Kategoriler
Köşe Yazısı 15 Nisan 2026, Çarşamba
AnasayfaYazarlar › Ömer Büyüktimur
Köşe Yazısı Ömer Büyüktimur 14 Nisan 2026, Salı

BUGÜN BACAĞINA, YARIN KAFANA!

Hafta sonu bir grup esnafla, sohbet etme imkanım oldu. Daha doğrusu ziyarete geldiler.. Çay, kahve faslı derken, veryansın ettikleri konuya geldiler.. “Tehdit ve silahlı saldırı olayları..” Pür dikkat baktım, yaşadıkları travmayı sohbet olsa da aktarırken, korku egemen, sesler ise kelimelerin telaffuzunda titrek!

***

İsimlere, mekanlara, kişilere girmeyeceğim!.. Genel bir projektörü tutarak, mevzuyu irdelemek istiyorum.. Daha önce de, çok yazım oldu, bu minvalde. Özellikle de, uyuşturucunun kent üzerinde oluşturmak istediği egemenlik, bahis, kumar ve fuhuş.. Ama çeteleşme vahim!..

***

Eli silahlı çeteler bölgenin efendisi olmuşumundan yakınılıyor!. Sayıları her geçen gün artıyor. Kullanılanların yaşları 15-17… Bize göre suça sürüklenen çocuklar çetelere göre, eleman, fedai.. Motosikletlerin üzerinde veya eski arabalarla gece gündüz cirit atıyorlar mekanların önünde!. Önce haber gönderiyorlar size kesilen haraç bu kadar. İtiraz ederseniz siz bilirsiniz?  Boyun eğen eğdi, eğmeyene kurşunlama!…

***

Aldığım notlara bakıyorum.. Bir kuyumcu dükkanına tabancalarla ateş açıp kaçıyorlar.. Ardından gönderilen mesaj.. Sana kestiğimiz fatura, 100 bin dolar.. Parayı hazırla. Bir dönerciye kapıya bırakılan tehdit mektubu.. Bugün bacağına sıktık, yarın kafana sıkacağız. 3 milyon ceza kestik. Başka bir kafeye saldırı.. Yarına kadar müsaade, 2 milyonu teslim et.!!!

***

Ve daha nice haraç kesmeler.. Esnaf artık ne yapacağımızı şaşırdık diyor? Müşteriler korkudan gelmiyor. Mekanlar boşalıyor. İşyerleri kan kaybediyor. Şehirdeki eğlence mekanları, saat 12 olmadan kapanıyor.. Bu artık sıradan bir asayiş meselesi değil. Toplumsal birliğe, dirliğe, kent dokusuna açık bir hançer terörizmini indirmektir… Sosyolojik bir kangren. Ve hızla sirayet edici şekilde yayılma gösteriyor..

***

Bu çocuklar erkeklik ve güç adına, birilerinin nam-ı hesabına silahı eline alıyor. Kırdan kente göçün yarattığı kimlik krizi, işsizlik, aile denetiminin çöküşü ve kolay para vaadi onları çetelerin, suç örgütlerinin, mafyanın, yasadışı örgütlerin kucağına itiyor. Siyasi ve ideolojik zehirle bu itmeler, derinleşiyor.. Halk deyimiyle eskiden mahallede komşu vardı, şimdi korku terörü esiyor!..

***

Kendi toplumlarını rehin alan bir yapı bu!. Toplumsal doku eriyor, güven duygusu paramparça! Psikolojik olarak en ağır bedeli ödeyenler ise her zamanki gibi çocuklar ve aileler, anneler, babalar!.. Şiddet onlar için normal hâle geliyor. Korku, kuşaklar boyu aktarılacak bir travmaya dönüşünce, güçlü olan ayakta kalır mantığı egemenleşiyor..

***

Haraç, sadece para gaspı değil yerel ekonominin boğazını sıkmaktır. Kuyumcular, dönerciler, kafeler, müteahhitler… Hepsi bilaistisna onların hedefinde!. Tehdit altında çalışan esnaf karamsar şekilde kepenk mi indirelim noktasına geldi. Yatırımcı ise güvercin misali uçmanın paniği içerisinde, turizm ve ticaret potansiyeli ise, ne işimiz var buralarda diyor?

***

Kaldı ki böylesi atmosferde işsizlik artınca gençler daha fazla çetelere yemlik oluyor. Kısır döngü tamamlanıyor… Şehrin en gözde, en yüksek lokasyonlu yerleri çökme bölgesine dönmüşken, kalkınma lafları hiç kuşkusuz ki, havanda su dövmenin ötesinde bir anlam teşkil edici olmuyor? Haraç çeteleri, Kayapınar’ın geleceğini ipotek altına alma gayretinde!..

***

Şunu da net ifade edeyim.. Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü bu alanda, kim ne derse desin performansının da üzerinde, operasyonlar yapıyor. Günlük haber bülteninde de görüyoruz.. Bir düzine isimli çete gruplarıyla mücadele ediyor.. Gözaltı, tutuklamalar gerçekleşiyor. 

***

Öyle ki, gün çetesiz, gün operasyonsuz geçmiyor. Polis şehir merkezinde, 7/24 tetikte.. Ama bu yetiyor mu, yetmiyor, çünkü çeteler bitmiyor, sürekli mantar misali artıyor.  Bu da şunu net bir şekilde ifade gösteriyor ki, sorun sadece polisiye ve operasyonla, gözaltı, tutuklamalarla çözülecek cinsten değildir. Vahim yapısal bir arıza-i durum var!.

***

Eğitimde boşluk, istihdamda yetersizlik, sosyal projelerde zayıflık, ailelere destek eksikliği… Beri yanda, özendirici hal ve hareketler, sinema ve diziler..  Kısa süre önce Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Diyarbakır ziyaretinde bu çığlık kendisine de doğrudan aktarıldı. Esnaf ve iş insanları, Bakan’dan çeteleşmenin önüne geçilmesini istedi.

***

Bakan, kentteki temaslarında yöneticiler, adalet teşkilatı, gençler ve kanaat önderleriyle bir araya geldi.. Terörsüz Türkiye, kalıcı huzur ve adalet vurgusu yaptı. Ancak Kayapınar’daki esnaf hâlâ bu esaret devam ediyor diyor. Siyaset asayişi polise havale edip kenara çekilirse, toplumsal barış erozyona uğrar.

***

Bölgenin hassas sosyo-politik yapısı düşünüldüğünde, bu çağrı daha da kritik hale geliyor. Siyasal irade, bu mesele sadece güvenlik değil, bu kentimizin ve gençlerimizin geleceği meselesidir diye kararlılık ortaya koymalıdır. Yerel ve merkezi yönetim işbirliğiyle. Çözümün çok boyutlu ve acil olması gerektiğini ifade ederek, şunu belirtmek istiyorum..

***

Sahada daha akıllı istihbarat ve kararlı operasyonlar gerekli!…  Esnafa maddi-manevi güvence şart.. Ailelere ve mahallelere güçlü sosyal destek ve en önemlisi siyasetin korku imparatorluğuna karşı topyekûn irade tavrı ortaya koyulmalı. Beri yanda, gençlere  yönelik enerjileri deşarj edici şekilde spor, eğitim, mesleki faaliyet alanları yaratılmalıdır!!

***

Hasılı kelam.. Esnafın çığlığı çok net.. Artık sıradan bir sıkıntı değil. Bu esaret! Haklılar…  Hem de sonuna kadar.. Korkuyla yönetilen bir toplum ne huzur bulur ne kalkınır ne de geleceğe umutla bakar. Kayapınar’daki bu tablo, hepimizin meselesi. Dün terör, şiddet, hak ihlalleri diyorduk, bugün de ya korku bitecek, ya da kent ahalisi olarak bizim otoritemiz bitecek. Tabi ki seçim yine bizim!..

***

GÜNÜN SÖZÜ

Sokağın sahibi, sokağın ahalisi değilse orada, güvenli hayattan söz edilemez!.

 

Paylaş
Ömer Büyüktimur - Tüm Yazıları →