Cumhurbaşkanı Erdoğan: Masada olmaya mecburuz, seyirci kalamayız!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Genel Kurulu'nda yeni yasama yılının açılışında yaptığı konuşmada, "Musul'un hemen kuzeyinde Telafer var. Musul'a yapılacak bir operasyonun Telafer'i de hedeflediğini burada özellikle hatırlatmak istiyorum. Türkiye olarak masanın dışında kalamayız. Masada olmaya mecburuz. Onlar orada sonuç belirlemek istiyor. Biz artık bundan sonra buna seyirci kalamayız. Bunun kararını da işte burası verecek" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Masada olmaya mecburuz, seyirci kalamayız!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM'nin 26'ncı Dönem 2'nci Yasama Yılı'nın açılış konuşmasını gerçekleştirdi. TBMM Genel Kurul Salonu'nda hitap eden Erdoğan, 15 Temmuz günü yaşanan darbe girişimine değinerek, "Hiç şüphesiz 23 Nisan 1920 gününden bugüne kadar geçen sürede TBMM tarihinin pek çok önemli dönüm noktası vardır. İnanıyorum ki bundan sonra 15 Temmuz 2016 gecesinin TBMM'nin tarihinde de ayrı ve özel bir yeri olacaktır. Milletimiz terör örgütlerine olduğu gibi darbe heveslilerine de meydanı bırakmayacağını cümle aleme gösterdi. Şahsım başta olmak üzere bu salonda bulunan milletvekillerimizin tamamının milletimize can borcu olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Milletimize borcumuzu ödeyebilmek için hep birlikte daha çok çalışmalı, üretmeli ve ülkemizi ileri taşımalıyız" diye konuştu.

"HER MECRADA 15 TEMMUZ'UN İŞLENMESİNİ TEŞVİK ETMELİYİZ"

15 Temmuz'un unutturulmaması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "15 Temmuz'u unutmamak ve unutturmamak mecburiyetindeyiz. Bunun için okullardaki ders müfredatları ve ders kitaplarından, belgesellere, filmlere, edebi eserlere kadar her mecrada 15 Temmuz'un işlenmesini teşvik etmeliyiz. Bu mücadelede tereddüte düşen, bunalan herkese şunu tavsiye ediyorum. Böyle bir durumda şehitlerimizin listesini önünüze koyun. Resimlerine, ailelerine, mesleklerine bir bakın. O gece çekilen görüntüleri izleyin. Şehitlerimizin, gazilerimizin hikayelerini dinleyin. Orada 15 Temmuz darbesini herhangi bir organize ekibin, herhangi bir siyasi, sosyal, ekonomik grubun değil; bu milletin omurgasını oluşturan sıradan insanların bizatihi halkın engellediğini göreceksiniz" ifadelerini kullandı.

"KİM 15 TEMMUZ'U LANETLEYEMİYORSA O DA DARBE GİRİŞİMİNİN BİR PARÇASIDIR"

Darbe girişiminin bazı çevreler tarafından 'tiyatro' olarak değerlendirilmesine tepki gösteren Erdoğan, şöyle konuştu: "Maalesef o gece ve daha sonrasında bu hissiyatı anlamayan, anlamak istemeyenler de oldu. Hatta 15 Temmuz'da yaşananları senaryo, oyun, tiyatro, film diyerek, 'Böyle darbe mi olur', diyerek küçümsemeye çalışanlar oldu. Her kim ki 15 Temmuz'a amasız, fakatsız, lakinsiz 'darbe' diyebiliyorsa veya diyemiyor, lanetleyemiyorsa o da darbe girişiminin bir parçasıdır. En azından gönüllü destekçisidir. Böyle bir yanlışın içine düşenler şehitlerimizin aziz hatırasına, o gece sokaklara dökülen milyonlara daha ötesi milletimizin tamamına hesap vermekten kurtulamayacaktır"

"PKK, FETÖ, DEAŞ KONUSUNDA ORTAK ZEMİNDE BULUŞAMIYORSAK SORUN VAR DEMEKTİR"

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Meclis'imizin yeni yasama döneminde Yenikapı'daki o güzel manzaranın benzerlerinin tekrarlanacağına inanıyorum. Bu demek değildir ki hepimiz her konuda aynı şeyleri düşünecek, aynı şeyleri söyleyeceğiz. Kimsenin böyle bir talebi yok, olamaz da. Yaklaşım farklılıklarımız, inanç, düşünce, tarz farklılıklarımız mutlaka olacaktır. Bizden beklenen milletimizin ve ülkemizin bekasını ilgilendiren temel konularda birlik ve beraberliğimizi güçlü tutmamızdır. Biz PKK terörü konusunda, FETÖ konusunda, DEAŞ konusunda, sınırlarımızın güvenliği konusunda, ortak bir zeminde buluşamıyorsak işte o zaman ortada ciddi bir sorun var; demektir. Yenikapı'da sergilediğimiz ortak duruşu bu sebeple önemli görüyor ve devamını temenni ediyorum"

"ANAYASA VE İÇ TÜZÜK ÇALIŞMALARINI DESTEKLEYECEĞİM"

Konuşmasında yeni Anayasa vurgusu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Anayasa değişikliği konusunda Meclis bünyesinden halen süren çalışmaları olumlu bir adım olarak değerlendiriyorum. Bu çalışmanın kapsamı genişletilerek bir an önce sonuçlandırılması, milletimizde Meclis'imizin uzlaşmayla yapısal değişimi başarabileceği yönünde bir umudun filizlenmesini sağlayacaktır. Bir cumhurbaşkanı olarak, Anayasa ve İç Tüzük çalışmalarını desteklediğimi, destekleyeceğimi belirtmek isterim" diye konuştu.

"TBMM ÜYELERİNİN BÖYLE BİR HAKKI HİÇ YOKTUR"

Cumhurbaşkanlığı makamına yönelik eleştirileri değerlendiren Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı makamını ve mekanını yıpratmaya yönelik çabaları üzüntüyle karşılıyorum. Burada hedef alınan şahsım değil, milletimizin hür iradesiyle yaptığı tercihtir. Hiç kimsenin özellikle de kendileri de seçimle gelen TBMM üyelerinin böyle bir hakkı hiç yoktur. İnşallah bugünden sonra bu anlamsız tartışmayı da geri bırakmış olacağımızı ümit ediyorum" dedi.

"DEAŞ TERÖR ÖRGÜTÜ, SURİYE'DEKİ SORUNUN SEBEBİ DEĞİL SONUCUDUR"

Suriye krizinde Avrupa ülkelerinin sınıfta kaldığını dile getiren Erdoğan, "Türkiye'nin Suriye konusundaki pozisyonu en başından beri nettir. Daha önce Afganistan'ın harap olmasına yol açan El Kaide'den türeyen DEAŞ terör örgütü, Suriye'deki sorunun sebebi değil; sonucudur. DEAŞ, Suriye ve Irak üzerinde hesabı olan herkesin kullandığı elverişli bir malzemeden ibarettir. Kendi ülkelerindeki radikal unsurları bilinçli bir şekilde Suriye ve Irak'a yönlendiren kimi ülkeler, mülteciler ve terörün küreselleşmesi başta olmak üzere sorunun sonuçlarıyla yüzleşmekten ısrarla kaçınıyor. Buna karşılık özellikle Avrupa ülkeleri bu insanlık sınavında sınıfta kalmışlardır" açıklamasında bulundu.

"PKK İLE DEAŞ'IN ÜLKEMİZDE YOĞUNLAŞAN EYLEMLERİ BİZİ MECBUR BIRAKTI"

Fırat Kalkanı harekatına ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Fırat Kalkanı harekatı Suriye'deki terör örgütlerinin hepsine karşı, bölge halkıyla birlikte başlattığımız meşru bir operasyondur. Cerablus'tan başlayarak, batıya ve güneye doğru süren bu operasyonla hedefimiz bu bölgede ilk etapta 5 bin kilometrekare büyüklüğünde terör örgütlerinden arındırılmış bir güvenli bölge tesis etmektir. Suriye toprakları bu şekilde adım adım güvenli hale getirildikçe terör sorunu da çözüme kavuşacaktır. Güney sınırlarımız boyunca kurulmaya çalışılan terör koridoru ve PKK ile DEAŞ'ın ülkemizde yoğunlaşan eylemleri bizi bu projeyi kendi imkanlarımızla uygulamaya mecbur bıraktı. DEAŞ'ın karşısına ısrarla bir başka terör örgütü olan PYD/YPG'yi çıkarmaya çalışanların tezleri Fırat Kalkanı operasyonuyla geçerliliğini yitirmiştir"

"TÜRKİYE OLARAK MASANIN DIŞINDA KALAMAYIZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Benzer bir oyun Musul'da da sahnelenmeye çalışılıyor. Şii milisler ve PKK'nın uzantısı durumundaki terör örgütü mensuplarıyla sahnelenmeye çalışılan bu oyunun da bozulması gerekiyor. Zira Musul'un hemen kuzeyinde Telafer var. Burası da Türkmenlerden oluşuyor. Musul'a yapılacak bir operasyonun Telafer'i de hedeflediğini burada özellikle hatırlatmak istiyorum. Türkiye olarak masanın dışında kalamayız. Masada olmaya mecburuz. Onlar orada sonuç belirlemek istiyor. Biz artık bundan sonra buna seyirci kalamayız. Bunun kararını da işte burası verecek"

"BU TAVIR AB'NİN TÜRKİYE'YE VERDİĞİ SÖZÜ TUTMAK İSTEMEDİĞİNİN İLANI"

Vize serbestisi üzerinden Avrupa Birliği (AB)'ne de seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ekim ayı AB ile ilişkilerimiz bakımından önemli bir tarihtir. Vize serbestisi uygulamasının bu ay yürürlüğe girmesi gerekiyor. Birlik, tarafından yapılan açıklamalara baktığımızda terörle mücadele gibi Türkiye için hayati bir konunun sürecin ön şartı haline dönüştürülmeye çalışıldığını görüyoruz. Bu tavır AB'nin Türkiye'ye verdiği sözü tutmak istemediğinin ilanıdır. Kendileri bilirler. Ülkemizin ısrarla kapıda bekletilmesi kolay değil 53 yıl, AB'nin bizimle ilgili gerçek niyetini göstermiştir. Diplomatik cambazlıklarla üste çıkmaya çalışmanın gereği yoktur."

Kaynak: Diyarbakır Söz

Çok Okunan Haberler