Kürtçe için tarihi çağrı

Eğitim dili olsun

Kürtçe için  tarihi çağrı

Kürt Dil Araştırmacısı Muhittin Altın ile Eğitim Sen Diyarbakır 1 No’lu Şube Eşbaşkanı Faruk Ercan, Kürtçenin önündeki yasal engellerin kaldırılması ve anadilde eğitimin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Altın, “Kürtçe yaşamın her alanında fonksiyonel bir dil olmalı” derken, Ercan ise “Anadilde eğitim hakkına herkes sahip olmalı” dedi.

DİYARBAKIR(SÖZ)-Birleşmiş Milletler sözleşmelerinde güvence altına alınan anadil hakkı, Türkiye’deki mevcut yasal düzenlemeler nedeniyle tartışma konusu olmaya devam ediyor. Anayasa’nın 42’nci maddesi Türkçe dışında başka bir dilin eğitim dili olarak kullanılmasının önünü kapatırken, Kürtçenin eğitim ve kamusal yaşamda daha geniş bir statüye kavuşması yönündeki talepler de sürüyor.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’ten geçen çerçeve yasanın ardından, kültürel ve dilsel haklara ilişkin atılacak adımlar yeniden gündeme geldi. Kürt Dil Araştırmacısı Muhittin Altın ve Eğitim Sen Diyarbakır 1 No’lu Şube Eşbaşkanı Faruk Ercan, Kürtçenin eğitim dili olması ve kamusal alanda daha etkin kullanılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Kürtçe eğitim dili olmadan kendini koruyamaz”

Kürtçenin önündeki en önemli engellerden birinin hukuki düzenlemeler olduğunu belirten Muhittin Altın, anadilde eğitimin Kürt dili açısından hayati öneme sahip olduğunu söyledi.

Cumhuriyetin ilk dönemindeki politikaların Kürtçenin kullanım alanını daralttığını savunan Altın, bu yaklaşımın değiştirilmesi gerektiğini belirterek, “Başta Kürtçe olmak üzere Kürt halkının hakları her alanda tanınmalıdır” dedi.

Kürtçenin yalnızca kültürel bir unsur olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Altın, “Bir dil, eğitim dili olmadığında kendini koruyamaz ve geliştiremez; bu yüzden günden güne geriye gider. Yaşamın her alanında Kürtçe fonksiyonel bir dil olmalı ve kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Altın, dilin geleceği açısından yalnızca eğitim hakkının yeterli olmayacağını, aile ve toplum içindeki dil aktarımının da güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Dijital dünya için Kürtçe seferberliği

Kürtçenin kamusal alanda güçlendirilmesi gerektiğini belirten Altın, yerel yönetimlerde de Kürtçeye daha fazla yer verilmesi çağrısı yaptı.

Belediye meclislerinde Kürtçenin kullanılmasının önemine dikkat çeken Altın, asıl tehlikenin artık dijital dünyada yaşandığını söyledi.

Kürtçenin teknoloji ve yapay zekâ alanında güçlendirilmesi gerektiğini belirten Altın, gençlere ve mühendislere çağrıda bulunarak Kürtçe yapay zekâ platformları, uygulamalar, dijital sözlükler ve çevrim içi eğitim platformları geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Altın, “Bugün bir dil yapay zekânın, dijital medyanın dili olmazsa yok olup gidecektir. Çünkü artık çocuklar telefonlardan Türkçe öğreniyor. Asimilasyon çarkı dijital yolla evimizin içinde dönmektedir” dedi.

“Kürtçe kritik aşamada”

Kürtçenin özellikle genç kuşaklar arasında kullanımının gerilediğini belirten Altın, hem Kurmancî hem de Kırmançkî açısından ciddi risk bulunduğunu söyledi.

Yeni kuşakların Kürtçeyi yeterince öğrenmediğini ve dilin nesilden nesile aktarımında sorun yaşandığını belirten Altın, “Dilimizin mücadelesini bugün daha güçlendirmeliyiz. Her birimiz dilimiz için sorumluluk almak zorundayız” diye konuştu.

“30 milyona yakın insanın konuştuğu dil eğitim dili olmalı”

Eğitim Sen Diyarbakır 1 No’lu Şube Eşbaşkanı Faruk Ercan da anadilde eğitimin hem pedagojik hem de insan hakları açısından temel bir hak olduğunu söyledi.

Kürtçenin eğitim dili olarak kabul edilmesi gerektiğini belirten Ercan, “Türkiye’de 30 milyona yakın vatandaşın konuştuğu bir dilin mutlaka eğitim dili olarak kabul edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Anadilin önündeki yasal engeller kaldırılmalıdır” dedi.

Ercan, yalnızca Kürtçenin değil, Türkiye’de konuşulan bütün dillerin korunması gerektiğini belirterek, anadilinde eğitim talebinin karşılanmasının demokratik toplum açısından önem taşıdığını ifade etti.

“Seçmeli ders uygulaması yeterli değil”

Kürtçenin 10 yılı aşkın süredir ortaokullarda seçmeli ders olarak okutulduğunu hatırlatan Ercan, mevcut uygulamanın anadilde eğitim hakkının karşılığı olmadığını söyledi.

Ercan, “Bir halkın anadilini seçmeli olarak okuması doğru değil. Anadilde eğitim hakkına herkes sahip olmalı” ifadelerini kullandı.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından seçmeli Kürtçe dersleri için 151 öğretmen atandığını belirten Ercan, bu öğretmenlerin 136’sının Kurmancî, 15’inin ise Kırmançkî alanında görev yaptığını söyledi. Ercan, özellikle Diyarbakır açısından mevcut öğretmen sayısının yetersiz olduğunu savundu.

Üniversitelerdeki Kürt Dili ve Edebiyatı bölümlerinin de artırılması gerektiğini belirten Ercan, halen yalnızca beş üniversitede bu bölümlerin bulunduğunu, kontenjanların da genişletilmesi gerektiğini kaydetti.

“Kürtçenin gerçekliğiyle yüzleşilmeli”

Türkiye’nin UNESCO, BM ve Avrupa sözleşmelerindeki anadil eğitimiyle ilgili bazı düzenlemelere çekince koyduğunu belirten Ercan, bu çekincelerin kaldırılması çağrısında bulundu.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin güven artırıcı somut adımlarla ilerlemesi gerektiğini ifade eden Ercan, anadilde eğitimin bu konuda atılabilecek en temel adımlardan biri olduğunu söyledi.

Meclis’te Kürtçe konuşmaların engellenmesi ve tutanaklarda Kürtçenin “bilinmeyen dil” olarak kayda geçirilmesini de eleştiren Ercan, “Artık bu gerçekliği görmek, bununla yüzleşmek ve buna dönük olumlu somut adımlar atmak gerekiyor” dedi.

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap