Kategoriler
Köşe Yazısı 18 Mart 2026, Çarşamba
AnasayfaYazarlar › Ömer Büyüktimur
Köşe Yazısı Ömer Büyüktimur 17 Mart 2026, Salı

SİYASETE İSTİSNAİ Mİ?

Ne der, Anayasa’nın 10. Maddesi.. Net ifadeyle, herkes eşittir?.. Peki Ekrem İmamoğlu’nun hal-i hazırda suç ve suçlamalara dahil olmadan, duruşma salonunda görülenler, kanun önünde herkes eşittir hükmünü, görüyor muyuz?.. Yok. Görülenler başka şeyler söylüyor..

***

Sormak lazım!.. Siz, yıllar yılıdır iktidar Anayasa’ya uysun, kanunlar herkes için eşittir, kimse üstünler sınıfında değil deyip bağırandınız.. Ama bugün sıra size gelince, ne anayasayı, ne baba yasayı takmadığınız gibi, unutuverdiniz?!.. Mahkeme disiplini zorlanıyor, usul kuralları esnetilmek isteniyor, duruşma salonu siyasi miting alanına döndürülüyor?..

***

Evet.. Savunma hakkı kutsaldır.. Ve suçu mahkemece sabit olmadığı sürece de, herkes masumdur.. Ama bu masumiyet ve savunma hakkı kutsallığı, ne mahkemenin, ne hakimin ne de savcının otoritesini yok sayma lisansı olmaz, olmamalı?!.  İster siyasi, ister kamu, ister sıradan bir vatandaş olsun; kanunun genel kurallarından muaf olamaz.!

***

Kaldı ki, seçim kazanmak insanı yargıdan kurtarmaz ve suç işleme özgürlüğü de tanımaz.. Tam tersine, en çok o kişiler denetime tabi olmalı ve tutulmalı..  Kaldı ki,  siyasi hesaplaşma, darbe, siyasi kampanya diliyle yargı sürecini gölgeleme çabası kısa vadede özünde coşku yaratır, ama uzun vadede hukuka güveni de çökerteceğini bilmek lazım!!.

***

Hukuk devleti sadece hâkimlerin tarafsızlığıyla değil, siyasilerin usule saygısıyla da ayakta durur. Mahkeme kürsüsü miting alanı değildir. Kimse kitlem var, sıra bende diyemez. Bakınız dünkü duruşmadan bir an..  CHP’li Turan Taşkın Özer.. Duruşma salonunda avukatların, bulunduğu bölüme gidip, orda oturuyor..

***

Mahkeme Heyeti Başkanı Selçuk Aylan, "Bir milletvekili avukat bölümüne oturmuş, lütfen izleyici bölümüne geçilsin"  diyor..  Vay sen misin diyen..  İtiraz ediyor, karşı çıkıyor.. Hatta racon keser noktada, gel de kaldır demeye getiriyor vaziyeti..  Üstüne üstlük bir de ben avukatım, bakın cübbem var diyor..

***

İyi de vekaletname.. O yok.. Curcuna misali.. “Ben duruşmayı takip ediyorum” yanıtı.. Saatler süren bu yargılamayı kilitleme organizasyonu sonucu, Mahkeme heyeti duruşmayı sonlandırıp bugüne erteledi.. Yani duruşma başlamadan, bitmiş oldu..  Bu bir provokasyon değil mi?.. Tabi vukuatlı Milletvekili Tanal da durur mu?.. O da, izleyici ve basını ayıran barikattaki kelepçeyi söküp, hücum dedi?!.

***

Özer’in davranışları çok çeşitli yoruma açık.. Özellikle de, kendisi hakkında yürütülen soruşturma dosyasında yer alan ciddi iddialar ve aleyhine bulunan beyanların oluşturduğu gündemi perdelemeye yönelik bir girişim olabilir mi? Soruşturma dosyasında yer alan şüpheli ve tanık ifadelerinde,  Özer hakkında çeşitli iddiaları bilmeyen yok..

***

Delillerin karartılmasına yönelik girişimlerde bulunulduğu, Milletvekili dokunulmazlığının örgütsel faaliyetlerde bir kalkan olarak kullanıldığı.. Soruşturma sürecini yönlendirmeye yönelik organizasyonların yapıldığı.. Şüphelilerin itirafçı olmasını engellemeye yönelik geniş bir avukat ağının finansmanının sağlandığı yönünde değerlendirmeler soruşturma dosyasında var!

***

Demem o ki Türkiye’nin ihtiyacı basit.. Siyaset hukuku araçsallaştırmayı bırakacak. Hukuk siyaseti sınırlayacak.  Velhasıl.. Ya hep beraber kanun önünde eşit duracağız, ya da hep beraber kaybedeceğiz. Bu dava bittiğinde geriye kalan soru şu olacak?  Gerçekten, Anayasamızın 10 maddesinde ifade edilen hükümle, ülkemizde kanunlar ve yasalar karşısında, eşit miyiz, yoksa eşitlik bazıları için lüks mü, ayrıcalık mı?.. Siz deyin!..

***

 

KURTULMUŞ’UN SON VİRAJ UYARISI!..

Geçtiğimiz hafta Cuma gecesi Serencebey yokuşunda, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş iftarda gazetecilerle buluştu.. Ve şu net ifadeyi kullandı.  “Terörsüz Türkiye süreci artık lafta değil, somut bir yol haritasında ilerliyor..”

***

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporu tamamlandı. Tüm partiler rapor üzerinde uzlaştı.. Ki ortak metin de çıktı.. Hiç kuşkusuz ki, gelinen aşama noktasında, bu bile başlı başına tarihi bir başarı diyebiliriz!.

***

Ama asıl mesele şu.. Yasalaşma için kritik eşik var.  O da, PKK’nın silahları bırakması ve kendini feshetmesi, devletin güvenlik birimleri tarafından tespit edilmesi. Bu olmadan yasal adım atılmaz.

***

Yani.. Eşzamanlı çalışmalar olmalı.. Sonuçta sahada silah yok, örgüt yok demeniz gerekir.  Aksi takdirde varlığı vaki olursa o zaman da, sürecin ve tabi ki Meclis’in eli kolu bağlı kalır..

***

Bu noktaya dair Kurtulmuş’un uyarısı şu.. “Bu iş 2009, 2013 gibi olmaz. Başarısız olursa sivil siyaset duvarın altında kalır. 4 Ağustos 2025’ten daha vahim bir tablo ortaya çıkar.”  Denir ya mazallah!..

***

Hele ki, bölge ateş çemberinde, ortalık yangın yerine dönmüş iken.. Pusuda bekleyip, yangına benzin dökecek eller hırla var iken.. PKK dağıldı dense de, başka akıllar sokakları karıştırabilir gerçeği unutulmaz!. Umutsuzluk yok, ama rehavet de yok.

***

Yeni anayasa mı? Komisyonda saatlerce, derin mesai yapıldı, tek kelime edilmediğini biliyoruz. Kurtulmuş, kategorik olarak uzak duralım diye baştan mutabakat sağlandı. Erken seçim? Yok. Seçime daha vakit var.

***

Ve İran meselesi… ABD ve Siyonist İsrail saldırıyor.. İran’da karşılık veriyor.  Tabi, üçüncü füze üzerimizden geçti, dördüncüsü gelebilir mi? Güvence yok!!. İran “Biz yapmadık, çok şaşırdık” diyor ama sabah yalanlıyor, akşam atılıyor.

***

Bu minvalde Kurtulmuş’un tespiti keskin.. “İran’ın Türkiye’ye füze atması milli menfaatine aykırı. Ya dev bir yanılgı, ya da Türkiye-İran’ı çatıştırmak isteyen provokasyon. Her halükârda, bu iş İran’ın değil, üçüncü güçlerin oyunu.”

***

Nihai seyir ve sonuç?.. Türkiye bu türbülansa çekilemez. Terör belasından kurtulmak için eşikteyiz. Silahlar veda etmeden yasa gelmez. Gelirse de, bu millet ortak iradesiyle, uzlaşıyla, kararlılıkla gelir.

***

Ve ekliyor Kurtulmuş.. Kimse umutsuzluğa kapılmasın, ama kimse de her şey bitti diye uyumasın. Bu süreç, Türkiye’nin geleceğini belirleyecek. Ya kalıcı barış, ya daha derin kaos. Tercihimiz belli kalıcı barış.. Ne demişiz; artık laf değil, icraat zamanı. 

***

KATİLLERİN HEVESİ!!

Ne diyordu; katil Siyonist İsrail ile efendisi ABD, Tahran’ı üç günde dümdüz edip rejimi değiştireceğiz.. Oldu mu değil.. Evdeki hesap çarşıya uymadı..  İran yangın yeri, enkaz altında kalanlar sayısız, altyapı yerle bir olsa da, el pençe değil!

***

Nitekim, Tel Aviv’in göbeğine hâlâ İran füzeleri yağıyor. Demir Kubbe mi? Artık kevgire döndü, delik deşik. İsrailliler sokağa çıkamıyor, bunkerlerde pinekliyor. ABD üsleri diye Körfez’i bombalıyor. BAE, Bahreyn, Katar, Suud…

***

Finansın kalbi titriyor, hayalet şehirlere dönüş yolunda rekor kırıyorlar. Dünya Hürmüz Boğazı’na kilitlenmişken İsrail Beyrut’u bombalıyor, Lübnan’ı işgale hazırlanıyor. Mühimmat mı? Tüm taraflar için bitmek üzere mi?!

***

ABD batakta kazandık! diye böğürüyor, İran yıllarca savaşırız diye kendince meydan okuyor.. İsrail memnun tabii; arkasında siyonizminin finans kuklası, ABD var nasıl olsa. İkisi de pişman, ama inatla kazandık narasındalar!

***

Son dönemlerde ekran ekran gezen uzmanlar!.. Bay ve bayan.. Bilin artık, ABD’yi Siyonistler yönetiyor?.. İsrail aleyhine hiç bir şekilde ve müdahale de çıkmaz? Siz onu rüyada bile göremezsiniz. İsrail’in güvenliği ABD’nin kutsal devlet politikasıdır!

***

Savaş dünya ekonomisini batırıyor mu batırıyor? Biz komşu ülke olarak, ekstra fatura kesiliyormuş kesiliyor? Nitekim, serseri füzelerle savaşa çekmeye çalışıyorlar. Ama biz yılların raconunu yemişiz denir ya şerbetliyiz bu oyunlara, artık gelmiyoruz?

***

Şimdi anlıyoruz değil mi, Terörsüz Türkiye’nin kıymetini? İç cepheyi sımsıkı tutmak ne kadar hayati öneme haiz! Türkiye bölgesel dev, küresel oyuncu. Artık korku yok. 80’lerin, 90’ların siyasi egemenliği olmuş olsaydı, vay halimize, diz döverdik!

***

GÜNÜN SÖZÜ..

Adaleti kapitale, hukuku üstünler sınıfına biat ettin mi, ab-ı hayat kalmaz?

 

Paylaş
Ömer Büyüktimur - Tüm Yazıları →