Kategoriler
Köşe Yazısı 12 Temmuz 2026, Pazar
AnasayfaYazarlar › Ömer Büyüktimur
Köşe Yazısı Ömer Büyüktimur 09 Temmuz 2026, Perşembe

HAZİNEYİ SOYMANIN YENİ ADI; TRAMPA MI?

Diyarbakır'da yıllardır değişmeyen bir manzara var. Ne zaman kamu arazileriyle ilgili bir dosya açılsa, ne zaman Tapu ve Kadastro koridorlarından bir soruşturma haberi gelse, ne zaman hazine taşınmazlarının akıbeti mercek altına alınsa, karşımıza aynı soru çıkıyor: Devletin malını kim koruyor, ya da devletin malına kim çöküyor?

***

Şimdi bu sorulara yeni bir dosya daha eklendi. Kayapınar'ın Cücük Mahallesi'nde bulunan ve bugün kentin en değerli gelişim akslarından biri üzerinde yer alan hazine arazileriyle ilgili açılan dava, yalnızca birkaç parselin hikâyesi değildir. Bu dosya, kamu malının nasıl değer kaybedebildiğini, birkaç imzanın milyonlarca liralık sonuçlar doğurabildiğini ve denetim mekanizmalarının nasıl sessiz kalabildiğini gösteren ibretlik bir örnektir.

***

Atalar boşuna söylememiş: Mal canın yongasıdır. Peki milletin malı kimin yongasıdır? İddianamede yer alan tespitlere göre süreç oldukça dikkat çekici.  Önce mera vasfındaki hazine arazilerinin niteliği değiştiriliyor. Ardından ifraz işlemleri yapılıyor. Sonrasında ise yüksek ekonomik değere sahip bu taşınmazlar, DSİ kanalları altında kalan ve çok daha düşük değerde olduğu belirtilen özel mülkiyet arazileriyle trampa ediliyor.

***

Sonuç ne? Savcılık dosyasına göre kamu hazinesinin uğradığı zarar 30 milyon lirayı aşıyor. Ancak asıl mesele rakam değildir Asıl mesele, bu işlemlerin hangi denetimlerden geçerek yapıldığıdır. Çünkü dosyada yer alan iddialar doğruysa ortada basit bir bürokratik hata değil, birbirini tamamlayan bir işlemler zinciri vardır

***

Muhtar tarafından hazırlandığı belirtilen belgeler... Gerçeği yansıtmadığı öne sürülen tespitler... Yerinde yapılması gereken incelemelerin eksik bırakıldığı yönündeki değerlendirmeler... Ve sonunda kamu yararı yerine başka sonuçlar doğuran kararlar...

***

Bütün bunlar bir araya geldiğinde insan ister istemez şu soruları soruyor? Bu kadar değerli bir hazine arazisinin gerçek piyasa değeri hiç mi hesaplanmadı? Hiç kimse çıkıp, "Bu takas gerçekten kamu yararına mı?" diye sormadı mı? Mera niteliğinin kaldırılması aşamasında mevzuatın öngördüğü tüm prosedürler eksiksiz uygulandı mı? Yoksa devletin malı, masa başında alınan kararlarla önce değersizleştirildi, ardından el değiştirmeye uygun hâle mi getirildi?

***

Atalar bir başka sözünde der ki. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Elbette suçun varlığına karar verecek olan mahkemedir. Ancak kamuoyu da ortaya çıkan iddiaların tüm yönleriyle aydınlatılmasını istemektedir. Daha düşündürücü olan ise Diyarbakır'ın bu tür dosyalara yabancı olmamasıdır. Yıllardır Tapu ve Kadastro teşkilatıyla ilgili soruşturmalar, kamuoyuna yansıyan tartışmalar ve mahkeme dosyaları kent hafızasında yer etmeye devam ediyor.

***

Her yeni dosya, eski soru işaretlerini yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Çünkü mesele birkaç kişinin yargılanmasından ibaret değildir. Sorun, sistemin kendisidir. Bir kamu taşınmazının vasfı değiştiriliyorsa... Bir hazine arazisi takasa konu oluyorsa... Bir kamu malının değeri milyonlarca lira aşağı çekiliyorsa... O işlemlerin her aşamasında alarm vermesi gereken kurumlar vardır. Eğer alarm çalmıyorsa, ya sistem çalışmıyordur ya da çalışması gerekenler görevlerini yerine getirmiyordur.

***

Bugün mahkemeler suçlamaları değerlendirecek. Sanıklar savunmalarını yapacak kararı yargı verecek. Ancak kamu vicdanının beklediği cevaplar bundan çok daha büyüktür. Çünkü mesele yalnızca Cücük Mahallesi değildir. Mesele yalnızca birkaç parsel değildir. Mesele, vatandaşın vergileriyle oluşan kamu varlığının nasıl korunduğudur. Eğer milyonlarca liralık hazine arazileri tartışmalı işlemlerle değer kaybedebiliyorsa, yarın başka hangi kamu malının benzer bir akıbete uğramayacağını kim garanti edebilir?

***

Atalarımızın dediği gibi. Emanete hıyanet olmaz.  Devlet malı da millete emanet edilmiş bir değerdir. İşte bu nedenle bu dava, birkaç memurun ya da birkaç imzanın yargılandığı bir dava değildir. Bu dava, Diyarbakır'da kamu malının gerçekten sahipsiz olup olmadığının da yargılandığı davadır. Ve kamuoyu yalnızca mahkeme kararını değil, bu düzenin nasıl işlediğini, kimlerin görevini yaptığı ya da yapmadığını ve kamu zararının nasıl oluştuğunu da öğrenmek istemektedir. Çünkü devletin malı sahipsiz değildir. Sahipsiz olmaması da gerekir.

***

GÜNÜN SÖZÜ

Devlet malı deniz değildir; korumayanın değil, milletin hakkıdır.

 

Paylaş
Ömer Büyüktimur - Tüm Yazıları →