Köşe Yazısı
Ömer Büyüktimur
15 Ekim 2026, Perşembe
SINIFTA KALDINIZ!
Diyarbakır’ın en büyük sorunu yalnızca trafik değil!
Peki, asıl sorun ne?
Sorunlara çözüm üretemeyen, ortak aklı devreye sokamayan ve kurumlar arasındaki yetki karmaşasını aşamayan yönetim anlayışı!
Bir tarafta siyasi çekişmeler, diğer tarafta yetki tartışmaları, öte yanda sorumluluktan kaçış…
Sonuç mu?
Çileyi çeken vatandaş, kaybeden koca bir şehir!
Diyarbakır’da sorunlar yıllardır aynı; değişen ise yalnızca sorumluların isimleri ve tarafların artık alışılmış hâle gelen bahaneleri!
Çeyrek asırdır her gelen yönetim, trafik sorununu çözmek için master plan söylemine sarılıyor.
Peki, somut sonuç nerede?
Nerede şehrin ulaşım yükünü hafifletecek, geleceğini güvence altına alacak projeler?
Diyarbakır’ın ihtiyacı, kâğıt üzerinde kalan planlar değil; sahada karşılığı olan, kararlılıkla uygulanan yatırımlardır.
***
SEYRANTEPE’DE ÇİLE, KURUMLARDA YETKİ TARTIŞMASI!
Gelelim son günlerde vatandaşın sabrını taşıran Seyrantepe güzergâhına…
Silvan, Siverek ve Elazığ yönleriyle bağlantılı, şehrin ulaşım omurgasında yer alan bu güzergâhta yürütülen yol ve altyapı çalışmaları, kilometrelerce uzayan araç kuyruklarına ve dayanılmaz bir trafik çilesine dönüştü.
Diyarbakır’da yağmur yağsa, kar düşse ulaşım kilitleniyor.
Çünkü sorun yalnızca yol çalışmaları değil; alternatif güzergâhların yetersizliği ve kurumlar arasındaki koordinasyonsuzluk!
Yol çalışması elbette yapılacak. Ancak milyonlarca insanın yaşadığı bir kentte, ulaşımı felç etmeden çalışmanın yöntemini geliştirmek de yönetimlerin görevidir.
Peki, Seyrantepe güzergâhının sorumluluğu kimde?
Karayolları mı, Büyükşehir Belediyesi mi?
Altyapı bir kurumun, üstyapı başka bir kurumun sorumluluğunda olabilir. Ancak kurumlar yetkiyi tartışırken vatandaş saatlerini yollarda tüketiyor.
Yıllardır dile getirdiğimiz çözüm belli: Ya güzergâh, bütüncül bir planlamayla Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğuna devredilmeli ya da Karayolları sorumluluğunu üstlenerek kalıcı bir çözüm üretmeli.
Yetki karmaşası, vatandaşa çile çektirmenin bahanesi olamaz!
***
Bir örnek verirsek!.
Dicle Üniversitesi tarafından güvenlik gerekçesiyle kapatıldığı belirtilen ve 32 köyün ulaşımını sağladığı ifade edilen yol da açıklığa kavuşturulması gereken önemli bir konu.
Bu güzergâh, gerekli güvenlik önlemleri ve teknik düzenlemelerle yeniden kullanıma açılabilecek durumdaysa neden alternatif bir ulaşım imkânı olarak değerlendirilmiyor?
Bağıvar üzerinden kent merkezine ulaşımı rahatlatabilecek bu yolun mevcut durumu, ilgili kurumlar tarafından kamuoyuna açıklanmalı.
Güvenlik sorunu varsa çözümü araştırılmalı; teknik veya hukuki engeller bulunuyorsa bunların giderilmesi için adım atılmalı.
Mesele, herhangi bir kurumu peşinen suçlamak değil; kamu yararını esas alarak çözüm üretmektir.
Diyarbakır’ın alternatif güzergâhlara ihtiyacı var; kapalı kapılar ardında büyüyen belirsizliklere değil!
***
ÇEVRE YOLLARI NEREDE?
Asıl soru şu: Diyarbakır’ın çevre yolları neden hâlâ kentin ulaşım yükünü hafifletecek bütünlüklü bir sisteme dönüştürülemedi?
Silvan yolundan Elazığ’a, Mardin’e ve kent merkezine uzanan alternatif bağlantılar zamanında hayata geçirilmiş olsaydı, tek bir güzergâhtaki çalışma şehrin ulaşımını bu denli felç edebilir miydi?
Transit trafiği şehir içinden ayıracak, farklı yönlerden gelen araçları alternatif yollara dağıtacak bir ulaşım ağı, Diyarbakır gibi bölgesel öneme sahip bir kent için lüks değil, zorunluluktur.
Ancak yıllardır aynı eksiklik, aynı vaatler ve aynı sonuçsuzluk!
Şehir büyüyor, trafik ağırlaşıyor; yönetimlerin çözüm üretme hızı ise bu büyümenin gerisinde kalıyor.
Diyarbakır Valiliği, Karayolları 9. Bölge Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi, DİSKİ ve altyapı hizmetlerinde sorumluluk üstlenen diğer kurumlar…
Bir kentte yollar, altyapı sistemleri ve enerji ve iletişim hatları yenilenirken bu kurumlar nasıl ortak bir çalışma takvimi oluşturamaz?
Bugün kazılan yolun yarın yeniden kazılması, birbirinden habersiz yürütülen çalışmalar ve her krizde yeniden gündeme gelen koordinasyon eksikliği, kaynak israfının ötesinde bir yönetim sorunudur.
Her kurum kendi görevini yaptığını söyleyebilir. Ancak sonuçta şehir mağdur oluyorsa hiç kimse sorumluluktan kaçamaz.
Kurumların ayrı ayrı haklılık iddiası, kentin tamamının mağduriyetini haklı çıkarmaz!
Artık toplantı değil, sonuç; mazeret değil, takvim istiyoruz.
Valilik koordinasyonunda ilgili bütün kurumlar bir araya gelmeli; Seyrantepe’deki çalışmaların bitiş takvimi açıklanmalı, trafik sıkışıklığını azaltacak geçici önlemler uygulanmalı, Kozan yolunun durumu netleştirilmeli ve çevre yollarıyla bağlantı güzergâhları için somut bir yatırım programı ortaya konulmalıdır.
Kim, hangi işi, ne zaman tamamlayacak?
Diyarbakır halkı bu soruların cevabını bilmek istiyor.
***
YAĞIŞ UYARISI VAR, PEKİ ÖNLEM VAR MI?
Diyarbakır’ın trafik sorunu, birkaç kilometrelik yol çalışmasından ibaret değil. Bu sorun; yıllardır biriken planlama eksikliğinin, tamamlanmayan yatırımların ve kurumlar arası koordinasyonsuzluğun bir sonucu.
Bu tablo karşısında kimse “Master plan hazırlıyoruz”, “Çalışmalar sürüyor” ya da “Yetki bizde değil” diyerek sorumluluktan kaçamaz.
Şehri yönetmek, sorunları sıralamak değil, çözmektir. Makam sahibi olmak değil, o makamın gereğini yerine getirmektir.
Diyarbakır’ın kaybedecek zamanı yok. Vatandaşın sabrı da tükeniyor.
Valilikten Karayollarına, Büyükşehir Belediyesinden altyapı kurumlarına kadar herkese açık çağrımızdır:
Yetkiyi tartışmayı bırakın, sorumluluğu paylaşın! Kurumlar arası çekişmeyi değil, ortak aklı devreye sokun. Mazeret üretmeyin, çözüm üretin!
Çünkü Diyarbakır halkı artık vaat değil, icraat istiyor.
Ve yıllardır aynı sorunları çözemeyenlere verilecek not belli: Sınıfta kaldınız!
Üstelik bugün yağış da var. Meteoroloji uyarıda bulundu; sağanak yağışın dün geceden itibaren etkili olduğu belirtiliyor.
Bakalım gün içerisinde daha neler yaşayacağız? Mevsim koşullarını öngörüp gerekli tedbirleri zamanında alamayanların yönetim anlayışı, bugün bir kez daha sınanacak!
***
ÜNİVERSİTENİN AKADEMİK YILI!
Dünkü yazımda, Dicle Üniversitesinin yeni akademik yılına ilişkin kaleme aldığım “Ders Başı Yapıldı” başlıklı yazıda, meselenin yalnızca derslerin başlamasından ibaret olmadığını vurgulamış; asıl üzerinde durulması gerekenin, akademik yılın nasıl başladığı ve kentte nasıl karşılandığı olduğunu belirtmiştim.
Bazen bir soru, yanıtını hemen bulmaz. Bir süre zihnin bir köşesinde bekler; sonra bir davet, bir açıklama ya da küçük gibi görünen bir gelişmeyle yeniden karşınıza çıkar.
Dün, bu düşüncelerimle örtüşen bir davet ulaştı elime.
Dicle Üniversitesinde 22 Ekim’de “Akademik Açılış” töreni düzenlenecek. Törenin konuşmacısı ise AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın.
Yalçın, “Yeni Dünya Düzeni ve Terörsüz Türkiye” başlıklı bir konferans verecek.
Bir fakültenin değil, yarım asrı geride bırakmış bir üniversitenin akademik yıl açılışından söz ediyoruz!
Bakalım bu akademik başlangıç, yalnızca takvimde yeni bir sayfa mı açacak, yoksa üniversitenin kentle kurduğu ilişki ve akademik hayatın anlamı üzerine daha geniş bir tartışmaya da kapı aralayacak mı?
Denir ya, üniversiteyi anlamak için yalnızca kürsüde söylenenlere değil, o kürsünün etrafında hangi soruların sorulabildiğine de bakmak gerekir.
***
GÜNÜN SÖZÜ
Bir şehri büyüten binaları değil, sorunlarına ortak akılla çözüm üretebilen yönetim anlayışıdır.
Ömer Büyüktimur - Önceki Yazıları
-
MEVCUT HASTANELER GÖZDEN Mİ ÇIKARILIYOR?
19 Ekim 2026
-
HEDEF 2 MİLYON ZİYARETÇİ!
17 Ekim 2026
-
AYKOME NEDEN SESSİZ?
16 Ekim 2026
-
AKADEMİK YIL AÇILIŞINDAKİ SESSİZLİK NEYİN İŞARETİ?
14 Ekim 2026
-
SANDIKTAN DEĞİŞİM ÇIKTI, ASIL SINAV ŞİMDİ BAŞLIYOR!
13 Ekim 2026