Kategoriler
Köşe Yazısı 06 Ağustos 2026, Perşembe
AnasayfaYazarlar › Ömer Büyüktimur
Köşe Yazısı Ömer Büyüktimur 04 Ağustos 2026, Salı

DEMİRTAŞ’IN ÇIKIŞI, NARİN’E DAİR CEVAPSIZ SORULAR?

Selahattin Demirtaş'ın Narin Güran cinayeti davasına ilişkin değerlendirmeleri, kamuoyunda yeni bir tartışmanın kapısını araladı. Açıklamasının asıl önemi, onun siyasi kimliğinden çok, hukukçu kimliğiyle ortaya koyduğu değerlendirmelerde yatıyor.
Avukat kimliğiyle yıllardır hukuk devleti, insan hakları ve adil yargılanma ilkeleri üzerine görüşlerini dile getiren Demirtaş, cezaevinde bulunmasına rağmen hukuk gündemini takip eden ve çeşitli dosyalar hakkında değerlendirmelerde bulunan bir isim olarak Narin dosyasına ilişkin görüşlerini açıkladı.
***
Bu açıklamanın arka planında dikkat çeken önemli bir gelişme de Narin Güran'ın babası Arif Güran ve ağabeyi Baran Güran'ın Edirne Cezaevi'nde Selahattin Demirtaş ile gerçekleştirdiği görüşmeydi.
Görüşmenin ardından yapılan açıklamalarda, Güran ailesinin dosyanın bütün yönleriyle ele alınmasını istediği, aileye yönelik genel suçlamaların kendileri açısından büyük bir haksızlık oluşturduğu ifade edildi.
***
Baran Güran'ın aktardığına göre Demirtaş, kendisine ulaştırılan dava dosyasını inceledi ve aileye yönelik toptancı yaklaşımların hukuki açıdan sorunlu olabileceğini değerlendirdi.
Bu görüşme sonrasında gündeme gelen açıklamalar, Narin dosyasındaki tartışmanın yalnızca verilen mahkeme kararından ibaret olmadığını; aynı zamanda delillerin nasıl değerlendirildiği, soruşturmanın hangi yöntemlerle yürütüldüğü ve kamuoyu baskısının yargı sürecine etkisi gibi önemli başlıkları da yeniden mevzulaştırdı!
***
Demirtaş'ın temel itirazı şu;
Dosyadaki mevcut delillerin, anne Yüksel Güran, amca Salim Güran ve ağabey Enes Güran hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet cezaları açısından hukuki tartışmalar içerdiği...
Ona göre dosyada somut delillerle ortaya konulan tek fail Nevzat Bahtiyar'dır.
Elbette mahkemelerin kararları eleştirilebilir veya savunulabilir. Ancak hukuk devletinde temel ölçü, kişisel kanaatler değil; delillerin hukuk kuralları içerisinde değerlendirilmesidir.
Tam da burada Narin dosyasının en önemli tartışma alanı ortaya çıkıyor.
Bu dosya yalnızca bir cinayet soruşturması olarak kalmadı. Aynı zamanda soruşturmanın yürütülme biçimi, delillerin toplanması, kamuoyu baskısının etkisi ve yargılama sürecindeki tartışmalarla da gündemde kaldı.
****
Ben, bu platformda daha önce defalarca aynı noktaya dikkat çekmeye çalıştım! Bir davada toplumun kanaati ile hukuki gerçek aynı şey değildir. Toplumun acısı ve adalet beklentisi elbette anlaşılabilir. Ancak ceza hukuku, duygularla değil; somut delillerle hareket eder.
Atalarımız boşuna söylememiş. "Acele işe şeytan karışır." Çünkü hukukta aceleyle verilen her hüküm, bazen geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir. Bir insanın özgürlüğü, bir ailenin itibarı ve toplumun adalete olan güveni; öfkeye değil, sabırla yürütülen titiz bir araştırmaya bağlıdır.
***
Narin dosyasında bugüne kadar cevap bekleyen birçok soru oldu. Arama sürecindeki aksaklık iddiaları... Cesedin bulunmasına kadar geçen sürede yaşanan belirsizlikler... Bazı bölgelerde yapılması talep edilen keşiflerin gerçekleştirilmediği yönündeki iddialar... Telefon kayıtları, kamera görüntüleri ve olay zamanlamasına ilişkin tartışmalar...
Tanık anlatımları arasındaki farklılıklar... Bütün bunlar, dosyanın kamuoyu önünde sürekli tartışılmasına neden oldu.
***
Kaldı ki, Güran ailesinin süreç boyunca verdiği mesajlar  da gözardı edilemez.. Dikkat çekici..  Aile, gerçek fail kimse ortaya çıkarılsın çağrısını sürekli yineledi.
Bu yaklaşım, özellikle suçlamaların yoğunlaştığı bir dönemde üzerinde durulması gereken bir noktadır. Çünkü hukuk sistemi açısından önemli olan, toplumdaki algı değil; suçlamaların hangi delillerle desteklendiğidir.
***
Eğer herhangi bir aile bireyinin suça ilişkin kesin ve tartışmasız delillerle bağlantısı ortaya konulursa, hukuk elbette gereğini yapmalıdır.
Ancak delilin yerini kanaatin aldığı, şüphenin kesin hükme dönüştürüldüğü bir anlayış da hukuk devletiyle bağdaşmaz. "Şüpheden sanık yararlanır" ilkesi, suçluları korumak için değil; masum insanların haksız yere cezalandırılmasını önlemek için vardır.
***
Demirtaş'ın açıklamasının dikkat çekici tarafı da burada ortaya çıkıyor. Bu açıklama yalnızca siyasi bir değerlendirme değil; aynı zamanda ceza hukukunun temel prensiplerine dayanan bir itirazdır. Bu, verilen kararın mutlaka yanlış olduğu anlamına gelmez. Bu da dosyada hâlâ cevap bekleyen hukuki soruların bulunduğunu gösterir.
Tarih bize defalarca göstermiştir! "Güneş balçıkla sıvanmaz." Hakikat, üzeri ne kadar örtülmeye çalışılırsa çalışılsın, er ya da geç ortaya çıkma gücüne sahiptir. Önemli olan, o hakikate ulaşırken hukukun sınırlarından ayrılmamaktır.
***
Narin dosyasında en büyük kaybeden zaten Narin oldu. Sekiz yaşındaki bir çocuk, hayatının baharında katledildi. Bundan sonraki en büyük sorumluluk, yalnızca birilerini cezalandırmak değil; gerçek failin veya faillerin bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasıdır. Eğer soruşturma sürecinde eksiklikler olmuşsa, bazı deliller yeterince değerlendirilmemişse veya cevaplanmamış sorular varsa, bunların hukuk içinde yeniden ele alınması gerekir.
***
Adalet sadece ceza vermek değildir. Adalet; doğru kişiyi, doğru delillerle ve hiçbir şüphe bırakmayacak şekilde sorumlu tutabilmektir.  Narin dosyası da ancak böyle bir sonuçla toplum vicdanında karşılık bulabilir. Çünkü gerçek adalet, yalnızca mahkeme salonlarında değil; insanların vicdanında da ikna edici olduğunda anlam kazanır.
Ve unutulmamalıdır!. Bir toplumun hukuka güveni, yalnızca verilen cezalarla değil; o cezaların hangi delillerle ve hangi adalet anlayışıyla verildiğiyle güçlenir.
***
GÜNÜN SÖZÜ
Adalet, birilerini cezalandırmak için değil; gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarmak için vardır.

Paylaş
Ömer Büyüktimur - Tüm Yazıları →