Köşe Yazısı
Ömer Büyüktimur
16 Ekim 2026, Cuma
AYKOME NEDEN SESSİZ?
Önce AYKOME’nin ne olduğunu bir hatırlayalım. Ya da bilmeyenler için “kurumsal vasfına” vakıf olalım. Ki muhtemelen pek çok kişi de “AYKOME nedir?” diye soruyordur.
Niye bunu diyorum?
Diyarbakır’daki altyapı meseleleriyle ilgili tartışmalarda hiç de adından söz edilmiyor.
Oysa birinci derecede muhatap olunması gereken o!
Neyse…
AYKOME’nin açılımı, Altyapı Koordinasyon Merkezi.
Ülkedeki bütün büyükşehir belediyeleri bünyesinde faaliyet gösteren bu birim, Diyarbakır’da da mevcut.
Kuruluş amacı net: Kentin altyapı hizmetlerini birbirinden bağımsız, gelişigüzel ve günübirlik çalışmalar olmaktan çıkarıp ortak bir plan ve organizasyon çerçevesinde yürütmek.
Su, kanalizasyon, elektrik, doğal gaz, telefon ve internet gibi altyapı hizmetlerini gerçekleştiren kurumların çalışmalarını birbiriyle uyumlu hâle getirmek…
Aynı yolların defalarca kazılmasını, altyapı çalışmalarının plansız biçimde yürütülmesini ve şehir yaşamının gereksiz yere aksamasını önlemek…
AYKOME’nin varlık nedeni ve kurumsal misyonu tam da bu!
***
Biraz daha açalım. AYKOME’nin görev alanlarını madde madde sıralayalım.
BİR: Altyapı çalışmalarını organize etmeli.
Kentteki farklı kurumların altyapı ihtiyaçlarını bir araya getirerek çalışmaların ortak bir plan doğrultusunda yürütülmesini sağlamalı. Her kurumun kendi başına hareket ettiği değil, bütün kurumların aynı organizasyon içinde çalıştığı bir sistem oluşturmalı.
İKİ: Kazı izin ve ruhsat süreçlerini yürütmeli.
İlgili mevzuat çerçevesinde altyapı kazılarına ilişkin izin ve ruhsat süreçlerini düzenlemeli, çalışmaların belirlenen koşullara uygun biçimde gerçekleştirilmesini sağlamalı.
ÜÇ: Altyapı yatırımlarını ortak bir programda buluşturmalı.
Bir sokakta su ve kanalizasyon çalışması yapılırken aynı güzergâhtaki elektrik, doğal gaz veya internet altyapısına ilişkin ihtiyaçlar da dikkate alınmalı. Böylece bir kurumun tamamladığı çalışmanın ardından başka bir kurumun aynı yolu yeniden kazmasının önüne geçilmeli.
DÖRT: Kazıların şehir yaşamına etkisini en aza indirmeli.
Yol ve altyapı çalışmalarını trafik akışını, yaya güvenliğini ve günlük yaşamı mümkün olduğunca az etkileyecek biçimde organize etmeli. Çalışmaların birbirinden kopuk değil, kentin bütününü gözeten bir anlayışla yürütülmesine öncülük etmeli.
BEŞ: Üstyapının korunmasını ve onarım süreçlerini gözetmeli.
Altyapı çalışmaları tamamlandıktan sonra yol, kaldırım ve diğer üstyapı unsurlarının uygun biçimde onarılması, ilgili standartlara uygun hâle getirilmesi ve gerekli kontrollerin yapılması için görev ve yetkileri çerçevesinde koordinasyon sağlamalı.
***
Hal böyleyken insanın aklına ister istemez o kocaman soru geliyor:
Diyarbakır’da yaşananlara ne diyeceğiz?
Bir tarafta kazılan yollar, diğer tarafta uzayıp giden trafik kuyrukları…
Bir kurumun yaptığı çalışmanın ardından başka bir kurumun aynı güzergâhta yeni bir çalışma başlatması…
Vatandaşın günlerce, hatta haftalarca ulaşım çilesi çekmesi…
AYKOME, bütün bu çalışmaların birbirinden bağımsız yürütülmesini önlemek ve ortak bir organizasyon içinde gerçekleştirilmesini sağlamakla görevliyse ki öyledir…
O zaman soralım:
Neden devreye girmiyor?
Neden pasif kalıyor?
Elbette her yol çalışmasının veya her trafik sıkışıklığının sorumluluğu doğrudan AYKOME’ye yüklenemez. Ancak altyapı çalışmalarının planlanması ve kurumlar arasında koordinasyonun sağlanması söz konusu olduğunda, bu merkezin görev ve sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmesi elzemdir!
Diyarbakır’ın yollarının bir kurumun kazıp diğerinin kapattığı, ardından bir başkasının yeniden açtığı çalışma alanlarına dönüşmemesi için bu tavizsizlik şart!
Vatandaş, kurumlar arasındaki koordinasyonsuzluğun bedelini trafikte bekleyerek, zaman kaybederek ve günlük yaşamı aksayarak ödememeli.
O hâlde soruyu bir kez daha soralım: AYKOME neden sessiz kalıyor?
***
BÜKÜN NEDEN GÖREVDEN ALINDI?
Sağlık camiasında yine dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi Başhekimi Dt. Seyithan Bükün görevden alındı.
Neden?
Mevzuya dair kulisler hareketli, iddialar çok, soru işaretleri ise bir hayli fazla.
Kurum yönetiminde kararlar alınıyor, koltuklar el değiştiriyor; ancak kamuoyunu aydınlatacak açıklamalar yapılmıyor.
Mesele yalnızca bir görev değişikliğinden ibaret değil.
Bu kararın, İl Sağlık Müdürlüğünün gündeme gelen tartışmalı alımlarıyla ilgili soruların henüz yanıtlanmadığı bir dönemde alınması, konunun daha dikkatli değerlendirilmesini gerektiriyor.
Burada altını çizmekte yarar var.
Görevden alma kararı ile tartışmalı ihale süreci arasında “kesin bir bağ” var diyemem!
Ama görüntü, bunu düşündürmüyor değil…
Çünkü iki başlığın aynı dönemde gündeme gelmesi, “Tesadüf değil.” dedirtiyor.
***
Şöyle ki…
Birkaç hafta önce, İl Sağlık Müdürlüğünün 139 kalemlik alım listesinde yer aldığı belirtilen kavitron ucuna ilişkin ihale gündeme gelmişti.
Konu basına da yansımış, ürünün fiyatı üzerinden tartışmalar yaşanmıştı.
Çünkü o ürün için yaklaşık maliyet 4 bin liranın üzerinde belirlenmişti.
İhaleye katılan firma, 3 bin 725 liralık teklif sunmuştu.
Ancak aynı ürünün, Seyithan Bükün’ün başhekimliğini yaptığı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi tarafından doğrudan temin yoluyla 59 liraya alındığı belgelenmişti!
Bir tarafta 59 lira, diğer tarafta 3 bin 725 lira!
Aradaki fark öyle küçük, öyle göz ardı edilebilir bir rakam değil.
Üstelik bu karşılaştırma, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına ilişkin ciddi soruları da beraberinde getirdi!
Nitekim sekiz ürünün yer aldığı alım ihalesinin bir kısmı iptal edildi.
Bu arada iptal kararının gerekçesi, yaklaşık maliyetin hangi verilere dayanılarak hesaplandığı ve iki fiyat arasındaki büyük farkın nasıl oluştuğu hâlâ açıklığa kavuşturulmuş değil…
***
Velhasıl…
59 liralık alımla 3 bin 725 liralık teklif arasındaki fark açıklığa kavuşturulmayı bekliyor.
İhalenin iptal gerekçesi kamuoyuyla paylaşılmalı, yaklaşık maliyet hesabının dayanakları ortaya konulmalı.
Başhekim Seyithan Bükün’ün görevden alınma gerekçesi de açıklanmalı.
Kimse peşinen suçlanmamalı.
Ancak kamu kaynaklarının kullanımı ve kamu yöneticilerinin görevden alınması gibi konular da cevapsız sorularla geçiştirilmemeli.
Beklenen şey, herhangi bir kişi ya da kurumu peşinen suçlamak değil; iddiaların açıklığa kavuşturulması, varsa hataların ortaya çıkarılması ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesidir.
Çünkü mesele yalnızca bir ihale, bir fiyat farkı ya da bir görev değişikliği değil.
Mesele, kamu yönetiminde şeffaflığın ve hesap verebilirliğin ne ölçüde hayata geçirildiğidir.
Sağlık yönetiminde de yerel yönetimlerde de ihtiyaç duyulan şey yeni bir sessizlik değil; şeffaflık, tutarlılık ve hesap verebilirliktir.
***
GÜNÜN SÖZÜ
Görevler belli, sorular ortada; eksik olan, açık ve tatmin edici cevaplar.
Ömer Büyüktimur - Önceki Yazıları
-
MEVCUT HASTANELER GÖZDEN Mİ ÇIKARILIYOR?
19 Ekim 2026
-
HEDEF 2 MİLYON ZİYARETÇİ!
17 Ekim 2026
-
SINIFTA KALDINIZ!
15 Ekim 2026
-
AKADEMİK YIL AÇILIŞINDAKİ SESSİZLİK NEYİN İŞARETİ?
14 Ekim 2026
-
SANDIKTAN DEĞİŞİM ÇIKTI, ASIL SINAV ŞİMDİ BAŞLIYOR!
13 Ekim 2026