Diyarbakır’da birinci basamak sağlık hizmetlerinin ve Aile Sağlığı Merkezleri’nin (ASM) yaşadığı kriz derinleşiyor. Söz Gazetesi haber merkezine açıklamalarda bulunan Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Veysi Ülgen; kent içindeki göçten bina kiralama sorunlarına, artan katılım paylarından hastanelerin laboratuar yükünü ASM’lere kaydırılmasına kadar pek çok konuda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. 2024 yılının sonlarında çıkarılan Aile Hekimliği Yönetmeliği’ni "Eziyet Yönetmeliği" olarak ifade eden Ülgen, mevcut yükün kaldırılmasını istedi.
"İkametgh Değişikliği Aile Hekimliğine Otomatik Yansımıyor"
Şehir içi ve şehir dışı nüfus hareketliliğinin ASM’ler üzerindeki baskıyı artırdığını söyleyen Dr. Veysi Ülgen;
"Aile hekimliği yerleştirme olayı ikametgâhın taşınmasıyla alakalı değildir. Diğer bir kişi yer değiştiriyor, ikametgâhını değiştiriyor. Gittiği yerde aile hekimliği otomatikman oraya yansımıyor. Çünkü genelde aile hekimlikleri dolu oluyor. Şimdi şehir içinde de çok bilinçli bir yer değiştirme ve aile hekimliği ilişkisi yok. Bazı aile sağlık merkezleri çok yoğun, birim açılması lazım. Birim açılmıyor. Açılmadığı için de oradaki vatandaş da haklı olarak en yakın aile sağlık merkezine gidiyor. Gidince de zaten oradaki aile sağlık merkezi kendi nüfusuna bakıyor, bir de bu hem şehir içi hem şehir dışı göçülen nüfusa birden bakmak zorunda kalıyor. Böyle olunca da kendi asli işini yapamaz hale geliyor." dedi.
"Deprem Bölgesindeyiz: Asm’ler Apartman Altlarından Çıkarılmalı"
Ülgen ASM’lerin mülkiyet ve bina sorunlarına değinerek ve olası bir deprem riskini işaret ederek İl Sağlık Müdürlüğü’ne daha önce ilettikleri talepleri hatırlattı.
"Aile sağlık merkezlerinin büyük kısmı kira olarak çalışıyor. Kamuya ait değil, böyle bir problem var. Çalıştığımız yerde kira sorunu yaşıyoruz, anlaşamıyoruz. Maaşları yüksek diye normal sıralardaki kiralardan yüksek bir kira talebinde bulunuluyor. Sadece kira talebinde bulunulmuyor; o binayla ilgili ekstradan yapılması gereken bina ve inşaatla alakalı şeyleri aile hekimlerine yükletmeye çalışıyorlar. Biz bu sorunu İl Sağlık Müdürüne 3-4 yıldır iletiyoruz. 'Mevcut aile sağlık merkezlerini apartman katlarının altından çıkartıp bu kira baskısından kurtarın' dedik. Kirayı devlete ödeyelim; müteahhitlere veya insanlara değil, kamuya ödeyelim. Bu noktada 40’a yakın bir ihtiyaç da tespit edildi ancak yapılmadı. Bir yandan gelecek vatandaşa birinci basamak sağlık hizmeti verecek, bir yandan 'ben burada kalacağım' diyecek... Burası deprem bölgesi ve olası bir deprem ihtimalinde oralar boşaltılacak, çalışılmayacak. Olası bir depremde aile sağlık merkezleri non-fonksiyonel olacak."
"Nüfus Düzenlemesi Şart: Nüfus 2 Binin Üzerine Çıkmamalı"
Kent merkezindeki nüfus yoğunluğunun hizmet kalitesini düşürdüğünü belirten Ülgen;
"Aile sağlık merkezlerinin kentte nüfus dağılımının yeniden yapılması, kamunun bu konuda müstakil yerler yapması lazım. Kesinlikle aile hekimlerinin nüfusunun 2 binin üzerinde olmaması lazım. Şehir merkezinde 3 binin üzerinde nüfuslu aile sağlık merkezleri göç alıyor. Bu noktada randevu, rapor verme sorunları oluyor. Hasta misafir hastaya poliklinik hizmeti veriliyor ama diğer hizmetler yapılamıyor."
"Özel Ve Kamu Hastanelerinin Yükü Asm’lere Yıkılıyor"
"Özellikle laboratuar hizmetleri var. Özel hastanelerde ve kamu hastanelerinde laboratuvar isteklerini aile sağlığı merkezlerine yapıştırmak istiyorlar. Özel hastaneye gidiyor, jinekolojiye gidiyor ve oradan tetkiklerini getirip 'ASM yapsın' diyor. Normalde aile sağlığı merkezlerinde genelde asgari ücretin biraz üzerinde çalışan şirket elemanları, laborantlar var ve sayı az. Ciddi bir laboratuar yükü oluyor. Kendi birimindeki hastaların tetkiklerini yapması gerekirken bir de dışarıdan böyle bir yük geliyor. Ayrıca özel ve kamuya giden birçok reçete; ilaçlar pahalı olduğu için ya da randevu alınamadığı için gelip aile hekimliğine yazdırılmak isteniyor. Katılım payı arttı ve kamuda insanlar aile hekimliğine gelmeye başladı. Muayene ve katılım ücretlerinin artması direkt ASM'lerin yükünü artırıyor."
"Eziyet Yönetmeliği Ve Bitmeyen Randevu Sekreteryası"
Çıkarılan yeni yönetmeliğe ve MHRS/randevu sistemindeki yönlendirmelere sert tepki gösteren Ülgen, sağlık çalışanlarının sekreterya hizmetine mahkûm edildiğini söyledi:
"Geçen yılın sonlarında çıkarılan bir aile hekimliği yönetmeliği var, biz buna 'eziyet yönetmeliği' dedik. Gerçekten de burada aile hekimine çok iş tanımı yapılmış. Aile hekimi hem kendi hastasının takibini yapacak, hem ücret almak için bu takibi yapacak, hem de bu saydığım iş yüküyle karşı karşıya kalacak. Mevcut ASM’lerin bu yükü kaldırması mümkün değil. Randevu olayını da aile hekimliklerine yönlendirdiler. Yıllardır çözülemeyen randevu sisteminin çözümünü bu yükü aile hekimliklerine vermekte buldular. İnsanlar aradığında 'Direkt aile hekimine gidin' deniyor. Bize geliyorlar, biz de bakıyoruz ve yine uzak tarih veriyoruz. Sonuçta biz burada sadece bir randevu sekreteryası işini yapmış oluyoruz. Hekim hastayı muayene edip uzmanın görmesi gerektiğini fark edip gönderse bu normaldir. Ama dışarıda randevu ihtiyacı olan hastaların, aile hekiminin ihtiyacını göstermeden direkt 'Gel, şu randevuyu al' demesi ayrı bir yük."
"Diyalogdan Yanayız, Çözüm İçin Elimizden Geleni Yaparız"
Yaz dönemi boyunca İl Sağlık Müdürlüğü ile görüşme sağlayamadıklarını aktaran Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Veysi Ülgen, çağrısını şu sözlerle tamamladı:
"İl Sağlık Müdürlüğü’nden randevu talebinde bulunduk ancak bu yaz sürecinde görüşemedik. Normalde bizimle görüşüyorlardı ve en azından bu sorunları iletiyorduk. Gerçekten Diyarbakır’da birinci basamakta aile sağlığı merkezlerinin iş yükü ve mekan anlamında çok sorunu var. Bu sorunların el birliğiyle çözülmesi gerekiyor. Diyarbakır Tabip Odası olarak çözüm önerilerimizi sunuyoruz, diyalogdan yanayız ve sorunları diyalogla çözmek istiyoruz. Ancak bu sorunların çözülmesi noktasında kamuoyu yaratmak için de elimizden geleni yaparız."

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar