Kategoriler
Köşe Yazısı 26 Temmuz 2026, Pazar
AnasayfaYazarlar › Prof. Dr. Nurettin Turgay
Köşe Yazısı Prof. Dr. Nurettin Turgay 20 Haziran 2026, Cumartesi

AİLE OCAĞI/İSLAM DİNİNİN EVLAT EDİNME İLE İLGİLİ HÜKMÜ (11)

AİLE OCAĞI/İSLAM DİNİNİN EVLAT EDİNME İLE İLGİLİ HÜKMÜ (11)

Dünden Devam

Bu ayette ifade edildiği gibi, Hz. Zeyd Hz. Zeynep’i boşamış ve Hz. Muhammed (sav.) Hz. Zeynep ile evlenmişti. Bu nedenle İslâm hukukuna göre evlat edinilen, evlat edenin çocuğu sayılmamakta ve evlat edinen, evlat edindiği kişinin dul kalan hanımı ile evlenebilmektedir. O zaman, bazı Yahudi ve münafıklar, “… Kendi sülbünüzden olan oğullarınızın eşleri… Size haram kılındı, ” mealindeki ayeti okuyarak dedikodu yapmaya başlamışlardı. Bunun üzerine şu ayet nazil olmuştu:

مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِّن رِّجَالِكُمْ وَلَكِن رَّسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيماً {40}

 “Muhammed, sizin erkeklerinizden hiç birinin babası değildir. Ancak o, Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi bilendir.” Bu söylentiler üzerine nazil olan bu ayet, konu ile ilgili dedikodu yapanlara cevap olmuştu.

Tefsir kaynaklarında, bu olay ile ilgili ayetlerin nüzul sebebi hakkında çeşitli rivayetler yer almaktadır.

Hz. Zeynep, Hz. Muhammed (sav.) ile evlendikten sonra onun diğer eşlerine karşı övünüyormuş ve onlara şöyle bir hitapta bulunuyormuş: “Allah’ın peygamberi, sizi ailenizden isteyerek sizi nikâhladı. Beni ise, Allah ona nikâhladı.”

Eğer Hz. Muhammed (sav.) kendisine nazil olan herhangi bir ayeti gizleyecek olsaydı, hiç şüphesiz Hz. Zeynep ile evliliğini anlatan ayeti gizlerdi. Fakat o, hiç kimsenin dedikodusuna aldırmadan görevini yerine getirerek nazil olan tüm ayetleri zamanında tebliğ etmişti. Zaten Allah, bu konunun anlatıldığı Ahzâb Suresinin ilk ayetlerinde, ona şöyle bir uyarıda bulunmuştu:

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ اتَّقِ اللَّهَ وَلَا تُطِعِ الْكَافِرِينَ وَالْمُنَافِقِينَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلِيماً حَكِيماً وَاتَّبِعْ مَا يُوحَى إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيراً وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ وَكَفَى بِاللَّهِ وَكِيلاً

“Ey Peygamber, Allah'tan sakın, kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Sana Rabbinden vahiy edilene uy. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Allah'a tevekkül et. Vekil olarak, Allah yeter.”

Bu nedenle Hz. Muhammed (sav.), her konuda olduğu gibi, bu konuda da insanların fitne ve dedikodularına kulak vermeyerek Allah’ın emrettiği şekilde hareket etmiştir. Böylece O, peygamberlik görevini Allah’ın rızasına uygun bir şekilde gerektiği gibi yerine getirmişti.

Tarihin çeşitli dönemlerinde, çeşitli toplumlarda yaşanan evlat edinme olayı, İslâm’dan önceki Araplar arasında da yaygındı. Evlatlığın hanımı, evlat edinenin gelini sayılırdı ve bu kadın dul kaldığı zaman, evlat edinenin kişi onunla evlenemezdi. Allah, Hz. Muhammed’i (sav.) peygamber olarak görevlendirdiğinden itibaren, emirlerini önce onun hayatında uyguluyordu. Evlat edinme olayını ortadan kaldıran ayetler nazil olunca, gözler Hz. Muhammed’e (sav.) çevrilmişti. O, evlatlığı olan Hz. Zeyd’in, kendi çocuğu olmadığını söylemiş ve onu, babasının adı ile anmaya başlamıştı. Allah’ın bu konudaki emirleri, bu şekilde önce Hz. Muhammed’in (sav.) hayatında uygulanmıştı. Ayrıca Allah, evlat edenin evlatlıktan dul kalan kadın ile evlenmesinin haram olmayıp caiz olduğunu göstermek için Kur’an’da, Hz. Zeyneb’i Hz. Muhammed (sav.) ile evlendirdiğini açıklamıştı. İslâm’a inanmayıp onun aleyhinde hareket edenler, bu durum karşısında dedikodu yapmaya başlamışlardı. Bu nedenle Allah, önce Hz. Muhammed’i (sav.) uyarmıştı, dedikodulara kulak vermemesini, başkalarından değil, sadece Allah’tan korkmasının gerektiğini ve yalnız O’nun emirlerine uygun hareket etmesinin icap ettiğini bildirmişti.

Bu ayetlerde bildirildiği gibi Allah’ın Hz. Muhammed (sav.) ile Hz. Zeynep’in evlenmesini emretmesi, Müslümanlar için bir mesaj, bir kolaylık ve bir açıklama niteliğindedir. Bu olaydan sonra Müslümanların İslâm dinine göre evlat edinmenin caiz olmadığı konusunda hiçbir şüphe ve tereddütleri kalmamıştı. Hz. Muhammed’in (sav.), Hz. Zeynep ile evlenmesinin bu açıdan çeşitli hikmetleri vardır. Kötü niyetli bazı kişiler, bu olayı çarpıtarak anlatmakta, bu evliliği aşk ve şehevi duygulara dayandırmaya çalışmaktadırlar. Burada anlamı üzerinde durduğumuz çeşitli ayetler, bu evliliğin sebep ve hikmetlerini ortaya koymaktadır. Bir kere Hz. Muhammed’in (sav.) Hz. Zeynep ile evlenmeye niyeti olsaydı, Hz. Zeynep Hz. Zeyd ile evlenmeden önce daha kız iken onunla evlenecekti. Hz. Zeynep, Hz. Muhammed’in (sav.) teklifi ile Hz. Zeyd ile evlenmişti. Bu evliliğin mutsuz bir şekilde sonuçlanması, Hz. Zeynep’i üzmüştü. O, bu mutsuzluğunu da Hz. Muhammed’den (sav.) biliyordu. Hz. Muhammed’in (sav.) onunla evlenmesi, onun için bir teselli ve onurlandırma olarak düşünülebilir. Aslında Hz. Muhammed’in (sav.) diğer evliliklerinin de dini, ahlaki, sosyal ve siyasal açıdan çeşitli hikmetleri vardır.

SONUÇ

Netice olarak İslâm âlimleri, bir Müslüman’ın, başkalarının çocuğunu evlat edinmesini sakıncalı ve günah olarak telakki etmektedirler. Hatta evlat edinmeyi, büyük günahlardan sayanlar da vardır. Çünkü başkasının çocuğunu evlat edinmenin, hukukî, ahlaki ve benzeri açılardan pek çok sakıncaları vardır. Vefat eden bir kişiye, normal olarak yakınları varis olurlar. Fakat bu kişi başkasının çocuğunu evlat edindiği zaman, onun varislerinin hakkı olan miras, o yabancı çocuğa geçmektedir. Bu tür bir uygulama, hukuka son derece aykırı düşmektedir ve bir türlü hırsızlık olarak değerlendirilebilir. Yukarıda Yusuf’un (as.) kıssasında değinildiği gibi, zaman zaman evlat edinen ile evlat edinilen kişiler arasında duygusal ilişkiler yaşanabilmektedir. Çünkü aralarındaki mahremiyet mesafesi, aile içerisinde ortadan kalkmaktadır. Ayrıca evlat edinilen çocuk, çeşitli nedenlerden dolayı psikolojik problemleri yaşamaktadır. Bu konuda işlenen en kötü sonuç, nesillerin karışmasıdır. Nadir de olsa evlat edinilen çocukların kendi kardeşleriyle evlenmeleri yaşanabilmektedir. Bunun çeşitli örnekleri vardır. Bu tür yanlışlıklar da sağlıklı aile bağları açısında korkunç tehlikelerdir.  

         Kur’an, zekât, fitre, fidye, kefaret, sadaka, hibe, vasiyet ve benzeri yollarla yoksul ve fakirlere yardım etmeyi uygun görmekte, hatta emretmektedir. Buna göre Müslüman, fakir kimselere, yoksul ve kimsesiz çocuklara her türlü yardımı yapabilir, besleyip okutup büyütebilir. Ancak onları evlat edinemez, edinmemelidirler. Kur’an-ı Kerim’i kavramaktan aciz, yetersiz, hatta itikadı bozuk bazı din adamlarının bu konudaki fetvalarına asla itibar edilmemelidir.  

Paylaş
Prof. Dr. Nurettin Turgay - Tüm Yazıları →