Mızraklı’dan Çarpıcı Mesaj

7 yıllık tutukluluğun ardından tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, Türkiye’nin gündemine ve yürütülen sürece ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Mızraklı, “Bundan sonrası için sürecin sivil aktörlerce izlenebilmesi şart” derken, Selahattin Demirtaş’ın tahliye edilmemesinin sürecin sahiciliğine yönelik güveni zedelediğini söyledi.

Mızraklı’dan  Çarpıcı Mesaj

Remzi ETİĞ

DİYARBAKIR(SÖZ)-Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, 7 yıl süren tutukluluk sürecinin ardından tahliye edilmesinin ardından Diyarbakır’da değerlendirmelerde bulundu.

Özgürlüğünün ilk günlerinde kentte yoğun ilgiyle karşılanan Mızraklı, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi atmosferden yürütülen sürece, cezaevlerindeki tutuklulardan yerel yönetimlere kadar birçok başlıkta mesajlar verdi. M.A’ya yaptığı açıklamada Mızraklı, özellikle bundan sonraki süreçte sivil toplumun, akademinin ve medyanın daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

“Demirtaş bırakılmalı”

Selçuk Mızraklı, 5 yıl aynı koğuşu paylaştığı Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde tutulmasına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Demirtaş’ın tahliye edilmediği sürece insanların yürütülen sürecin sahiciliğine inanmayacağını belirten Mızraklı, “İşin hakikileştiğine, samimileştiğine ve artık hukuk rotasına dönüldüğüne dair bir nişaneye ihtiyaç var; bu nişane de Demirtaş’ın bırakılmasıdır” dedi.

Mızraklı, Demirtaş’la cezaevinde geçirdiği yılları anlatırken, aralarındaki ilişkiyi “birbirini çoğaltan” bir dayanışma olarak tanımladı. “Birle biri yan yana getirmeye çalıştık ki 11 olsun” ifadelerini kullanan Mızraklı, Demirtaş için “Güzel bir insan, güzel bir baba, güzel bir eş ve kardeş” değerlendirmesinde bulundu.

“Süreç sivil izlenmeli”

Yürütülen sürecin kalıcı bir zemine kavuşması için toplumsallaştırılması gerektiğini belirten Mızraklı, Meclis’te atılan adımların önemli olduğunu ancak yeterli olmadığını söyledi.

Mızraklı, “Bundan sonrası için sürecin demokratikleştirilmesi ve sivil aktörlerce izlenebilmesi şarttır” ifadelerini kullandı.

Sürecin geri dönülemez bir noktaya taşınması gerektiğini belirten Mızraklı, barış, demokrasi ve hukuk için atılan hiçbir adımın fedakârlık olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.

“Toplumun güveni zedelendi”

Türkiye’nin son yıllarda ağır ekonomik ve toplumsal sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyleyen Mızraklı, özellikle gençlerin ülkenin geleceğine ilişkin ciddi şüpheler taşıdığını belirtti.

Toplumda geleceğe yönelik güven kaybı yaşandığını savunan Mızraklı, ekonomik sorunların yanı sıra siyaset kurumunun çözüm üretme kapasitesinin de zayıfladığını söyledi.

Mızraklı, hukukun ve dayanışma duygusunun zayıflamasının toplumun birlikte sorun çözme ve müzakere etme kabiliyetini de olumsuz etkilediğini dile getirdi.

“Farklılıklar korunmalı”

Türkiye’nin geçmişte yaşadığı sorunları geride bırakması gerektiğini belirten Mızraklı, farklı kimlik ve inançların özgürce yaşayabileceği bir zeminin oluşturulması çağrısında bulundu.

“İnsan hakkı, adeta bir lütuf veya ihsan gibi sunulamaz” diyen Mızraklı, farklılıkların tek tipleştirme ve asimilasyonla bir arada tutulamayacağını söyledi.

Mızraklı, “Birlik, farklılıkların bir aradalığını temin etmektir” ifadelerini kullandı.

“Mağdurun yanında olduk”

Kürt demokratik siyasetinin geçmişte yaşadığı mağduriyetler nedeniyle diğer kesimlerin yaşadığı mağduriyetleri de anlayabildiğini belirten Mızraklı, muhalif belediyelere yönelik kayyum uygulamalarına da değindi.

Mızraklı, temsil iradesi gasbedilen kim olursa olsun buna karşı durulması gerektiğini ifade ederek, “Kendimize Müslüman olmadık” mesajı verdi.

İktidarın hukuk dışı yöntemlerle güç göstermeye çalışmasının acizliğin göstergesi olduğunu savunan Mızraklı, gelecekte herkesin kendisini güvende hissedebilmesi için hukukun ve adaletin merkeze alınması gerektiğini söyledi.

“Siyaset gelecek kurmalı”

Muhalefetin de iktidarın da Türkiye’nin temel sorunlarına ilişkin çözüm projeleri ortaya koyması gerektiğini belirten Mızraklı, siyasetin geçmiş üzerinden kavga üretmek yerine geleceği inşa etmesi gerektiğini söyledi.

Mızraklı, bu görevin yalnızca siyasetçilere ait olmadığını belirterek akademi, sivil toplum ve medyanın da sürece katkı sunması gerektiğini vurguladı.

“Kayyum ağır tahribat yarattı”

Yerel yönetimlere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Mızraklı, kayyum uygulamasından sonra belediyelerin devralınmasının ciddi bir toparlanma süreci gerektirdiğini söyledi.

Kayyum pratiğinin ağır bir tahribat yarattığını belirten Mızraklı, bu tahribatın bir yandan giderilmesi, diğer yandan yeni hizmetlerin üretilmesinin kolay olmadığını ifade etti.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesindeki mevcut tabloya ilişkin ise henüz büyük bir değişim veya yüksek verimlilik göremediğini söyleyen Mızraklı, bunun zamanın kısalığından kaynaklanabileceğini belirtti.

“İki elim de dolu”

Siyasette gelecekte nasıl bir rol üstleneceği sorusuna da yanıt veren Mızraklı, hekimliği bırakmayacağını açıkça ifade etti.

38 yıllık hekim olduğunu belirten Mızraklı, bugüne kadar insan hakları, sağlık ve çeşitli sivil toplum çalışmalarında görev aldığını hatırlattı.

Siyasete de katkı sunmaya devam edeceğini belirten Mızraklı, “Tıpkı Çayda Çıra oyunundaki gibi, iki elim de dolu olacak” dedi.

“Cezaevleri boşaltılmalı”

Cezaevlerinde bulunan ağır hasta tutuklulara da dikkat çeken Mızraklı, bu kişilerin cezaevinde tutulmasının yürütülen süreci “ayıplı” hale getirdiğini söyledi.

Mızraklı, ağır hastaların cezaevlerinde tutulmasını insan hakları açısından ciddi bir sorun olarak değerlendirirken, adalet, bağımsızlık ve şeffaflığın tesis edilmesi gerektiğini vurguladı.

Cezaevlerinin kapasitesinin üzerindeki tutuklu ve hükümlü sayısına da dikkat çeken Mızraklı, Türkiye’nin cezaevi politikalarının ve toplumun hukuka olan güveninin yeniden sorgulanması gerektiğini savundu.

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap