Kategoriler
Köşe Yazısı 18 Ağustos 2026, Salı
AnasayfaYazarlar › Ömer Büyüktimur
Köşe Yazısı Ömer Büyüktimur 14 Ağustos 2026, Cuma

BAŞKAN EREN’İ DİNLERKEN!..

Amedspor’la ilgili peş peşe yazdığımız yazıların üçüncüsündeyiz.

İlk iki yazıda, kulüp içerisindeki çekişmelerin yaratabileceği tahribatın geçmişte Diyarbakırspor’un yaşadığı akıbeti yeniden üretmemesi gerektiğini vurguladık. Ardından transferler üzerinden, sezonun ilk maçının Erzurumspor’la değil, aslında Amedspor’un kendisiyle oynayacağını söyledik.

Bugün biraz daha geriden bakmak gerekiyor.

Kulüp Başkanı Nahit Eren’in sezon öncesi açıklamalarına baktığımızda, yalnızca yeni sezonun kadrosunu değil, Amedspor için yeni bir yapılanma anlayışını da görmek mümkün.

16 yeni transfer, neredeyse baştan aşağı değişen bir kadro, yeni bir teknik anlayış, değişen ekonomik dengeler, sponsorluk arayışları, altyapı çalışmaları ve taraftar gruplarının birleşmesi…

Bütün bunlar aslında aynı fotoğrafın parçaları.

Transferlerin önemli bölümünün kamp döneminin sonuna kalması elbette eleştirilebilir. Yönetim de takım uyumu açısından zaman kaybedildiğini kabul ediyor. Ancak Amedspor artık transfer piyasasında eski Amedspor değil.

***

Süper Lig’e yeni çıkmış bir kulüp olarak Amedspor’un yalnızca futbolcuyu değil, kulübü, şehri ve bölgeyi de anlatması; oyuncuyu ve ailesini ikna etmesi gerekiyor.

Ballet ve benzeri transferlerin arkasındaki süreç, bunu açık biçimde gösteriyor.

Dolayısıyla 16 futbolcunun isimlerinin yan yana gelmesi, sahada otomatik olarak bir takım oluşturmayacak.

Oyuncuların birbirini tanıması, teknik ekibin oyun anlayışının yerleşmesi ve ortak bir karakterin oluşması zaman alacak.

Bu nedenle sezonun ilk haftalarında yaşanabilecek puan kayıplarını olağan karşılamak gerekiyor.

Eleştiri elbette olacak. Ancak daha ilk haftalarda bir futbolcuyu değersizleştirmek, bir transferi çöp ilan etmek ya da teknik tercihleri sürekli bir kriz atmosferine dönüştürmek Amedspor’a fayda sağlamaz.

Bu sezon sabır, yalnızca taraftarın değil, herkesin ihtiyacı.

***

Eren’in açıklamalarındaki önemli başlıklardan biri de sponsorluk modeli.

Amedspor, formasında her maç farklı bir yerel markaya yer vermeyi planlıyor.

Bu, yalnızca ticari bir tercih değil halkın takımı iddiasını ekonomik bir modele dönüştürme arayışı.

Tek bir büyük sponsorun bütün yükü üstlenmesi yerine, kentin ve bölgenin farklı firmalarının kulübe katkı sunması, doğru yönetildiğinde kulüp ile bölgenin ekonomik hayatı arasında güçlü bir bağ kurabilir.

Ancak bunun için duygudan çok sistem profesyonel yönetim, şeffaflık ve güven gerekiyor.

Altyapı ise daha uzun vadeli bir hikâye.

11 ilde 9 bin çocuğa ulaşılması, bunlardan 50’sinin seçilmesi ve 10 çocuğun altyapıya kazandırılması bugün skor tabelasında görünmeyebilir.

Fakat Süper Lig’de kalıcı olmak, her sezon yüksek bedeller ödeyerek yeni futbolcular almakla mümkün değil.

Kendi oyuncunu yetiştirmek zorundasın.

Diyarbakır’ın ve bölgenin çocuklarını sisteme dahil etmek, bu nedenle yalnızca sportif değil, ekonomik bir yatırım da sayılmalı.

Kalıcı kulüpler günü değil, geleceği planlayan kulüplerdir.

***

Taraftar da Amedspor’un önündeki önemli sınavlardan biri.

Gücü tartışılmaz.

Ancak kontrolsüz tribün, kulübün en ağır maliyetlerinden birine dönüşebilir.

Irkçı ve cinsiyetçi küfürler, sahaya yabancı madde atılması ve merdiven boşluklarının kapatılması artık yalnızca tribün disiplini meselesi değil; doğrudan kulübün kasasına ve itibarına dokunan sorunlar.

Taraftar gruplarının Güney Kale Arkası’nda birleşme kararı bu nedenle değerli.

Fakat birleşmenin anlamı yalnızca aynı tribünde bulunmak değil, aynı sorumluluğu paylaşmak olmalı.

Amedspor büyüdükçe tribünün de büyümesi, olgunlaşması ve sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.

***

Çekdar Orhan meselesi ise yeni yapılanmanın duygusal tarafını gösteriyor.

Çekdar’ın Amedspor tarihinde özel bir yeri var. Şampiyonluklarda emeği bulunan, taraftarın sevdiği bir futbolcunun yeni yapılanmada düşünülmemesi kolay değil.

Ancak profesyonel futbolun gerçeği açık!

Geçmişte verilen emek, gelecekte forma garantisi değildir.

Yönetimin burada yapması gereken, sportif kararın arkasında dururken ayrılığı bir hesaplaşmaya dönüştürmemek.

Çekdar’ın emeğine saygı gösterilirken, yeni kadro planlamasında yer olmadığı da açıkça söylenebilir.

Eğer ayrılık kaçınılmaz hale gelirse, bunun Amedspor’un geçmişine yakışır biçimde gerçekleşmesi gerekir.

Diagne konusunda ise transfer dönemi bitmeden kesin hüküm vermek doğru değil. Sözleşmesi devam ediyor, takımla çalışıyor ve devam etmek istediğini söylüyor.

Burada da belirleyici olan duygu değil, sportif planlama olmalı.

Geçen sezonki “ruhsuz takım” eleştirisinin ardından, yeni teknik anlayışın merkezinde mücadele, disiplin ve kolektif oyun bulunuyor.

Amedspor her rakibini yenemeyebilir.

Ekonomik gücü çok daha yüksek takımlara karşı zorlanması da kaçınılmaz.

Fakat taraftarın görmek istediği başka bir şey var.

Mücadele eden, kaybetse bile teslim olmayan, son düdüğe kadar oyunun içinde kalan ve formanın hakkını veren bir takım.

***

Bütün bunların yanında belki de üzerinde en fazla düşünmemiz gereken konulardan biri, Amedspor’un medya ve sosyal medya dili.

Nahit Eren bu konuda açık bir çağrı yapıyor:

Eleştirelim ama hakaret etmeyelim.

Bir futbolcunun kötü oynamasını eleştirmek başka, onu kişiliği üzerinden hedef almak başka.

Bir transferin yanlış olduğunu söylemek başka, o futbolcuyu aşağılamak başka.

Amedspor büyüdükçe bu ayrımı daha iyi yapmak zorunda.

Çünkü sosyal medyada yazılan bir cümle artık tribünde söylenip unutulan bir söz değil.

Futbolcunun, kulübün ve kentin önüne çıkıyor.

***

Hepsini yan yana koyduğumuzda, Amedspor’un önündeki meselenin yalnızca Süper Lig’de kalmak olmadığını görüyoruz.

Bir sezon ligde tutunmak başka, yıllarca Süper Lig’de var olabilecek bir kulüp yaratmak başka.

Bunun için kadro kadar altyapı, ekonomik disiplin, kurumsal yapı, taraftar kültürü ve sağlıklı bir eleştiri ortamı gerekiyor.

Hepsinden önemlisi ise ortak bir akıl.

İlk yazımızda Diyarbakırspor’un yaşadıklarını hatırlatırken korkumuz buydu.

Kulüpler yalnızca sahada kaybetmez.

Bazen içeride kaybeder.

Kendi insanını tüketir, başarıya ulaştıktan sonra başarının getirdiği yeni sorumlulukları yönetemez.

Amedspor bugün tam da böyle bir eşikte.

Özetle, Amedspor’un önce kendisini yönetebilmesi gerekiyor.

***

Pazar günü Erzurumspor, Amedspor’un ilk rakibi olarak sahaya çıkılacak.

Üstelik bu karşılaşmanın ayrı bir hikâyesi de var.

Erzurumspor, Amedspor’un Süper Lig’e yükselme maratonundaki son 1. Lig sezonunda karşı karşıya geldiği rakiplerden biriydi.

O günlerin hesabını, tartışmalarını, yaşanan olumsuzlukları ve çirkinlikleri artık bir kenara bırakmak gerekiyor.

Unutulmalı.

Çünkü önümüzde yeni bir sayfa, yeni bir sezon ve yeni bir süreç var.

***

Bu tarihi karşılaşmayı İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın da izlemesi bekleniyor.

İki bakanla birlikte kent protokolünün, siyasilerin ve kentin farklı kesimlerinin tribünde yer alması, karşılaşmanın önemini daha da artırıyor.

Bu katılım, maçın yalnızca sportif bir karşılaşma olmadığını; Amedspor’un Süper Lig’deki yeni konumunu göstermesi bakımından da dikkat çekici bir buluşma olacağını ortaya koyuyor.

Hele ki barışa dair yürütülen sürecin ruhunun da etkisiyle, sahada farklı bir rüzgâr esecek.

***

Nitekim Kulüp Başkanı Nahit Eren, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Süper Lig’e yükselen kulüpleri kabul eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetinde yer aldı.

Eren’in, üzerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adının yazılı olduğu yeşil-kırmızılı Amedspor formasını hediye etmesi de bu açıdan anlamlıydı.

Bu ziyaret ve görüşme, yalnızca bir forma takdimi değildi.

Aynı zamanda Amedspor’un geldiği yeni noktanın, kulübün Türkiye futbolundaki değişen konumunun ve önündeki yeni dönemin sembolik bir görüntüsüydü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da görüşmenin ardından yaptığı sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Kazanmak, şampiyon olmak kuşkusuz önemlidir ama hiçbir kupa ülkemizin huzurundan, kardeşliğinden, iç barışından daha değerli değildir.”

Bu sözler, Amedspor’un önündeki yeni dönemin yalnızca sportif başarı üzerinden okunmaması gerektiğini de ortaya koyuyor.

***

Amedspor, görüşmenin ardından yazılı bir açıklama da yaptı.

Buluşmada kulübü; Başkan Nahit Eren, Asbaşkan Şengül Saruhanoğlu, Teknik Direktör Besnik Hasi ile futbolcular Mehmet Yeşil ve Cem Üstündağ temsil etti.

Amedspor heyeti, görüşmede sporun birleştirici gücüne dikkat çekerek dayanışma, kardeşlik ve barış duygularının güçlendirilmesinde futbolun önemli bir rol üstlendiğini vurguladı.

Yeni sezonun tüm kulüpler açısından başarılı, centilmence ve fair-play ruhu içerisinde geçmesi temennisinde bulunuldu.

Amedspor da açıklamasında, nazik daveti dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti.

***

Velhasıl…

Pazar günkü maçın sonucu ne olursa olsun bilinmeli ki Erzurumspor karşılaşması, Amedspor’un büyük hedef hikâyesinde yalnızca ilk 90 dakikadır.

Asıl maç daha uzun.

Ve o maçın rakibi yalnızca sahadaki takım değil:

Amedspor’un bizatihi kendisi.

***

GÜNÜN SÖZÜ

Günü değil, geleceği hedefleyip düşünmek gerekiyor!

 

Paylaş
Ömer Büyüktimur - Tüm Yazıları →