ARTIK LÜKS GIDA KATEGORİSİNDE!!!…
Mevzu, 1 Nisan şakası değil, gerçek.. Diyarbakır’da ekmek artık lüks gıda kategorisinde. Öyle ya, bir zamanlar yoksulun, dar gelirlinin, emeklinin ve işçinin en temel, en ulaşılabilir gıdasıydı; ekmek!!!. Sabah kahvaltısının, öğlen iş dönüşünün, akşamın vazgeçilmeziydi. Bir kuru ekmek olsa da yeter.. Derdik; “Ekmeğimiz bereketli olsun..” Şimdi ise o bereket, yavaş yavaş masadan kalkıyor.
***
Geçtiğimiz yıl üç kez zam gören Diyarbakır ekmeği, rekor kırdı. Bu yıl daha yeni yılın ilk aylarında zamla ben artık ulaşılmazım dedi.. Gizli zam.. Henüz resmi bir karar alınmadığı halde bizim kimi fırsatçı fırınlar ve bakkallar sahada fiyatı fiilen uygulamaya başladı.. Ki yerel basının da manşetlerinde.. Hal-i hazırda, ne pozitif ne de negatif bir resmi tavır yok.. Bildik misali; satışta!..
***
Daha dün 12,5 TL’ye aldığımız somun ekmek bugün 15 TL.. Üstelik açık ekmekte gramaj da eridi.. Kaç dilim gitti.. O da, 420 gramdan, 350 grama düştü.. Ancak fiyat aynı sabit kaldı. Hem cebimizden daha fazla para çıkacak, hem de aldığımız ekmek küçülmüş oldu!.. Vay da vay!..
***
Bu yetmezmiş gibi yeni tarifede yalnızca ekmek değil, fırın ürünlerinin tamamı zamkolik kategorisine alındı.. Lahmacun pişirme ücreti 15 TL, ev ekmeği pişirme 10 TL’ye çıktı. 100 gram tost ve hamburger ekmeği 7,5 TL, simit, poğaça, çörek ise 20 TL’den satılıyor artık.
***
Fırıncı maliyetler arttı diyor.. Haksızlar mı, değiller.. Peki vatandaş ne diyor?.. Bizim gelirimiz artmadı, bunu nasıl bir zamkolik diye haykırıyor.. Devlet-i aliye ne diyor elden ne gelir, serbest piyasa(!)..
***
2026’nın hububat mevsimine daha aylar var. Hasat bile gelmedi, un fiyatlarında büyük bir sıçrama beklenmiyor. Ama ekmek fiyatı şimdiden fırlamış durumda. Tabi savaş, yakıt, enerji, doğalgaz!.. Mazotun litresi, 80’i aştı.. Ama gelir düzeyi düştü.. Yoksulluk da, açlık sınırı da, vahim..
**
Ne diyelim.. Sebep olanlar, utansın.. Gelirsek, toplu taşıma zammı.. Çifte kambur.. Ki, eli kulağında “bu yakıt fiyatlarıyla bu ulaşım ücreti, ne mümkün” diye? Diyarbakır ahalisinin sırtına bindikçe binecek!. Yüzde 30’un üzerinde.. Otobüs, minibüs fiyatları yükselince, işine gücüne giden vatandaşın günlük masrafı da haliyle katlandı. Sabah evden çıkarken ekmek, akşam dönerken ulaşım… İkisi de, cepte ve mutfakta alev topu misali, gümletiyor bütçeyi!..
***
Artık “ekmek parası” lafı bile ironi hale geldi. Çünkü ekmek, temel gıda olmaktan çıkıp lüks tüketim kategorisine terfi ediyor.. Dar gelirli aileler için her gün masaya koymak bile zorlaşırken, bir somun ekmeğe kaç lira vereceğiz diye düşünmek zorunda kalan insan sayımız gün be gün artıyor..
***
Gelir düzeyindeki düşüş.. Alım gücünün hızla zayıflaması.? Parasal değerin tar-u mal hali.. Çocukların kahvaltıdaki peynir-ekmek, işçinin öğlen molasındaki tost, emeklinin çorbaya katık ettiği ekmek, sıradan bir tüketim değil?… Hepsi daha pahalı, hepsi daha az.
***
Hükümet yetkilileri enflasyonun düştüğünü, ekonominin toparlandığını söylüyor belki. Mehmet Şimşek ısrarcı bu yönde.. Lakin, sokaktaki vatandaşın mutfağındaki gerçek enflasyon hiç de öyle değil diyor, gel de sen gör veryansınında!. Haksız mı?
***
Fırın vitrinine bakınca, market reyonuna gidince, dolmuş durağında beklerken hissediliyor bu gerçek? TÜİK’in mi, sokağın mı hangisinin enflasyonu daha gerçekçi!.. Vatandaş artık gel de yaşa diyor. Ne asgari ücret ve işçi maaşı yetiyor, ne de bayat ekmeğe mahkum edilen emekli aylıkları, ne de günlük kazanç hal-i durumu!.
***
Temel ihtiyaçlar lükse dönüşürken, geçim derdi her geçen gün, bel büktürüyor insana!.. Bu tabloyu görmek istemeyenler olabilir. Ama Diyarbakır’da, Türkiye’nin her yerinde milyonlarca insan aynı şeyi yaşıyor ve bütçe defterine, not ediyor.. Ekmeği bile hesap etmek zorunda kalan bir hayata mahkumsun ey, insan!.
***
Bereketli olsun demeye devam edeceğiz belki… Ama bereketin masaya ulaşması giderek zorlaşıyor. Sokaktaki sesi duymak lazım. Çünkü ekmek, sadece ekmek değil; aynı zamanda onurdur, hayattır, geçimdir.
***
Milyonlarca anne-baba, her akşam mutfak masasında aynı acıyı yaşıyor: “Bu ay da ekmek nasıl yetecek?” Bereketli olsun demeye devam ediyoruz belki… Ne hazin ki, o bereketin sofraya ulaşması her geçen gün biraz daha zorlaşıyor.
***
Aldığım tepkiler, gelen eleştiriler noktasında ekmek mevzusunu 1 Nisan'ın sabahında kaleme alırken, ilgili ve yetkili zevata da sesleniyorum.. Ve diyorum ki; sokaktaki bu gözyaşını, bu sessiz çığlığı görün artık. Bilin ki, ekmek, sadece un ve su değil… O, aynı zamanda onur, umut ve hayattır.
Ve bugün birçok insan, ekmeğini bile zorla aldığı için utanıyor. Gel de yaşa!? Tabi ki yaşayabilirsen, yaşarsın!
***
Not.. Gizli zammın bir de resmi açıklama, gereği vaki.. Fırıncılar odası mı, Esnaf Odaları Birliği mi, Valilik mi, Belediye mi?.. Ya da tümü birden, vaziyete bir izahatları şart!.. Bu zam resmi mi, değil de gayri ahlaki bir zam mı?. Netleşsin!..
***
Bir not daha, tevafuk ettik.. Fırıncılar odasının pazar günü seçimi vardı.. Sonuç bir devrim niteliğinde!.. 32 yıldır, bilfiil 4 yılda bir yapılan seçimleri rakipsiz kazanan Mehmet Emin Güngör, bu kez seçilemedi.. Güngör 110 oy alırken, rakibi Cuma Cevizli 132 oy alarak, bir devri kapattı… Artık Cevizli, oda başkanı
***
Bu arada, DESOB Başkanı Alican Ebedinoğlu kırmızı listeyle yürüttüğü oda seçimleriyle bir kez daha başkanlık koltuğuna oturacağını, garantiledi.. Hal-i hazırda oda seçimlerinden 36’sını Ebedinoğlu’nun desteklediği Kırmızı liste alırken, Sarı ve Beyaz liste 1 odanın seçimini kazanırken Mavi listenin siftahı yok..
***
GÜNÜN SÖZÜ..
Yiğidi mert kılan kazandığının sahadaki alım gücüdür!..
Ömer Büyüktimur - Önceki Yazıları
-
YAKINDA BİTECEK?…
31 Mart 2026
-
ŞEHİRDE SPOR BAYRAMI!..
30 Mart 2026
-
TARİHİNDEN KORKAN NESİL?
28 Mart 2026
-
VAY BE AHLAK DEVRİMİ HA?!..
27 Mart 2026
-
SAĞLIK, SAĞLIKSIZ DÖNGÜDEN KURTULMAYACAK MI?…(II)
26 Mart 2026