Kategoriler
Köşe Yazısı 18 Ağustos 2026, Salı
AnasayfaYazarlar › Ömer Büyüktimur
Köşe Yazısı Ömer Büyüktimur 18 Ağustos 2026, Salı

SAHADA RAKİP, GÖNÜLLERDE KARDEŞLİK!

Amedspor’un Süper Lig yolunda estireceği rüzgârdan söz ederek başlayalım… Çok ama çok esecek!

Önceki gece Diyarbakır Stadyumu’nda Erzurumspor karşısında alınan 3-0’lık galibiyet, yalnızca haneye yazılan üç puandan ibaret değildi. Skor tabelasında görünen üç golün ötesinde, tribünlerde, sokaklarda ve insanların yüreğinde başka bir şey yaşandı, yaşattı bu galibiyet!. Kim ne der bilmem ama bana göre gecenin asıl kazanımı buydu. Geçmişi hatırlayanlar için bu değişimin anlamı çok daha büyük.

Bu topraklarda futbol çoğu zaman sadece futbol olarak kalmadı. Bir tezahüratın, pankartın ya da sloganın saha dışındaki gerilimleri büyüttüğünü; küçük bir kıvılcımın ise büyük tartışmalara dönüştüğünü defalarca gördük, yaşadık. Onun için diyorum ki,  bu karşılaşmaya sıradan bir lig maçı gözüyle bakmamalıyız!

***

Nitekim maç öncesinde Diyarbakır’da büyük bir ilgi yoğunluğu vardı. Şeref tribününde İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, DEM Parti ve AK Parti milletvekilleri ile siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri yer aldı.

Tribünlerde ise 30 bini aşkın taraftar vardı. Diyarbakır ahalisi kadar, bölge il ve ilçelerinden gelen çoktu. Yurt dışından bile gelen vardı. Bu büyük kalabalığın taşıdığı heyecan kadar, ortaya koyduğu tavır da, kıymetliydi.

Elbette maç öncesinde sosyal medyaya yansıyan, kimi Erzurumspor taraftarlarının Diyarbakır’a gelişi üzerinden gerilimi artırmaya çalışan hakaret ve küfür içerikli paylaşımlar oldu. Provokasyon arayanlar vardı. Ancak beklenen olmadı. Kötü söz sahibine ait kaldı; kışkırtmak isteyenler karşılığını bulamadı.

***

Amedspor tribünleri açısından ise hâlâ alınması gereken mesafe var. Seyirci kültürü gelişiyor ama sahaya ayakkabı atacak kadar kontrolünü kaybeden bir anlayışın tamamen ortadan kaldırılması gerekiyor. Büyük bir kulübün tribün kültürü de başarısı kadar önemlidir.

Her şeye rağmen tribünlerde çok daha güçlü bir mesaj yükseldi: “Sahada rakip, kardeşlikte biriz, Terörsüz Türkiye.” Bence günün özeti buydu.

Futbolun gereği sahada rekabet etmek, kazanmak istemek, mücadele etmektir. Yenilgi de galibiyet de oyunun doğasında vardır. Ama doksan dakika bittiğinde geriye düşmanlık değil, insanlık kalmalıdır.

Diyarbakır’da ortaya çıkan görüntünün kıymeti tam da burada.

Farklı siyasi görüşlerden ve farklı toplumsal kesimlerden insanlar aynı tribünde buluştu. Sahadaki rekabet, tribünlerin tamamını kuşatan bir öfkeye dönüşmedi. Rakibin güvenliği konusunda hassasiyet gösterildi, maç sonrasında şehir gerilmedi.

Bu, küçümsenecek bir kazanım değildir.

***

DOSTLUK VE KARDEŞLİK MESAJI

Maç öncesinde gerçekleştirilen iki önemli etkinlik de gecenin anlamı açısından dikkat çekiciydi.

İlki, Vali Murat Zorluoğlu’nun ev sahipliğinde Amedspor Kulüp Başkanı Nahit Eren ile Erzurumspor Kulüp Başkanı Ahmet Dal’ın bir araya gelmesiydi.

Yemek buluşmasında dostluk ve kardeşlik adına eller sıkıldı.  Vali Zorluoğlu’nun mesajı netti: “Diyarbakır’dan futbolun gerçek değerleri olan barışa, kardeşliğe, dostluğa ve sevgiye dair hep beraber mesajlar vereceğiz ve şarkılar söyleyeceğiz.”

***

Amedspor Başkanı Nahit Eren de sporun kardeşlik, dostluk ve toplumsal birliktelik açısından önemli bir araç olduğunu vurguladı. “Spor kardeşliktir, dostluktur, toplumsal birlikteliktir. Spor aynı zamanda böyle bir araçtır. Bazen tatlı rekabetler sertliğe dönüştü, bazen bilinçli, bazen farklı provokasyonlara alet edildi. Artık ülkemizin, toplumumuzun bu ve benzeri provokasyonlara karşı dikkatli olması gerekiyor.”

***

Erzurumspor Kulüp Başkanı Ahmet Dal’ın mesajı da aynı doğrultudaydı: “Saha içerisinde futbolcular kıyasıya bir rekabet içerisinde olacaklar ama yöneticiler olarak taraftarlarımızı ve camiamızı doğru yönettiğimiz müddetçe amacımıza ulaşacağız.”

Aslında bu üç mesaj, futbolun olması gereken ruhunu anlatmaya yetiyor. Rakip olmak başka, düşman olmak başka…

***

GENÇLER İÇİN DE BİR MESAJ

İkinci önemli etkinlik ise Amedspor taraftar gruplarının öncülüğünde gerçekleştirilen “Uyuşturucuya Hayır” yürüyüşüydü.

Gençleri hedef alan bu büyük tehlikeye karşı toplumsal duyarlılığın yükseltilmesi bakımından yürüyüş anlamlıydı. DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak ve çok sayıda kişinin katıldığı yürüyüş, sporun yalnızca tribünlerden ibaret olmadığını bir kez daha gösterdi.

Gençleri uyuşturucudan, şiddetten ve umutsuzluktan uzak tutmak; onları sporla, eğitimle ve hayatla buluşturmak hepimizin ortak meselesi. Bir kentin geleceği yalnızca futbol sahalarında değil, gençlerine sunduğu imkânlarda da şekillenir.

***

SAHADA BAŞKA BİR AMEDSPOR

Gelelim futbolun kendisine… Maçın ilk 15-20 dakikasında Amedspor üzerinde hissedilen bir baskı vardı. Yüksek beklenti, sezonun ilk maçının stresi ve tribünlerdeki büyük atmosfer takımın oyununa da yansıdı.

Teknik Direktör Besnik Hasi’nin maç sonrasında ifade ettiği gibi, Amedspor ilk yarıda yeterince üretken değildi. Daha fazla risk alınması, oyunun rakip yarı alana daha fazla taşınması gerekiyordu. İkinci yarıda ise başka bir Amedspor sahadaydı.

Kontrolü eline alan, birbirinin açığını kapatan, daha fazla koşan ve daha fazla isteyen bir takım vardı. Ardından Dia Saba’nın golü geldi. Bu gol yalnızca skoru değiştirmedi; ikinci yarıda kurulan oyunun da karşılığı oldu. Pas, hareketlilik ve takım halinde hücum etme anlayışı açısından önemli bir işaretti.

İlk golün ardından baskı dağıldı. Sonrası geldi, üç gol ve kalesinde görülmeyen bir gol…

***

Hasi’nin, “Bu tarz maçlarda gol yememek çok önemli” sözünün de altını çizmek gerekir. Uzun bir lig maratonunda hedefi olan takımlar için yalnızca gol atmak değil, gerektiğinde oyunu savunabilmek de belirleyicidir.

Üstelik Amedspor’un yaklaşık 10 yıldır sahasında Erzurumspor karşısında galip gelememesi de düşünüldüğünde, bu galibiyetin moral değeri puan değerinden daha büyük.

Kadrosuna yeni katılan beş oyuncunun henüz takıma tam anlamıyla monte edilme süreci devam ediyor. Dolayısıyla tamamlanmış bir Amedspor’dan söz etmek için henüz erken. Daha yapılacak iş var. Daha çok çalışmak gerekiyor. İlk haftadan şampiyonluk hesabı yapmak ise futbolun doğasına aykırı. Lig uzun bir maraton. Ancak iyi başlamak da önemlidir.

Amedspor, sezonun ilk maçında aldığı 3-0’lık galibiyetle zirveye yerleşti. Şimdi asıl mesele, bu başlangıcın devamını getirebilmek. Futbolun en büyük düşmanlarından biri bazen rakip değil, ölçüsüz beklentidir.

***

ASIL GALİBİYET MAÇTAN SONRA

Gecenin asıl dikkat çekici taraflarından biri ise maç sonrasında yaşandı. Taraftarların coşkusu Diyarbakır sokaklarına yayıldı. Kutlama vardı, sevinç vardı, büyük bir heyecan vardı.

Ama taşkınlık yoktu. Rakibe yönelik saldırı yoktu. Kenti gerecek bir atmosfer oluşmadı. Bu görüntünün ayrıca kayda geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.  Diyarbakır geçmişte yeterince acı gördü, yeterince gözyaşı döktü. Bu nedenle artık ortaya çıkan her olumlu görüntünün kıymetini bilmek gerekiyor.

Bir futbol maçında rakibini yenmek elbette önemlidir. Fakat rakibine saygı göstererek kazanmak ve maçın ardından sağduyuyu koruyabilmek çok daha değerlidir. Belki de bu nedenle Diyarbakır’da yaşanan geceyi yalnızca bir futbol karşılaşmasının sonucu olarak değerlendirmemek gerekir.

Türkiye yıllarca terörün ve şiddetin ağır bedellerini ödedi. Anneler ağladı, ocaklar söndü, şehirler ve aileler büyük acılar yaşadı.  Bugün ise silahın değil sözün, çatışmanın değil siyasetin, korkunun değil normalleşmenin konuşulduğu bir iklimin kalıcı hale gelmesi herkesin ortak kazancı olacaktır.

***

Elbette bir futbol maçı yılların yaralarını tek başına saramaz. Bir pankart bütün sorunları çözmez. Bir galibiyet geçmişin acılarını ortadan kaldırmaz. Ama toplumsal değişim bazen büyük sözlerden önce küçük ve anlamlı görüntülerle kendisini gösterir.

Diyarbakır’daki gece de böyle bir görüntüydü. Asıl soru şimdi şudur; bu tabloyu kalıcı hale getirebilecek miyiz? Kardeşliği yalnızca pankartlarda mı bırakacağız, yoksa hayatın her alanına taşıyabilecek miyiz? Farklı düşünmeyi düşmanlık sebebi olmaktan çıkarabilecek miyiz? Sosyal medyadaki birkaç provokatörün sesine teslim olmak yerine, toplumun sağduyusunu büyütebilecek miyiz?

***

AMEDSPOR’UN RÜZGÂRI

Amedspor’un estireceği rüzgârın önemi belki de tam burada başlıyor. Bu rüzgâr yalnızca Diyarbakır’la sınırlı değil. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun dört bir yanında, Türkiye’nin batısında, Irak’ta, Suriye’de ve Avrupa’da yaşayan milyonlarca insanın ilgisini çeken bir kulüpten söz ediyoruz.

Dolayısıyla Amedspor’un Süper Lig yolculuğunda yalnızca sportif sonuçları değil, sahada ve tribünde ortaya koyacağı tavır da önem taşıyor. Sahada kazanmak… Rakibe saygı duymak… Tribünde coşmak ama nefrete teslim olmamak… Futbolun dilini muhabbetten yana kullanmak… Gerçek büyüklük biraz da burada.

Önceki gece Amedspor sahada kazandı. Ama yalnızca Amedspor kazanmadı. Rakibinin güvenliği için hassasiyet gösterenler, tribünlerde kardeşlik mesajı veren taraftarlar, uyuşturucuya karşı yürüyen gençler ve maç sonrasında taşkınlığa meydan vermeden sevincini yaşayan Diyarbakırlılar da bu gecenin kazanımına ortak oldu.

Asıl galibiyet, maç bitince de kardeş kalabilmektir.

Umarız Amedspor’un futbolun muhabbetini estiren bu rüzgârı daha da güçlenir. Umarız bu coşku tribünlerden toplumun tamamına yayılır. Ve umarız Terörsüz Türkiye rotasında atılan adımlar, dünün acılarını unutturmadan yarının umutlarını büyüten kalıcı bir kardeşliğe dönüşür.

Nihayetinde sonunda hepimiz aynı gerçeğe dönüyoruz. Sahada rakip olabiliriz… Ama bu ülkenin geleceğinde, kardeşlikte bir olmak zorundayız.

***

GÜNÜN SÖZÜ

Bir maç kazanılır, bir kardeşlik kazanılırsa gelecek kazanılır.

 

Paylaş
Ömer Büyüktimur - Tüm Yazıları →