Kategoriler
Köşe Yazısı 12 Temmuz 2026, Pazar
AnasayfaYazarlar › Ömer Büyüktimur
Köşe Yazısı Ömer Büyüktimur 07 Temmuz 2026, Salı

BETON YÜKSELİRKEN AHALİ DE YÜKSELİYOR MU?

Diyarbakır büyüyor... Ama gerçekten büyüyor mu; yoksa sadece betonlaşıyor mu? Şehrin dört bir yanında göğe uzanan rezidanslar, lüks siteler, peş peşe açılan yeni projeler... Vinçlerin hiç durmadığı, tabelaların sürekli değiştiği bir şehir manzarası var karşımızda.

***

Fakat aynı hızla büyümeyen tek şey var... O da vatandaşın alım gücü. Eskilerin bir sözü vardır. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Bugün konut piyasasında yaşananlar da aslında uzun zamandır kendini haber veriyordu. Plansız büyüme, kontrolsüz fiyatlar ve denetim eksikliği, sonunda barınmayı temel ihtiyaç olmaktan çıkarıp ulaşılması güç bir hayale dönüştürdü.

***

Bugün Diyarbakır'da ortalama 70 metrekarelik bir 2+1 daire için istenen rakamlar 5 ila 10 milyon lira arasında değişiyor. Geniş ailelerin tercih ettiği 3+1 ve 4+1 dairelerde ise fiyatlar 20 milyon liraya dayanmış durumda. Şimdi herkes aynı soruyu soruyor? Bu fiyatlar gerçekten hangi ekonomik gerçekle açıklanabilir? Çünkü ortada dikkat çekici bir çelişki var.

***

Bir tarafta gelir seviyesi Türkiye ortalamasının altında seyreden geniş bir nüfus... Diğer tarafta milyonlarca liralık konutlar. Bu tablo, ister istemez başka soruları da beraberinde getiriyor. Bu kadar konut yapılıyorsa fiyatlar neden gerilemiyor? Arz artıyorsa neden piyasa rahatlamıyor? Yoksa burada arz-talep dengesi dışında işleyen başka dinamikler mi var?

***

Sektör temsilcileri elbette maliyetlerden söz ediyor. Arsa pahalı... Demir pahalı... Çimento pahalı... İşçilik pahalı... Bunların hiçbirini inkâr etmek mümkün değil. Ancak vatandaşın zihnindeki soru değişmiyor? Peki, bütün bu maliyet artışları fiyatların birkaç yıl içinde katlanmasını tek başına açıklamaya yeter mi?

***

İşte asıl tartışma tam burada başlıyor. Çünkü uzun süredir kamuoyunda konuşulan başka iddialar da var. Satış bedelleri ile tapuda beyan edilen rakamların her zaman örtüşmediği yönünde sektör içerisinde dillendirilen değerlendirmeler bulunuyor.

***

Eğer bu iddialar doğruysa... Ortada sadece vergi kaybı değil, aynı zamanda kayıt dışılığı büyüten, dürüst mükellefi cezalandıran ve piyasanın adaletini bozan ciddi bir sistem sorunu var demektir. Bir başka tartışma da ödeme şekilleri...

***

Bankaların kullandırdığı kredi ile gerçek satış bedeli arasındaki farkın farklı yöntemlerle tahsil edildiği yönünde zaman zaman dile getirilen iddialar bulunuyor. Eğer gerçekten böyle uygulamalar varsa, cevap bekleyen soru şudur? Gerçek satış bedelleri eksiksiz beyan ediliyor mu?

***

Edilmiyorsa...

Devlet ne kadar vergi kaybediyor? Hazine ne kadar zarara uğruyor? Bu kaybın yükünü sonunda kim ödüyor? Aslında cevabı zor değil. Vergisini eksiksiz ödeyen vatandaş. Maaşından tek kuruş kesintiyi gizleyemeyen memur. Ücret bordrosunda oynama şansı olmayan işçi. Yani dürüst davranan herkes...

***

Atalar boşuna dememiş! Doğrunun yükü ağırdır; eğrinin yolu kısa. Kayıt dışılık kısa vadede bazılarına kazanç sağlayabilir. Ama uzun vadede kaybeden şehir olur. Kaybeden ekonomi olur. Kaybeden güven olur. Ve en sonunda kaybeden toplumun tamamıdır.

***

Bir başka atasözü daha vardır. Bal tutan parmağını yalar. Ancak devlet düzeninde bu anlayışın yerleşmesi, hukukun değil fırsatçılığın egemen olduğu bir düzeni beraberinde getirir. Kurallar herkes için eşitse devlet güçlüdür. Kurallar kişiye göre değişiyorsa, güçlü olan değil kuralsız olan kazanır.

***

Bugün Diyarbakır'da konuşulması gereken yalnızca yeni imar alanları değildir. Asıl konuşulması gereken, gerçek satış bedellerinin eksiksiz beyan edilip edilmediği, vergi adaletinin sağlanıp sağlanmadığı, denetim mekanizmalarının yeterince etkin çalışıp çalışmadığıdır.

***

Vatandaşın önemli bir kısmı, etkin ve sürekli denetimlerin yapılması hâlinde piyasadaki fiyatların ciddi ölçüde normalleşeceğine inanıyor. Bu elbette bir beklenti. Gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ancak piyasanın işleyişi ve kamu otoritelerinin uygulamaları gösterebilir.

***

Toplumda böyle güçlü bir kanaatin oluşmuş olması bile başlı başına üzerinde düşünülmesi gereken bir göstergedir. Diyarbakır, tarih boyunca ticaretin, üretimin ve emeğin şehri oldu. Bu şehir, alın teriyle kazanan insanların şehridir. Hiç kimsenin, kim kimi yakalarsa anlayışını piyasanın kuralı hâline getirmeye hakkı yoktur.

***

Ticaret güvenle büyür. Şehir adaletle gelişir. Ekonomi şeffaflıkla güçlenir. Beton yükselirken hukuk aynı hızla yükselmiyorsa... En yüksek bina bile o şehre güven inşa edemez.

***

GÜNÜN SÖZÜ

Denetimin olmadığı yerde fırsatçılık büyür; hukukun zayıfladığı yerde ise bedeli daima dürüst insanlar öder.

 

Paylaş
Ömer Büyüktimur - Tüm Yazıları →