Kategoriler
Köşe Yazısı 09 Nisan 2026, Perşembe
AnasayfaYazarlar › Ömer Büyüktimur
Köşe Yazısı Ömer Büyüktimur 07 Nisan 2026, Salı

ŞEFFAFLIK VE REKABET NERDE?..

Kesin bir ifadeyle diyebilirim ki Dicle Üniversitesi’nin mevcut yönetimi için zerre-i miskal vaki değil, şeffaflık denilen, olgunun kabul görmesi? Her şey gizli kapaklı yapılması adına, enva-i faaliyet icra ediliyor… İşte, son örnek vakıa, 600 yataklı hastane inşaatının ihale süreci.. Ki yaşananları sağır sultan biliyor..  Lakin, bilmeyen bir tek bilmeleri gerekenler..!

***

Oysa ki, Dicle Üniversitesi’nin mevcut hastanesinin ömür noktasında miadını doldurmuş, artık mevta halinde.. Yepyeni hastanenin inşa edilmesi gerektiğini, çeyrek asırdır dile getirip, duran biziz!.. AK Parti hükümetine, Diyarbakır Milletvekilleri kentin dinamikleri büyük bir lokomotif olup, bir an önce yepyeni bir hastanenin inşa edilmesi gerektiği, adına uğraş verildi..

***

Biz dahil, herkes!.. Ki bunda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz.. Gerek Bakanlık döneminde olsun gerekse hal-i hazırdaki görevinde, bu işte emeği tartışılmaz.. Bir önceki rektör de koşturdu. 2025’te proje onaylandı, 2026 yılı yatırımına alındı. Üniversite yerleşkesinde modern, yatay yapıya sahip hastane inşa edilecek.. Sevindiren, umut verici bir nihai sonuç!..

***

Ama gel gör ki, Rektör ve mevcut yönetimi bir bavul inciri mundar etme anlamında, elinden geleni yaptı!.. Onun için de, bugün devasa hastanenin hizmet ağı, Diyarbakır’a ve bölgeye sağlık alanında sağlayacağı kazanımları değil, ihale sürecindeki şeffaflıktan, rekabetten ırak, rant, menfaat ve peşkeş organizasyonu konuşuyor ve tartışıp gündem oluyor!..

***

Nitekim geçtiğimiz hafta hastanenin yapım sözleşmesi sessiz sedasız imzalandı. Ne basın toplantısı yapıldı, ne şeffaf bir açıklama verildi. Haber, üniversitenin resmi X hesabından paylaşılan birkaç fotoğraf ile sınırlı kaldı. Rektör Prof. Dr. Kamuran Eronat ile Rönesans Holding Türkiye İnşaat Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Onur Kıreli imza attı!

***

Atılan imzalar adrese teslim ve rant odaklı olarak nitelendirilen tartışmalı sürecin son ve en kritik halkasını oluşturduğunu buradan ifade etmek isterim.. Bir yıl önce mimar Mahir Fidansoy, elindeki belgelerle kamuoyunu açıkça uyarmıştı.. Demişti ki;  “Hastanenin projesi, Rönesans Holding bünyesindeki Projen şirketine davetiye usulüyle ve piyasa değerinin yaklaşık üç katı bedelle hazırlatılıyor. Ardından yapım ihalesi de aynı holdinge peşkeş edilecek.”

***

Fidansoy’un bu iddiası, sadece bu köşede değil, birçok yerel gazetede geniş yankı uyandırmıştı. Bugün gelinen nokta, ne yazık ki o öngörülerin neredeyse birebir gerçekleştiğini görüyoruz.. Uyarılar boşa çıkmadı, plan, adım adım uygulandı. Proje aşamasından itibaren 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun temel ilkeleri –açıklık, rekabet, eşit muamele ve şeffaflık– hiçe sayıldı.

***

Diyarbakır ve Güneydoğu Anadolu’da hastane, sağlık kompleksi ve büyük ölçekli projelerde deneyimli onlarca firma, davet listesine dahi alınmadı. Yaklaşık 8, 2 milyar TL’lik dev bir kamu yatırımı, açık ihale yerine “davetiye/pazarlık” usulüyle (21/B maddesi) yürütüldü. Kimler davet edildi, hangi firmalar ne teklif verdi, rekabet gerçekten sağlandı mı? 

***

Bu sorular hâlâ kapalı kapılar ardında saklı tutuluyor. Birer faili meçhul.. Kaldı ki, ihale sonuçlanmasına, yapım protokolü imzalanmasına rağmen, ne Rektör Eronat’tan ne de tüm organizasyonu planlayan baldız Yapı İşleri Daire Başkanından, ses yok!.. Tabi Üniversite Senatosu’nun da, suskun takılması ayrı bir muamma kadar, Diyarbakır’ın siyasileri de kaçak güreşenlerden!..

***

İhale sürecinde Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, “Diyarbakır firmalarının dışlanması kabul edilemez” diyerek süreci yakından takip ettiklerini ve gerekli hukuki adımları atacaklarını açıklamıştı.. CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Meclis’e verdiği soru önergelerinde net ifade etmişti?

***

“Açık ihale yapılmadan adrese teslim ve rant amaçlı ihale doğru değildir. Diyarbakır’ın bütçesi malum holdinglerin ikramiyesi değildir.” Tanrıkulu, ihalenin şeffaf yapılmadığını belirterek hükümete ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

***

Kamuoyundaki yoğun tepkiler üzerine 15 Mart’ta açıklanması beklenen sonuç, iki hafta geciktirilerek 31 Mart’ta sessizce imzalandı. Süreçteki en ciddi tartışma başlıklarından biri de üniversite yönetimindeki aile dinamiklerinin ön planda yer alması.. Rektör Eronat’ın, eski milletvekili ablası Oya Eronat’ın siyasi nüfuzunu da arkasına alarak üniversiteyi aile işletmesine dönüştürdüğü yönündeki eleştiriler herkesin malumu!!..

***

Göreve geldiğinde işi bilen, becerikli ve ehil diyerek övdüğü baldızı Gelavuj Akkoç’u Yapı İşleri Daire Başkanlığı’na getirmesi, sürecin planlı ilerletildiği şüphelerini bu minvalde güçlendirmiyor değil. Zaten en çok da bu konuşuluyor.. Davetiye listesinin hazırlanmasından ihale aşamasına kadar birçok kritik adım, bu yapı içinde şekillendi..

***

Resmi açıklamalarda hastanenin ne kadara mal olacağı ucu açık tutulmuş.. Ancak nihai sözleşme bedeli hâlâ net olarak kamuoyuyla paylaşılmadı. En kritik ve sorgulanan nokta ise tamamlanma süresine dair belirtilen takvim!.. Bin 370 gün içerisinde hastanenin inşaatı tamamlanacak.. Yani yaklaşık 4 yıla yakın!.

***

Oysa ki, benzer ölçekteki hastane projeleri genellikle 2-2.5 yılda bitirilirken, burada inşaat süresi belirgin şekilde uzatılmış olması sorgulayıcı.. İç donanım, tıbbi cihazlar, ameliyathaneler ve teknik altyapı işleri eklendiğinde, hastanenin bölgeye tam anlamıyla nitelikli hizmet vermesi nice yılları bulur. Diyarbakır ve Güneydoğu halkı, sağlık üssü vaadiyle daha uzun yıllar beklemek zorunda kalacak.

***

Şunu da unutmamak lazım.. Kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflık, rekabet, eşit fırsat ve liyakat ilkeleri sistematik olarak göz ardı edildiğinde, hizmet vaadi geride kalıyor, yerine rant, çıkar ilişkisi ve belirli çevrelere kaynak aktarımı algısı daha bir ağırlık kazanarak, baskın çıkıyor. Kaldı ki, Ankara kulislerinde daha ağır iddialar dolaşıyor..

***

Adrese teslim sürecinin komisyon ödülü olarak yüz milyonlarca lira düzeyinde bir bedel biçildiğine dair.. Bu iddialar doğrulansa da doğrulanmasa da, rekabetsiz ve kapalı kapılar ardında yürütülen bir ihale, başlı başına ciddi bir kamu zararı şüphesi yarattığı gibi, enva-i şüpheye de açık!..

***

Yaklaşık 105 bin metrekare kapalı alana sahip olacak olan hastane kuşkusuz Diyarbakır ve bölge için stratejik bir yatırımdır. Modern bir sağlık kompleksi, binlerce hastaya nitelikli hizmet sunacağı gibi, bölgeyi sağlık alanında güçlendirecektir?  Sözleşme imzalandı, bakalım inşaatına ne zaman başlanacak?

***

Mevcut halde bütün mesele, öngörülen risklerin gerçekleşmemesi, en azından yapım aşamasında kalitenin, zamanın ve maliyetin kamu yararı doğrultusunda korunmasıdır. Böylesine büyük projelerde daha fazla şeffaflık, daha fazla rekabet ve daha fazla yerel katkı isteniyor. Kamuoyu olarak bu süreci yakından takip etmeye devam edeceğiz.

***

Kadim şehrin bütçesi hepimizin ortak emanetidir.. Birilerine peşkeş çekilmemeli ve  bizde buna göz yummayız!. Hastane, Diyarbakır’ımıza hayırlı olsun… Ama bu hayır, gerçekten halkın hayrına, şeffaf, hesap verebilir ve adil bir şekilde olsa idi daha bir anlam kazanırdı, diyerek noktayı koyalım!?..

***

GÜNÜN SÖZÜ..

Şeffaflık odur ki, şüphe uyandıran ayırımcılığa tavizkar olmamaktır!..

Paylaş
Ömer Büyüktimur - Tüm Yazıları →