BU SİSTEM NASIL ÇÜRÜDÜ?
Kahramanmaraş’ta sekiz öğrenciyle bir öğretmenin katledildiği okul saldırısı, artık trajedi kelimesinin bile yetersiz kaldığı bir rezaletin adıdır. Bu katliam, sadece 14 yaşındaki bir çocuğun eline geçen silahlardan ibaret değil, bu aynı zamanda devletin güvenlik teşkilatında vuku bulan zafiyetin ve de çürümüşlüğün, kayırmacılığın ve denetimsizliğin kanlı bir sonucudur… Yani silsile misali suça bulaşmış bir iştirak vaki..
***
Saldırgan İsa Aras Mersinli’nin babası Uğur Mersinli.. Bir önceki yazımda detaylı anlatmıştım.. Kendisi, 1. Sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişi… Evinde yedi ruhsatlı tabanca, iki av tüfeği var.. Zat, oğlunun hevesini köreltmek için katliamın yapılacağı günden iki gün önce onu poligona götürüp atış yaptırmış. Nasihatta da bulunmuş, hedefi belirle ondan sonra ateş et.. Baba tutuklandı.. Silahlar kilitli sandıktaydı, oğlum nasıl açtı bilmiyorum ifadesini vermiş.. Yok daha neler?
***
Ama asıl düşündürücü skandal vakıa durum, Uğur Mersinli’nin sicili.. Önceki gün, Nefes Gazetesinde manşet idi.. Bilmem okudunuz mu, ben okudum.. Özgür Cebe imzalı haber.. Henüz komiser yardımcılığı yaptığı yıllarda, 1996’da Osmaniye’de uluslararası dolandırıcılık çetesi soruşturmasında gözaltına alınmış, tutuklanmış ve meslekten ihraç edilmiş… Çeteyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle yargılanmış, görevi kötüye kullanmaktan hüküm giyme aşamasına kadar gelmiş!!!
***
Bilahare serbest bırakılmış.. Sonra idari yargıya koşmuş.. Mahkeme kararıyla nasıl oluyorsa, mesleğe iade edilmiş. Yani bir dönem temizlenemeyen bir sicille, devletin en kritik kurumunda yükselmeye devam etmiş. Diyarbakır’da da 4,5 yıl boyunca İkmal Şube Müdürü olarak görev yapmış. Haberin içeriğine baktığımızda burda da, pek doğru bir iş icra etmemiş, şaibeli ihale ve pazarlıklarda bulunarak, sicil kabartmış? Çok da detaya girmek istemiyorum..!
***
Bir not olarak, görev yaptığı dönemde şubesine bağlı bir polisin silahla intihar ettiği de vaki olmuş! Depremden sonra memleketi Kahramanmaraş’a tayin edilmiş. Ve sonuç, 14 yaşındaki oğlu, onun ruhsatlı silahlarını alarak, okuduğu okulu kan gölüne çevirmiş.. Sekiz öğrenci, bir öğretmen..
***
Şimdi soruyorum!.. Birileri farklı söylem geliştirse de böyle bir geçmişi olan, rüşvet operasyonu kapsamında tutuklanmış, meslekten ihraç edilmiş, sonra idari yargı sayesinde geri dönmüş bir isim, nasıl oluyor da Emniyet’in kritik kademelerinde görev yapmaya devam edebiliyor?.. Gazetelere yansıyan kamu ihalelerinde yıllarca usulsüzlük yaptığı iddia veki iken, polis teşkilatında terfi ettiriliyor, tayin ediliyor, silah ruhsatı veriyor, poligonda atış yaptırıyor?
***
Bu, basit bir ihmal değildir. Bu, sistematik bir çürümedir. Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğü, poligondaki görevli polis M.Y.’yi görevden uzaklaştırmış. Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu da “geniş kapsamlı soruşturma başlattığını açıklamış. Ama yetmez. Bu soruşturma, silah muhafaza prosedürlerini ve idari yargının “iade-i itibar” kararlarını da içermelidir. Aksi takdirde bu da diğerleri gibi kâğıt üzerinde kalan bir tiyatro olur.
***
Bir Emniyet Müdürü’nün evinde yedi tabanca olması belki normal sayılabilir bu ülkede. Ama o silahların 14 yaşındaki bir çocuğun eline geçip okulda masumları katletmesi, kilitli sandık yalanını kabul edilemez kılar. Kaldı ki sosyal medyaya yansıyan ve çekilen resimler yalanlıyor.. Psikolojik sorunları olduğu bilinen bir genci poligona götürüp ateş ettirmek ise düpedüz suçtur.
***
Bu katliam önlenebilir miydi? Evet, önlenebilirdi. Eğer silahların muhafazası gerçekten denetlenmiş olsaydı, idari yargı temize çıkarma makinesi olmaktan vazgeçseydi… Bugün dokuz masum insan toprağın altında olmayacaktı. Emniyet Teşkilatı, ülkenin ve milletin göz bebeği, güven duvarı olma vasfıyla bu kadar sicili kabarık, bu kadar sorumsuz, bu kadar kayırmacı unsurlardan kendini arındırmak zorundadır.
***
Aksi takdirde yarın başka bir okulda, başka bir kilitli sandıktan çıkan silahlarla yine aynı acıyı yüz yüze gelmemiz maazallah mümkün olabilir… Bu sistem çürüdükçe, kan akmaya devam edecek. Artık yeter. Sistemin keyfiyetiyle oluşan çürümüşlük girdabından kurtulma adına, gerçek bir temizlik her alanda ikmale getirilmeli. Lafta değil, gerçekten somut ve icraatla yapılmalı ki; okullarımız da, evlatlarımız da, sokağımız, evimiz ve ülkemiz güven verici olsun!…
***
GÜNÜN SÖZÜ..
Sümen altı edilen her suç, bir başka suçun tetikleyicisi olduğunu unutmamalıyız!…
Ömer Büyüktimur - Önceki Yazıları
-
MİDEMİZE SAPLANAN BIÇAK!…
22 Nisan 2026
-
GÖZYAŞLARIYLA TEŞEKKÜRLER!..
20 Nisan 2026
-
KANLI SINIFLARA VERİLEN KURBANLAR?!..
18 Nisan 2026
-
NESİL NEDEN ELDEN GİDİYOR?
17 Nisan 2026
-
GÖZYAŞI VE ADALET UMUDU?
16 Nisan 2026