Kategoriler
Köşe Yazısı 17 Nisan 2026, Cuma
AnasayfaYazarlar › Prof. Dr. Nurettin Turgay
Köşe Yazısı Prof. Dr. Nurettin Turgay 10 Nisan 2026, Cuma

AİLE OCAĞI/ERKEĞİN KARISINA KARŞI GÖREVLERİ (3)

Bundan önce aile ve evliliğin önemi hakkında makaleler yazdık. Bu yazımızda da aile de karı kocanın karşılıklı görevlerine yer vereceğiz. Evlenip yuva kuran her çiftin dünya hayatında mutlu olmalarını ve huzurlu bir hayatı sürdürmelerini arzu eden Allah, bu gaye ile kendi cinslerinden eşler yarattığını haber vermektedir:

            “Kendilerinde huzur bulmanız için, kendi türünüzden eşler yaratması ve böylece aranızda derin bir sevgi ve şefkat var etmesi de, O’nun (varlığının) delillerindendir. Bunda, kuşkusuz, düşünen bir halk için çıkarılması gereken dersler vardır.”

            Karı – kocayı aynı cinsten yaratan Allah, aralarında sevgi ve merhameti oluşturmakta ve onlara oğullarla torunları nasip etmektedir. Allah’ın Kur’an’da haber verdiği bu saygı, sevgi, huzur, saadet ve mutluluğun aile ocağında oluşması ve gelecek nesillerine böyle bir ortamın hazırlanması için, karı kocanın birbirlerine karşı olan görevlerini akıl, mantık, Kur’an ve sünnet ölçülerine göre bilinçli olarak yerine getirmeleri gerekmektedir. Ancak onların birbirlerine karşı olan görevlerini yerine getirmeleriyle toplumun en küçük kurumu, temel taşı olan aile, sağlıklı bir yapıya kavuşabilmektedir. Bu nedenle karı koçanın her biri önce kendi görevlerinin ne olduğunu öğrenmeye çalışması ve bu görevleri yerine getirme çabası içerisinde bulunması gerekmektedir.

            Genel bir kural olarak erkek, ailenin büyüğü durumundadır. Kur’an’ın çeşitli ayetlerinde buna işaret edilmektedir. Hz. Muhammed (sav.) de “Erkek, aile fertlerinin yöneticisidir” diye buyurmuştur. Ancak erkek, çeşitli nedenlerden dolayı aile ocağını yönetmekten aciz olduğu durumlarda, kadın bu görevi üstlenmektedir. Ayrıca Hz. Muhammed’in (sav.), “Kadın, eşinin evinin ve çocuklarının yöneticisidir” anlamındaki hadisinde de haber verildiği gibi, kadının aile içinde yönetim sorumluluğu vardır. Ona göre kadın ve erkek aileyi beraber yönetmektedirler. Biyolojik ve psikolojik yapılarına göre aile yönetiminde görev taksimleri vardır. Kadın daha çok aile içi, erkek ise daha çok aile dışı görevlerle meşgul olmaktadır.

            Genel olarak erkek, kadının koruyup kollayıcısı, reisi ve büyüğü olarak onun ihtiyaçlarını temin etmek, bakımını üstlenmek mecburiyetindedir. Bu konuda bilgi veren başka bir ayetin meali şöyledir:

            “Annelerin yiyeceği ve giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir.”

            Buna göre erkek, kadının yeme, içme, giyinme, barınma, ısınma, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlarını temin etmek mecburiyetindedir. Aile reisi olarak erkeğin, bunları temin etmek için çalışması, insani bir görev ve dini bir sorumluluktur. Aynı zamanda erkeğin bunları temin etmek için çalışması, dini açıdan ibadet olarak kabul edilmektedir. Hz. Muhammed’in (sav.) de bu konuda söylediği pek çok hadis vardır. Bu hadislerden bazıları şöyledir: 

            “Bir adamın harcadığı paraların en değerlisi, kendi aile fertleri için harcadığı paradır.”

            “Senin, hayır yollarında harcadıklarının en sevap olanı, kendi ailenin ihtiyaçları için harcadığın paradır.”

            “Allah’ın rızasını gözeterek kendi ailenin ihtiyacı için harcadığın nafakadan, hatta yemek yerken eşinin ağzına verdiğin lokmadan bile mükâfat göreceksin.”

            “En büyük sevap, insanın kendi aile fertleri için harcadığı paranın sevabıdır.”

            “Bir kişi, sevabını Allah’tan beklemek suretiyle kendi aile fertleri için harcamada bulunduğu zaman, yaptıkları, kendisi için sadaka olur.”

            “Malından kendi ihtiyaçların için harcaman, senin için bir sadakadır. Kendi aile fertlerinin ihtiyaçları için harcaman, senin için bir sadakadır. Kendi eşinin ihtiyaçları için harcaman, senin için sadakadır.”

            “Eşinin, senin malından yemesi, senin için sadakadır.”

            “Kendi nefsinin ihtiyaçlarını karşılaman, senin için bir sadakadır. Kendi çocuğuna yedirip içirmen, senin için bir sadakadır. Kendi eşine yedirip içirmen, senin için bir sadakadır. Çalıştırdığın işçine/hizmetçine yedirip içirmen, senin için bir sadakadır.”

            Bu ve benzeri nakillerden anlaşıldığına göre, erkeğin hanımına ve diğer aile bireylerine bakması, onlarla ilgilenmesi ve onların ihtiyaçlarını temin etmesi, kendisi için sevap sayılmaktadır. Hatta insanın bu yoldaki harcamaları, yaptığı harcamaların en hayırlısı olarak değerlendirilmektedir. Bir erkeğin, kendi hanımına bu şekilde bakmasının, onun ihtiyaçlarını temin etmesinin minneti söz konusu olamaz. Çünkü bunlar, onun asli görevlerindendir. Önemi nedeniyle Hz. Muhammed (sav.), “İnsanın, bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerini ihmal etmesi, günah olarak kendisine yeter” diyerek, insanın, geçimini sağlamakla yükümlü olduğu kişileri ihmal etmesinin büyük bir günah olduğunu haber vermiştir. 

Hz. Muhammed (sav.), erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde haklarının olduğunu haber vermiştir. Sahabeden biri Hz. Muhammed’e (sav.), “Bir hanımın, eşinin üzerinde ne gibi hakları vardır?” diye sormuş. Hz. Muhammed (sav.) onun bu sorusuna karşı şu cevabı vermiştir: “Yediğin gibi ona yedirmen, giydiğin gibi ona giydirmen, onun yüzüne vurmaman, ona kötü söz söylememen ve onun yatağını terk etmen gerektiği zaman, evin içinde terk etmen.” Erkek, Hz. Muhammed’in (sav.) bu hadiste haber verdiği şekilde hareket etmek suretiyle, hanımını incitmemiş ve onu, başkalarının yanında rencide etmemiş olur. Bu konuda başka bir rivayette de şöyle denilmektedir: Sahabeden Muaviye el-Kuşeyri demiş ki, Hz. Muhammed’e (sav.) gittim ve ona, “Ya Resûlallah! Kadınlar hakkında bize ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?” dedim. O da, “Onlara yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, onları dövmeyin ve onları kötülemeyin” diye cevap verdi.

Yüce Allah erkeklere, “Hanımlarla hoş geçinin” demek suretiyle, erkeğin hanımı ile iyi geçinmesini emretmektedir. Hz. Muhammed (sav.) de, “İman bakımından en kâmil olan müminler, ahlakı en güzel olanlardır ve sizin en hayırlınız, hanımına hayırlı olanınızdır ” diyerek, eşine iyi davranarak ona hayırlı muamelelerde bulunan erkeklerin, hayırlı insanlar olduğunu açıklamıştır. O, erkeklerin hanımlarını dövmelerini yasaklamış ve hanımını döven erkeklerin hayırlı kimseler olmadıklarını söylemiştir. Hz. Aişe (ö. 95/678) de, Hz. Muhammed’in (sav.) hiçbir eşini dövmediğini ve onlara el kaldırmadığını haber vermiştir. Kadını dövmek şöyle dursun, Hz. Muhammed (sav.), erkeğin kendi hanımına kin beslemesini bile uygun görmemiş ve bu konuda şu açıklamada bulunmuştur: “İnsan, hanımının bir huyunu beğenmezse, başka bir huyunu beğenir.” Bu ve benzeri nakillerden anlaşıldığına göre Hz. Muhammed (sav.), kadınlara karşı şiddet kullanmamış ve kullanmayı da asla tasvip etmemiştir. Bu konu ile ilgi diğer bazı hadislerde de şöyle buyurmuştur:

“Müminlerin iman bakımından en mükemmel olanları, ahlakı en güzel olanları ve eşine en yumuşak davrananlarıdır.”

“Sizin hayırlınız, eşine ve aile bireylerine hayırlı olanınızdır. Ben, bu konuda sizin en hayırlınızım.”

            Hz. Muhammed (sav.) veda hutbesinde çeşitli konulara değinmiştir. O, bu hutbede kadınlar hakkında da şu açıklamalarda bulunmuştur:

            “Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’a karı gelmekten sakınmanızı tavsiye ederim. Siz, kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onları eş olarak Allah adına söz vererek helal edindiniz.”

            Bununla beraber erkeğin, hanımını dünyevi ve uhrevi zararlardan koruması ve onu bu konularda eğitmeye çalışması gerekir. Allah, Kur’an’da bu hususta şöyle bir uyarıda bulunmaktadır:                     

            “Ey iman edenler! Kendinizi ve ehlinizi (aile bireylerinizi), yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.”

            Bu ayette geçen “ehliniz” kelimesinde, insanın bakmakla mükellef olduğu eşi ve çocukları akla gelmektedir. Aile ehli denince, o ailede yaşayan tüm bireyler, anne baba, eş ve çocuklar kast edilmektedir. Buna göre erkek, ailenin diğer bireyleriyle birlikte eşini de cehenneme gitmeye sebep olan şeylere karşı uyarması ve eğitmesi gerekmektedir. Nitekim Allah, Kur’an’ın başka bir yerinde, “Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et” diye buyurarak erkeğin, aile bireylerini ibadete alıştırmasının ve kendisinin de bu konuda onlara örnek olmasının gerektiğini haber vermektedir.

            Muhammed İkbal, Hz. Muhammed’in (sav.), “Bana dünyada üç şey sevdirildi: Namaz, kadın ve güzel koku” anlamındaki hadisi izah ederken, kadını bir hizmetçi olarak görmemenin gerektiğini, böyle yanlış bir anlayışın İslam dini ile hiç bağdaşmadığını dile getirmeye çalışmıştır.

SONUÇ

            Ailenin toplumdaki önemi tartışılmaz derecede büyüktür. Aileyi birinci derecede karı koca kurmaktadır. İki kişi bir araya gelip evlenince, gelecekte kurulacak geniş ailenin mutluluğu için, başta ikisinin birbirlerine karşı görevlerini bilinçli bir şekilde yerine getirmeleri icap etmektedir. Başta erkek, karısını Allah’ın emaneti olarak kabul etmeli, imkânları nispetinde ihtiyaçlarını temin etmeli, sevgisiyle ona güven vererek mutluluğunu sağlaması gerekmektedir. Karı koca, birbirlerine dürüst davranıp güven vermelidirler.

Anahtar Kelimeler: Aile, Kur’an, sünnet, kadın, erkek.

 

 

Paylaş
Prof. Dr. Nurettin Turgay - Tüm Yazıları →