Kategoriler
Köşe Yazısı 23 Temmuz 2026, Perşembe
AnasayfaYazarlar › Ali Yılmaz
Köşe Yazısı Ali Yılmaz 08 Temmuz 2026, Çarşamba

Diyarbakırspor'un 3. Lig'e Dönüşü!

Diyarbakırspor'un bugün yaşadığı tabloya bakınca insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu kulüp gerçekten bu hale gelmeyi hak etti mi?

Yıllar önce, merhum başkan Ahmet Göksu döneminde Prinçlik'te örnek bir dayanışma yaşandı. Göksu'nun kulübe yaptığı hizmetlerden dolayı bölgedeki arazi sahipleri kendi aralarında karar alarak Diyarbakırspor'a yaklaşık 100 dönüm arazi hibe etti.

Ancak bu hibeyi verirken önemli bir şart koydular. Arazi yalnızca Diyarbakırspor tarafından kullanılacak, üçüncü kişilere satılmayacak ve sadece kulübün sportif tesisleri için değerlendirilecekti. Amaç belliydi; Diyarbakırspor'un geleceğini güvence altına almak ve kalıcı tesislere kavuşmasını sağlamaktı.

Aradan yaklaşık otuz yıl geçti.

Peki bugün elimizde ne var?

Ne modern tesisler var ne de kulübü ayağa kaldıracak bir yatırım. Buna karşılık, arazinin üzerinde yüzlerce ipotek ve temlik bulunuyor. Kulübün geleceğini kurtarması gereken arazi, adeta sırtındaki kambura dönüşmüş durumda.

Geçtiğimiz günlerde alacaklılardan biriyle karşılaştım. Şaka yollu, "Gözün aydın, Diyarbakırspor araziyi devlete devredip karşılığında başka bir bölgede 30 dönümlük tesis alanı alacakmış." dedim.

Bir anda yerinden fırladı.

"Olur mu? Biz ne olacağız?" diye tepki gösterdi.

İşte tam da mesele bu.

Sanki bazı insanlar Diyarbakırspor'un başarısını değil, arazinin akıbetini bekliyor. Kulüp yeniden ayağa kalksın diye değil, alacaklarını tahsil etmek için pusuda bekleyenlerin sayısı hiç de az değil.

Oysa artık herkesin elini vicdanına koyması gerekiyor.

Bu temlikler kaldırılmalı, devlet de bu arazi konusunda kalıcı bir proje geliştirerek Diyarbakırspor'a gerçek anlamda destek vermelidir. Bu kulübün artık bir dikili ağacı, altyapısı ve modern tesisleri olmalıdır.

Çünkü mesele sadece bir futbol kulübü değildir.

Mesele, Diyarbakır'ın gençleridir.

Bugün otuz yıl boyunca boş kalan o araziye her gelen yönetim iki taş üst üste koyabilseydi, Diyarbakırspor belki de bugün Türkiye'nin örnek tesislerinden birine sahip olacaktı.

Ne yazık ki yıllardır birçok yönetimin önceliği kulübü büyütmek değil, arazinin geleceği üzerine hesap yapmak oldu. Zihinler sahaya değil arsaya odaklanınca, sportif başarının gelmesi de mümkün olmadı.

Aslında bu arazi Diyarbakırspor'un en büyük gücü olmalıydı. Ama yanlış anlayışlar yüzünden kulübün önündeki en büyük engellerden biri haline geldi.

Bugün ise Diyarbakırspor camiası yeni bir dönemin eşiğinde.

Kamuoyunun merakla beklediği görüşmeler sürüyor. Diyarbakırspor ile Diyarbekirspor arasında konuşulan olası formülün nasıl sonuçlanacağı büyük bir heyecanla takip ediliyor. Herkes çıkacak kararı bekliyor.

Temennimiz, Diyarbakırspor'un yeniden hak ettiği liglere döneceği bir sürecin başlamasıdır.

Çünkü Diyarbakırspor'un 3. Lig'e çıkması, bu şehir için yalnızca bir lig yükselişi değildir.

Bu, yeniden ayağa kalkmanın, umudun ve yıllardır özlenen kimliğin geri dönüşü olacaktır.

Belki de bu nedenle, Diyarbakırspor'un 3. Lig'e yükselmesi bir şampiyonluk kadar değil, belki de ondan daha değerli olacaktır.

Şunu da görmek gerekiyor; Diyarbakırspor'un yeniden güçlenmesini istemeyen çevreler de var. Bu nedenle kulüp yöneticilerinin yürüttüğü çalışmaların sessizlik içinde ilerlemesi son derece doğal. Bazen en doğru işler, kamuoyuna duyurulmadan tamamlanır.

Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var:

Diyarbakırspor, bu şehrin adını taşıyan tek kent takımıdır.

Bu kulüp yalnızca bir futbol takımı değil; Diyarbakır'ın hafızası, ortak sevinci ve ortak değeridir.

Bugün bu değere sahip çıkmak yalnızca yöneticilerin değil; iş insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının, yerel yönetimlerin ve tüm Diyarbakırlıların ortak sorumluluğudur.

Çünkü şehir takımı olmak ayrıcalıktır.

Şehrinin adını formasında taşımak büyük bir onurdur.

Diyarbakırspor ayağa kalkarsa kazanan sadece bir kulüp olmayacak; Diyarbakır kazanacak, gençler kazanacak, gelecek kazanacaktır.

 

Paylaş
Ali Yılmaz - Tüm Yazıları →