Koçyiğit, bu sene 3. sü düzenlenen Altın Baklava ödül töreninde juri başkanıydı. Tören öncesi sevenleri ile buluşan Koçyiğit, geçmişine dair sorulan soruları içtenlikle yanıtladı

Gaizantep'te Hasan Kalyoncu Üniversitesi tarafından bu sene 3. sü tertip edilen 3. Altın Baklava Film Festivali'nde çok tanıdık bir isim vardı. Festival'de juri başkanı olarak bulunan isim Hülya Koçyiğit idi. Hülya Koçyiğit, tören öncesinde katıldığı söyleşi de kendisine sorulan soruları yanıtladı. Üniversite gençlerinin kendisine yönelttiği sorulara cevap veren Hülya Koçyiğit, bu dönem öğrencilerinin çok sanslı olduğundan bahsetti. İstediği bölümde okumanın faydalarından bahseden ünlü isim, kendisinin hayatının dönüm nktası olan döneme değindi ve Susuz Yaz filmi ile yıldızı parladığından bahsetti. Susuz Yaz'dan sonra eğitim hayatını bıraktığını açıklana Koçyiğit, en çok izlediği dizinin Diriliş Ertuğrul olduğundan bahsederken, Ertuğrul'un annesi Haymana karakterini kendisine çok yakıştırdığından bahsetti. 

SEVGİYE AÇIK OLMALIYIZ

Törende öğrencilerin kensisine yönelttiği sorular karşısında içtenlikle cevap veren Koçyiğit eğitimin öneminde bahsetti ve  "Hangi mesleği yaparsak yapalım ama 'insan' olmayı başaralım. Yaptığınız iş özellikle sinema ise insana, insanı anlatıyorsunuz. Adeta onun yüzüne ayna tutuyorsunuz. Bu meslekte benim en değerli kazancım beni daha da insanlaştırmasıdır. İnsanlarla iletişim içerisinde olmamı sağlamasıdır. Kendinizi çok başarılı görebilir, böbürlenebilirsiniz ama öyle değil. Arkandan gelen başka bir ses senin üzerinden geçer. Bu yüzden öğrenmeye açık olmalıyız. Sevgiye açık olmalıyız."dedi. 

YA EĞİTİM YA SİNEMA DENİLDİ

Damadı Engin Altan Düzyatan'ın başrolünü oynadığı Diriliş Ertuğrul dizisine olan sevgisinden bahseden Koçyiğit, kendi sinema hayatına atıldığı günlerden bahsetti ve "Ankara'ya Devlet Konservatuarı'na yatılı bir talebe olarak gittim ve tiyatro eğitimi almaya  başladım. Eğitiminin ikinci yılından sonra 'Susuz Yaz' adlı filmle tanıştım. O gün bugündür sinemanın içindeyim. Sadece bir heves olarak değil, gerçekten iliklerine kadar yaşamış, o aşkı acısıyla tatlısıyla tatmış ve giderek adeta bir tutkuya dönüştü hayatıma. Susuz Yaz benim için yaz döneminde yaptığım bir filimdi. Yönetmeni çok kıymetliydi ve ailem yönetmeni yakından tanıyordu. Yaz bitince ben okuluma dönecektim, bütün planlarımız buydu. Fakat yaz sonu aniden babamı kaybettik. Babam 39 yaşındaydı ve sportmen bir delikanlıydı. Hiçbir hastalığı falan yoktu, ama çok ani bir ölüm oldu. Önümde açılmış bir yol vardı. Okuluma gitmek veya sinemaya devam etmek. Kız kardeşlerim vardı, onlar talebiydi. Annem çalışan bir kadın değildi. Bir işaretti bu benim için. 'Hayat yolu açıldı, ya buradan devam edeceksin, ya da başka bir seçim yapacaksın' denildi. O gün bugündür içimde hep ukdedir. Eğitimimi tamamlayamamamın bir ezikliği vardır içimde. Belki de bu yüzden eğitim gören gençlere müthiş hassasiyetle yaklaşıyorum."dedi.