MAKAM DEĞİL, SORUMLULUK BİLİNCİ

İyi Bir Siyasetçide olması gerekenler, Yaptığı bir siyaseti sadece makam ve mevki sahibi olabilmek için değil, halkına ve sahip olduğu düşüncelere en iyi doğrultuda hizmet edebilmek için yapmalıdır.

MAKAM DEĞİL, SORUMLULUK BİLİNCİ

Seçilmeyince veya aday olmayınca çevresini dağıtmamalı ve halkın huzuru için elinden geleni yapmaya devam etmelidir.
Doğruluk ve dürüstlük felsefesinden ayrılmamalıdır ve ilkeli bir duruşu olması gerekir.
Sadece kendisinin ve çevresinin değil, tüm toplumun da çıkarlarını gözetmesi gerekir.
Grubunda bulunan ve diğer partilere üye kişiler ile saygı çerçevesinde tartışabilmeli, kimsenin arkasından kuyusunu kazmamalıdır.
Gelecek seçimlerde ne yapayım da seçileyim fikri yerine, ne yapsam daha iyi bir hizmet sunarım şeklinde düşünmesi gerekiyor.
Halkın derdiyle yakından ilgilenmeli, her anlarında yanında olmaya gayret etmelidir.
Bilgili, kültürlü, ötekileşmiş cümleleri kullanmaktan kaçınmalı ve egoları törpülenmiş olmalıdır.
Siyasetçinin, özüne ve sözüne güvenilmeli. Bugün ne söylediğiyle yarın ne söyleyeceği arasında 360 derece olmamalıdır. Kararlı ve ilkeli bir duruş sergilemelidir.
Hizmet olarak varlığını hissettirmeli ve sosyal bir yapısının da olması gerekir.
Güçlü olmalı, ayakları yere basmalı ama yetkinin kendisinde olduğu zaman güç sarhoşluğuna kapılmamalıdır.
Ruhsal dengesi sağlam olmalıdır.
Şeffaf olmalı ve yanar döner olmamalıdır.
Güven telkin etmelidir.
Çocukları sevmeli ve gençlere güvenmelidir.
Dostlarını yönetici olduğu için unutmamalı, yol arkadaşlarına sırtını dönmemelidir.

Bir toplumun gelişmesi yalnızca devletin kurumlarıyla, belediyelerin hizmetleriyle veya siyasetin çalışmalarıyla mümkün değildir. Toplumun her kesiminin elini taşın altına koyması gerekir.

Çünkü makamlar geçici, görevler dönemsel, unvanlar değişkendir. Asıl kalıcı olan; insanlara dokunan hizmetler, çözüme kavuşturulan sorunlar ve toplumda bırakılan güzel izlerdir.

MİLLETİN SESİ MECLİS’TE DUYULMALI

Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet iradesinin tecelli ettiği en önemli kurumlardan biridir. Milletvekillerimizin görevi yalnızca yasama faaliyetlerine katılmak değil, kendilerini seçen insanların beklentilerini, sorunlarını ve taleplerini Meclis’te dile getirmektir.

Sahadan kopmadan, vatandaşın sesini dinleyerek ve çözüm üretme gayretiyle çalışmak siyasetin temel sorumluluklarından biridir.

VALİ, KAYMAKAM VE KURUM MÜDÜRLERİNE BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR

Valilerimiz, kaymakamlarımız ve kurum müdürlerimiz devletin vatandaşla temas eden yüzüdür.

Bir vatandaş kapısını çaldığında karşısında yalnızca bir makamı değil; devletin şefkatini, adaletini ve gücünü görmelidir.

Görevini dürüstlükle, hakkaniyetle ve samimiyetle yapan her kamu görevlisinin emeğine saygı duymalıyız. Çünkü devlet hizmeti, insanı merkeze aldığında anlam kazanır.

BELEDİYE BAŞKANLARI VE BELEDİYE MECLİS ÜYELERİ

Belediye başkanlarımız ve belediye meclis üyelerimiz, şehirlerin ve ilçelerin geleceğinde önemli sorumluluklar üstlenmektedir.

Ancak yerel yönetimlerde sorumluluk yalnızca belediye başkanlarının omuzlarında değildir. Belediye meclis üyeleri de halkın temsilcileri olarak vatandaşın talep ve beklentilerini meclis gündemine taşımalı, alınan kararların şehrin ortak menfaatine hizmet etmesi için gayret göstermelidir.

Belediye meclisleri yalnızca kararların alındığı yerler değil; farklı görüşlerin konuşulduğu, ortak aklın oluşturulduğu ve şehrin geleceğinin şekillendirildiği önemli demokratik platformlardır.

Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Ancak söz konusu şehir, vatandaş ve kamu yararı olduğunda ortak paydada buluşabilmeliyiz.

Belediye başkanlığı da belediye meclis üyeliği de bir makamdan önce halka karşı üstlenilmiş bir sorumluluktur. Vatandaşın derdini dinlemek, çözüm için çalışmak ve şehrin kaynaklarını doğru kullanmak herkesin görevidir.

MUHTARLARIMIZ VATANDAŞIN EN YAKIN TEMSİLCİLERİDİR

Mahalle muhtarlarımız vatandaşla kamu kurumları arasında önemli bir köprü görevi görmektedir.

Mahallenin sorununu en yakından bilen, vatandaşın talebini ilk duyan kişilerden biri muhtarlardır.

Bu nedenle muhtarlarımızın da mahallelerinin ihtiyaçlarını ilgili kurumlara aktarması, çözüm için takipçi olması ve vatandaşla kurumlar arasında güçlü bir iletişim kurması büyük önem taşımaktadır.

EĞİTİMİN TEMELİ AİLEDE ATILIR

Toplumun geleceği çocuklarımızdır. Ancak çocuklara yalnızca okulda değil, ailede de değerler kazandırılır.

Saygıyı, sevgiyi, adaleti, merhameti ve farklılıklara tahammülü önce aile içerisinde öğretmeliyiz.

Çocuklarımıza nasıl bir toplum bırakacağımız, bugün onlara ne öğrettiğimizle doğrudan ilgilidir.

Ailede başlayan doğru eğitim, okulda verilen eğitimle güçlenir; toplumun bütün kurumlarının katkısıyla geleceğe taşınır.

GENÇLERİMİZİN ÖNÜNÜ AÇMAK HEPİMİZİN SORUMLULUĞUDUR

Gençler yalnızca geleceğimiz değildir. Onlar bugünün de söz sahibidir.

Gençlerimizin eğitimine, meslek edinmesine ve istihdamına destek olmak; yeteneklerini ortaya çıkarabilecekleri alanlar oluşturmak hepimizin sorumluluğudur.

Bir gencin önünü açmak; onun emeğine, eğitimine ve liyakatine değer vermek, fırsatlara erişimini güçlendirmek demektir.

Kurumlarımız, belediyelerimiz, iş dünyamız ve STK’larımız gençlerin eğitimden çalışma hayatına geçişini kolaylaştıracak imkânları artırmalıdır.

Gençlere fırsat vermek, geleceğe yatırım yapmaktır.

KADINLARA DEĞER VERMEK BİR SORUMLULUKTUR

Kadınlar toplumun temel taşıdır. Kadın annedir, ailedir, emektir, üretendir, eğitendir. Ancak kadın yalnızca aile içerisinde değil; eğitimde, çalışma hayatında, sosyal yaşamda ve siyasette de söz sahibi olan bireydir.

Kadınların eğitim almasının, çalışma hayatında yer almasının, ekonomik ve sosyal açıdan güçlenmesinin ve karar alma mekanizmalarında daha fazla temsil edilmesinin önündeki engelleri kaldırmak hepimizin sorumluluğudur.

Kadınların önünü açmak, yalnızca kadınların değil, toplumun geleceğinin önünü açmaktır.

KADIN CİNAYETLERİNE KARŞI SIFIR TOLERANS

Bir kadının şiddet görmesi, tehdit edilmesi veya hayatını kaybetmesi yalnızca bir ailenin değil, bütün toplumun meselesidir.

Kadın cinayetlerini önlemek için yalnızca olay gerçekleştikten sonra değil, risk ortaya çıkmadan önce de harekete geçmek gerekir. Aile, okul, kamu kurumları, yerel yönetimler, güvenlik birimleri, adli makamlar ve sivil toplum kuruluşları bu mücadelede birlikte hareket etmelidir.

Kadına yönelik şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz. Şiddeti normalleştiren, meşrulaştıran veya görmezden gelen bir anlayışın toplumda karşılık bulmaması gerekir.

Kadınların kendilerini güvende hissettiği, haklarını bildiği ve gerektiğinde destek mekanizmalarına kolaylıkla ulaşabildiği bir toplumsal düzen için hepimizin sorumluluğu vardır.

Bir kadının hayatını kaybetmesini yalnızca bir haber olarak görmemeliyiz. Her bir hayatın ardında bir anne, bir evlat, bir eş, bir kardeş ve bir aile vardır.

Kadınların yaşam hakkını korumak, toplumun vicdanını korumaktır.

BARIŞ, KARDEŞLİK VE BİRLİK İÇİN HERKESİN SORUMLULUĞU VAR

Türkiye’nin önünde toplumsal huzuru, kardeşliği ve birlik duygusunu güçlendirme sorumluluğu bulunmaktadır.

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sahip çıktığı, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin gündeme taşıdığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan komisyon çalışmalarıyla ele alınan “Terörsüz Türkiye” süreci, resmî açıklamalarda birlik, beraberlik, kardeşlik, huzur ve toplumsal bütünleşme çerçevesinde ifade edilmektedir.

Bu mesele yalnızca siyasetin veya devlet kurumlarının sorumluluğunda değildir. Her bireyin üzerine düşen bir görev vardır.

Sözlerimize dikkat etmek, birbirimizi ötekileştirmemek, farklılıklarımızı çatışma sebebi hâline getirmemek, birbirimizi dinlemek ve kardeşlik hukukunu güçlendirmek hepimizin sorumluluğudur.

Barış yalnızca çatışmanın sona ermesi değildir.

Barış; çocukların korkmadan büyümesi, gençlerin geleceğe umutla bakması, insanların birbirine güvenmesi ve toplumun her kesiminin kendisini bu ülkenin değerli bir parçası olarak hissetmesidir.

Bu nedenle dilimiz de davranışlarımız da yapıcı olmalıdır.

EMEKLİLERİMİZİN TECRÜBESİ BİR HAZİNEDİR

Yıllarca çalışan, üreten ve ülkesine hizmet eden emeklilerimiz toplumumuzun hafızasıdır.

Onların hayat tecrübesinden yararlanmalı, sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını görmezden gelmemeliyiz.

Bir toplum geçmişine saygı gösterdiği ölçüde geleceğini sağlam kurabilir.

ENGELLERİ BİRLİKTE KALDIRALIM

Engelli vatandaşlarımız için mesele yalnızca fiziksel erişilebilirlik değildir.

Eğitime, istihdama, sosyal hayata ve şehrin bütün imkânlarına eşit şekilde ulaşabilmek de bir haktır.

“Hepimiz birer engelli olabiliriz” düşüncesini yalnızca bir söz olarak değil, hayatın içinde bir empati anlayışı olarak benimsemeliyiz.

Asıl engel çoğu zaman insanların önüne koyduğumuz duvarlardır. O duvarları birlikte kaldırmalıyız.

STK’LAR, DERNEKLER, İMAMLAR VE KANAAT ÖNDERLERİ

Sivil toplum kuruluşları, dernekler, kanaat önderleri, din görevlileri ve toplumda sözü dinlenen herkesin önemli bir sorumluluğu vardır.

İnsanları birbirine yaklaştıran, yardımlaşmayı artıran, gençlere ve kadınlara fırsat oluşturan, ihtiyaç sahiplerine ulaşan her çalışma toplumun gücünü artırır.

Sivil toplum yalnızca sorunları konuşan değil, çözümün bir parçası olan bir anlayışla hareket etmelidir.

SOKAK HAYVANLARINA DA SORUMLULUKLA YAKLAŞMALIYIZ

Merhamet, yalnızca insanlara karşı gösterilen bir duygu değildir.

Sokak hayvanlarının korunması, yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve aynı zamanda vatandaşlarımızın can güvenliğinin sağlanması birlikte ele alınmalıdır.

Belediyeler, ilgili kurumlar ve toplum el ele vererek hem insan güvenliğini hem de hayvanların yaşam hakkını gözeten kalıcı çözümler üretmelidir.

FARKLILIKLARIMIZLA BİRLİKTE YAŞAMALIYIZ

Aynı düşünmek zorunda değiliz.

Farklı siyasi görüşlere, farklı hayat anlayışlarına veya farklı dünya görüşlerine sahip olabiliriz.

Önemli olan farklılıklarımızı düşmanlık sebebi hâline getirmemektir.

Demokrasinin gücü, farklı düşüncelerin bir arada yaşayabilmesinden gelir.

Birbirimizi dinlemeyi, eleştiriyi hakaret olarak görmemeyi ve ortak değerler etrafında buluşabilmeyi öğrenmeliyiz.

MAKAM GEÇİCİ, BIRAKTIĞIMIZ İZ KALICIDIR

Bugün bulunduğumuz makam yarın başka birine emanet edilebilir.

Bugün taşıdığımız unvan yarın değişebilir.

Ancak bir vatandaşın duası, bir gencin hayatına dokunan destek, bir kadının kendisini güvende hissetmesi, bir çocuğun geleceğe umutla bakması ve ihtiyaç sahibinin yanında olduğumuzu bilmesi kalıcıdır.

Bizim asıl görevimiz budur.

Çünkü halka hizmet, insanın hayatına dokunmaktır.

Mesele makam sahibi olmak değil, makamın sorumluluğunu taşımaktır.

Makam değil, sorumluluk.
Unvan değil, hizmet.
Söz değil, samimiyet.
Ayrışmak değil, birlik.

Asıl mesele budur.

AK Parti Diyarbakır Yenişehir Belediye Meclis Üyesi ve Grup Sözcüsü Yusuf Ziya Talay

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap