Bu girizgahı, Diyarbakır’da gerçekleştirilen!.. Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde yapılan, “Toplumsal Barış ve Özgürlük Formu’nun” nam-ı hesabıyla, yaptım.. Çünkü ikmal edilen forum, sıradan, bildik, klasik toplantılar dizisini içermiyor.. Beş gün sürecek, kırkı aşkın sunumun yapılacağı bu forum, Türkiye’nin yeni yüzyılda hangi dili konuşacağına, hangi yolu yürüyeceğine dair güçlü işaretlere rota çizici!..
***
Yarım asra sahip mesele yalnızca güvenlik değil.. Bu mesele birlikte yaşamanın hukukunu, ahlakını ve vicdanını yeniden inşa edebilmektir?. Ne diyoruz; “Barış, sadece silahların susması değil, bu aynı zamanda kalplerin birbirine yeniden kulak verebilmesidir, kucakların birlik, kardeşlik, dirlik adına, kenetlenmesidir!..” Ve umut edilen de, nihai sonucunda, kalıcı barışın bayrağının dalgalandırılmasıdır!..
***
Forum’da ilk gün ortaya çıkan tablo bile, kendi rotasında başlı başına önem ve de dikkat çekiciydi. Salondaki yoğun katılım, farklı toplumsal kesimlerin aynı çatı altında buluşması.. Ve tabi ki, verilen mesajlar.. Yekün dille, Türkiye’de uzun yıllardır özlenen ortak gelecek, fikrinin, kurulan her cümlede hâlâ diri olduğunun ifade ediliyor olması!… Bir de inanmışlık…
***
Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak’ın, “Barış ve Demokratik Toplum Sürecine yerel yönetimlerden güçlü bir ses ve yanıt vermeyi çok önemsiyoruz” sözleri de kendi mecrasında, altı çizildi.. Çünkü yerelin artık yalnızca hizmet üreten değil, aynı zamanda bölgenin, ülkenin ve tabi ki toplumsal barışın taşıyıcısı, lokomotifi olması gerektiği kadar, odak olma nam-ı hesabına ev sahipliği yapmasıdır..
***
Forum boyunca öne çıkan ortak vurgu ise net.. Barış, yalnızca devletin ya da siyasetin meselesi değildir. Barış, toplumun tamamının ortak iradesiyle, kalıcı bir kimlikle mümkündür. Hatun Doğan’ın, “Devletin de karşı tarafın da elini güçlendirmeliyiz” cümlesi bu yüzden önemliydi.
***
Ülke ve millet olarak, uzun yıllar boyunca çatışmanın diliyle, güvenlik endeksli zıtlar hanesinde birbirimizi tükettik. Ama bugün, ilk kez farklı toplumsal kesimler tek bir fikriyatla, silah değil siyaset, çatışma değil diyalog demeye başladı.. Elbette ki bu merhaleye kolay gelinmedi, kolay bir uğraş ve gayret de değil.. Üstadın ifadesiyle, barış, kardeşlik, birlik ve dirlik sloganla ikmale gelmez, illa ki cesaret, illa ki inanmışlık gerek..
***
Güven olmadan diyalog, diyalog olmadan da kalıcı çözüm olmaz. “En zor barış, en haklı savaştan daha değerlidir.” DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın, “Onurlu bir barışın ve kalıcı çözümün yolu Diyarbakır’dan geçer” sözleri de çıkılan yol rotasında altı çizili.. Öyle ya, Diyarbakır, bir dönem Avrupa Birliği hedeflerinin, bir dönem Kürt meselesinin çözüm arayışlarının merkeziydi.. Bugün ise yeniden Türkiye’nin demokratikleşme rotasının önemli adreslerinden biri …
***
Gerçek şu ki, Kürt meselesi çözülmeden Türkiye tam anlamıyla demokratikleşemez. Demokrasi güçlenmeden de toplumsal barış kalıcı hâle gelemez. İşte bu nedenle Ankara’dan gelen açıklamalar, Diyarbakır’da, Güneydoğu illerinde, Kürt ve Türk halkında pür dikkat izlenip, takip edilmektedir…
***
Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a ilişkin statü tartışmasını gündeme taşıyan yaklaşımı!? Siyasette ve toplumda, ezber bozan bir kırılma yarattığını not etmek gerekir!. Yıllarca güvenlik merkezli sert politikaların temsilcisi olarak görülen bir siyasi çizginin bugün Terörsüz Türkiye hedefi üzerinden yeni bir dil kurmaya çalışması hatta öncülük etmesi, sıradan bir gelişme değildir.
***
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Çıkılan bu yolda dönüş yok” açıklaması da devlet aklının artık farklı bir eşikte bulunduğunu gösteriyor. Toplumun önemli bir kesiminde hal-i hazırda çok yönlü tereddütler var. Geçmiş çözüm süreçlerinin bıraktığı hayal kırıklıkları da hiç kuşkusuz ki, hâlâ hafızalarda taze. Lakin bugün görünen tablo, belirlenen rotada, eski yöntemlerle yol alınamayacağına herkes hem fikir.
***
Hasılı.. Diyarbakır’daki forum yalnızca bölgesel bir etkinlik değil diye görülmemeli! Ankara’ya, siyasete ve topluma gönderilen güçlü bir mesaj içerdiğini söylemek isterim.. Forum’da dikkat çekici bir başka unsur ise farklı siyasi adreslerden gelen mesajlar ve bu mesajların içeriğindeki doluluk!..
***
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın kardeşlik vurgusu yapan mesajını, Türkiye siyasetindeki yeni arayışın önemli işaretlerinden biri olarak okumalıyız!. “Hevsel Bahçelerinde, Meram Bağlarında kardeşlik türkülerini birlikte söyleyeceğiz” cümlesi sembolik açıdan güçlü derim.. Ortak hafıza ve ortak gelecek kuran bir dil üretmek zorunluluğu herkes için önemli bir sorumluluktur!.
***
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, “Türk’ün Kürt’e, Kürt’ün Türk’e ihtiyacı var” sözleri de bu toplumsal gerçeğin altını çizdiğini söylemek gerek.. Ülkenin geleceği birbirinden uzaklaşmakta değil, birbirinin acısını anlayabilmektedir. “Birlikte yaşamanın yolu, birbirine benzemekten değil birbirini anlamaktan geçer” vecize sözü boşuna söylenmiş değil..
***
Cezaevinden gelen mesajlar ise sürecin hem duygusal hem siyasal ağırlığını artırdı. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Selçuk Mızraklı’nın mesajlarında ortak vurgu.. O da, demokratik çözüm, toplumsal sorumluluk ve ortak gelecek arayışı… Onurlu barış ifadesi artık yalnızca siyasi bir talep olmadığını ifade ederken, toplumsal bir ihtiyaç hâline geldiği gerçeğinden kimse kendini ırak tutamaz.
***
Özetle ifade etmek isterim ki, herkesin kafasında ikmale gelen asıl kritik soru şu.. Bundan sonra ne olacak? Türkiye artık yalnızca konuşan değil, somut adımlar atan bir döneme girmek zorunda. Eğer gerçekten Terörsüz Türkiye hedefleniyorsa bunun yolu yalnızca güvenlik politikalarından değil, hukuk reformlarından, demokratik standartların yükseltilmesinden, ifade özgürlüğünün genişletilmesinden ve yerel demokrasinin güçlendirilmesinden geçer.
***
Yurtta sulhu tesis etmek ancak adaletle ve eşitlikle mümkündür. Bugün Diyarbakır’dan yükselen ses tam da budur… Yükselen hiç bir ses, intikamın değil yüzleşmenin, inkârın değil kabulün, korkunun değil ortak yaşam iradesinin sesi olmaya yeminli olmalı.. Geniş bir toplumsal zeminde temenni değil, çağrıyla meram anlatılmalı.. Çünkü barış, ertelenemez bir toplumsal ihtiyaçtır…
***
GÜNÜN SÖZÜ..
Tüm dillerde, kurulan cümle ve ses tonu barışı haykırıyorsa, toplumsal mutabakat kamil olmuştur!
Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar