Kategoriler
Köşe Yazısı 22 Nisan 2026, Çarşamba
AnasayfaYazarlar › Ömer Büyüktimur
Köşe Yazısı Ömer Büyüktimur 18 Nisan 2026, Cumartesi

KANLI SINIFLARA VERİLEN KURBANLAR?!..

Dünden devam ediyoruz… Şöyle sormuştum dünkü yazımda, başlık olarak! “Nesil neden elden gidiyor?”  Ne yazık ki, öyle nesil elden uçup gidiyor.. Uzun uzadıya nedenler, niçinleriaktardım.. İşin gerçeği şu ki biz elimizi nesilden çektiğimiz içindir ki, nesil düştüğü boşluğun dehlizinde, per-ü perişan, dağınık..

***

Suçlu çocuk ve suçlu genç yoktur.. O’nu suça ve suçlu konuma düşüren vardır.. Ve o ortamı yaratan, onu sürükleyen maalesef, biz ebeveynler, devlet-i aliyenin otoritesi ve tabi ki, hayatın seyr-ü sefer yaptığı, sokak!.. Çevre, eş, dost, akraba!.. Hepsi vahşi iklimin solunmasında, birer etken!..

***

Okullarımızda, peş peşe yaşanan dehşet verici hadiseler yüreklerimizi dağlıyor. Kan donduran iki olay..Biri öğretmen, kaybedilen 10 can..Her iki olay aynı soruyu haykırtıyor. Bu çocuklar nasıl ölüm makinesine döndü. Ruhsatlı, ruhsatsız silaha nasıl ulaşabiliyor.. Okula nasıl sokuyor.. Kırılgan gençler nasıl ulaşıyor, ulaşabiliyor?!

***

Kahramanmaraş’ın, Ayser Çalık Ortaokulu’nda 15 Nisan sabahı yaşanan, akıl alır gibi değil. Fail, henüz 14 yaşında..İsa Aras Mersinli. Babası Uğur Mersinli, 1. Sınıf Emniyet Müdürü, Başmüfettiş. Anne Peyman Pınar.. Edebiyat öğretmeni. Ev bir cephanelik: Tam 10 ruhsatlı silah var. 3 tüfek, 7 tabanca, sayısız mermi!..

***

Vahşetin yaşandığı olaydan 48 saat önce, baba çocuğun psikolojisi bozuk diye atış poligonuna götürüyor.Moral olsun diye birkaç el ateş ettiriyor. Sonra da nasihat..“Bak oğlum, sakın hedef almadan ateş etme. Hedefini seç, ondan sonra tetiğe bas.” Bir gün önce de çocuk bilgisayarına not düşüyor “Büyük bir eylem yapacağım.”

***

Ertesi sabah sırt çantasında 5 tabanca ve 7 dolu şarjörle okula gidiyor. Ne servis aracında, ne yolda kimse bir şey fark etmiyor. Evdekiler de bu kadar silah ve cephanenin eksildiğini göremiyor. Çocuk, soğukkanlılıkla iki sınıfı hedef alıyor. Seri ateş açıyor. Korkunç bilanço 9 ölü. Sekizi masum öğrenci, bir de kahraman Ayla Kara öğretmen..

***

O öğretmen, öğrencilerine kurşun isabet etmesin diye kendini siper etmiş, vücudunu kalkan yapmış. Son nefesinde bile yapma oğlum diyerek korumuş yavrularını. Ama aynı sırayı paylaştığı öğrenci arkadaşları kadar, eli öpülesi öğretmenine de acımadan ateş açıp, öldürüyor!!..

***

Katliam sürerken, okulda iki kızı okuyan veli Necmettin Bekçi, silah seslerini duyar duymaz, can havliyle koşuyor. “Kızlarıma bir şey olmasın”diye.. Öğretmenlerin saldırganla boğuştuğunu görünce, bıçağını çekip müdahale ediyor. Belki bu müdahale olmasaydı, bugün 9 değil, çok daha fazla ana kuzusu toprağa gömülecekti.

***

Bir gün önce de Siverek ilçesinde benzer bir dehşet yaşanmıştı. Eski öğrenci Ömer Ket pompalı tüfekle okula dalıyor. Daha önce müdürü tehdit ettiği için şikâyet edilmiş, gözaltına alınıp bırakılmış. İntikamını alıyor. 16 yaralı. Saldırgan en sonunda kendini vuruyor. Bir can daha gidiyor.

***

Bu iki kanlı olay, aynı acı gerçeği yüzümüze vuruyor: Sorun sadece kötü çocuk değil. Sorun, bizim çocuğumuz yapmaz diye başlayan o tehlikeli aile körlüğü.. Emniyet müdürünün evinde 10 silah varken çocuğun moral tedavisinin poligonda yapılması. Evinde cephane stoku dururken, büyük eylem notunun fark edilmemesi.

***

Ama asıl büyük ve kangrenleşen yara, okullardaki güvenlik zaafiyeti… Türkiye’de okullar hâlâ açık hedef konumunda… Metal dedektör yok denecek kadar az, girişlerde ciddi arama yapılmıyor, kamera sistemleri yetersiz, güvenlik görevlileri çoğu yerde sembolik.? Ki ekseriyetinde yok bile!..

***

Bir çocuk çantasını doldurup beş tabanca ve şarjörlerle okula süzülüyor. Bir eski öğrenci pompalı tüfekle koridorda geziniyor. Ve kimse bunları durduramıyor. Çünkü sistem hâlâ olmaz diye düşünüyor. Oysa oluyor. Hem de ardı ardına, kanla yazılan harflerle. İki günde kaybedilen 10 can..

***

Bu vahşetler bize acı bir gerçeği gösteriyor.? Silah ruhsatı vermek yetmiyor. O ruhsatın kime, hangi aile ortamına, hangi kırılgan ruha gittiğini de sıkı sıkıya kontrol etmek lazım. Psikolojik sorun yaşayan gençlere birkaç el ateşle moral desteği değil, gerçek profesyonel yardım ve denetim şart.

***

Okullara giren her çantanın aranmadığı, kapıların güvenlikten yoksun olduğu bir sistemde keşkelerden başka bir şey kalmıyor geriye. 14 yaşındaki o çocuk için katil mi, cani mi, yoksa zavallı bir küçük çocuk mu diye tartışılabilir. Ama asıl tartışmamız gereken şu..

***

Yarın başka bir 14 yaşındaki, başka bir Siverek’te ya da başka bir okulda aynı çantayı doldurup aynı kapıdan girmesin diye ne yapıyoruz? Güvenlik sadece kapılarda değil, zihinlerde, ailelerde ve de sistemde. Bu zafiyet aşılmazsa, masum çocuklar ve kahraman öğretmenler kan gölüne dönen sınıflarda can vermeye devam edecek.

***

Bu kadar kan akıtmadan uyanabilseydik. Ruhsatlı ölüm makineleri evlerde değil, sıkı denetim altında olsaydı. Ve keşke okullarımız, çocuklarımızın en güvenli sığınağı olabilseydi. Maalesef değil. En korunaksız hal içerisinde, bugün eğitim kurumları. Demem o ki, artık yeter. Bu zafiyet ve onun üretimi olan kan durmalı…

***

Bu iki olay, neslin elden gidişinin sadece bir uyarısı olabilir. Aileler, eğitimciler, emniyet ve devlet… Hepimiz sorumluyuz. Sözün bittiği bir nokta..Artık keşkelerle değil, somut adımlarla hareket etme ve eyleme geçme vakti. Çocuklarımız okula giderken değil, güvende hissederken büyümeli ki, insani, vicdani ve rahmani olsun!..

***

AMAN HA AMAN!…

Eğitimcilerimize de kısa bir not düşmek istiyorum.. Özellikle de, Eğitim sendikalarına.. Bu söylediklerim sakın ola, siyasi ve ideolojik, bir kıskaca alınmasın!.. Yaşananlardan ders çıkarmak adına, yapılması gereken topyekün bir özeleştiri ve herkesin kendini çek etmesi gerektiği.. Ama görülüyor ki, mevcut acı atmosferden bir kaos çıkarma gayretinin peşine düşme hal-i var!…

***

Yapılması gereken, öğrenciyi, öğretmeni, eğitim camiasını sokağa dökmek, okul boykotu, ders boykotu, iş bırakma gibi haller ve eylemler değil.. Öğretmen ve polisi karşı karşıya getirmek değil.. Bu hem kendi kulvarınız için, hem de toplum için sinir uçlarına dokunma olur ki, maazallah.. Hele ki, kriminal yapılar pusuda farklı siyasi beklentiler içerisinde iken!..

***

Halk deyimiyle.. Aman ha aman.. Daha demokratik, daha akademik, bilimsel, çözüm sağlayıcı, siyasi ve ideolojik kutuplaşmalardan ırak, ilim ve irfan rotasında, mevzu muttalaedilmeli.. Masa etrafında buluşup, sıhhatli, sağduyulu bir nizamla, çözüm üretilmeli.. Yoksa yapılanlar mevcut kriminal iklimi ateşler, gerilimi körükler ve siyasi rant devşirme alanı olur ki, başa dönülür hale gelinir!!!…

***

GÜNÜN SÖZÜ…

Ey devlet-i aliye, nesli yaşat ki, millet payidar olsun!..

 

Paylaş
Ömer Büyüktimur - Tüm Yazıları →