MİNAREYİ ÇALAN, KILIFINI HAZIRLAR?!..

Boşuna söylenmemiş, bu söz!… Dicle Üniversitesi’nde yaşanan ve seri hâle gelen tartışmalı ihale süreçlerine bakınca insanın aklına ister istemez bu vecize geliyor.

MİNAREYİ ÇALAN,  KILIFINI HAZIRLAR?!..

Yaşananlar artık tek bir ihaleyle açıklanabilecek boyutu çoktan aşmış durumda. Nitekim Rektör Prof. Dr. Kamuran Eronat yönetimi, kamuoyunun gündemine bu tür tartışmalarla ilk kez gelmiyor.

Hastane inşaatı ihaleleri, hizmet alımları, üniversiteye ait enerji ve petrol sahalarına ilişkin iddialar, Sayıştay raporlarına yansıyan tespitler... Liste uzayıp gidiyor.

 

***

 

Şimdi yeni bir tartışma başlığı var. Üniversite bünyesindeki kantin, büfe, iş yeri, pastahane ve tarım arazilerinin kiralama ihaleleri.

Ancak mesele kiralama değil; ihaleye katılacakların önüne konulan şartlar.

Öyle şartlar ki insan sormadan edemiyor..

Sayın Rektör Eronat, bu kriterler rekabeti sağlamak için mi hazırlanmış, yoksa rekabeti sınırlandırmak için mi?

Örneğin üniversite içerisindeki pastahanenin kiralanmasına ilişkin şartnameye bakalım. İhaleye katılacak firmanın en az 10 zincir şubeye sahip olması isteniyor. Bununla da yetinilmiyor. Firmanın yüzde 100 yerli sermayeli olması şartı da aranıyor.

 

***

 

Sormak gerekiyor..

Dicle Üniversitesi öğrencilerinin kaliteli hizmet alabilmesi için gerçekten böyle bir zorunluluk var mı? Yoksa bu şartlar belirli firmaların önünü açarken diğerlerinin önünü kapatmak için mi hazırlanıyor?

Atalarımız boşuna söylememiş.. “Terzi kendi söküğünü dikemez ama başkasına kaftan biçer.”

İnsanın aklına ister istemez bu söz geliyor.

Kamu ihalelerinde temel ilke rekabettir. Rekabet daraldığında kamu zarar görür. Kamu zarar gördüğünde ise kazanan birkaç kişi olur, kaybeden ise milyonların vergisiyle ayakta duran kamu kurumları olur.

 

***

 

İşin dikkat çeken bir başka yönü de bu ihalelerin organizasyonundan sorumlu birimin başındaki isimdir.

Kamuoyunda sıkça dile getirilen iddialara göre, Rektör Eronat’ın göreve getirirken en güvendiğim kişi dediği baldızı Gelavuj Akkoç, Yapı İşleri Daire Başkanlığı görevini yürütüyor. İhaleler ve şartnamelerin ekseriyetinin hazırlandığı merkez de burası.

Ki İdari ve Mali İşler’de bir ölçüde kendi organizasyonunda..

Hal böyle olunca vatandaşın aklına şu soru geliyor:

Bu kadar kritik süreçlerde belirleyici olan liyakat mi, yoksa akrabalık ilişkileri mi?

 

***

 

Kamu yönetiminde ölçü kişiler değil, kurallar olmalıdır.

Bir diğer dikkat çekici konu ise siyasi koruma iddialarıdır. Kamuoyunda sıkça dile getirilen bir başka husus da Rektör Eronat’ın kız kardeşi Oya Eronat’ın geçmiş dönemde AK Parti milletvekilliği yapmış olmasıdır.

Elbette herkesin bir ailesi, çevresi ve siyasi geçmişi olabilir. Bunda yadırganacak bir durum yoktur.

Ancak kamuoyuna yansıyan onca tartışma, iddia ve eleştiriye rağmen ciddi sonuç doğuran bir idari soruşturmanın görülmemesi, insanların aklına şu soruları getiriyor:

Kim kimi koruyor?

Kim kimin arkasında duruyor?

Ve neden hiçbir dosya kamuoyunu tatmin edecek şekilde sonuçlanmıyor?

 

***

 

Tarım arazilerinin kiralanmasına ilişkin şartnamelerde yer alan ÇKS belgesi ve borcu yoktur yazısı gibi kriterler de ayrı bir tartışma konusu.

Tek başına değerlendirildiğinde makul görülebilecek bu şartların tamamı bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo, adrese teslim ihale eleştirilerini güçlendiriyor.

Zaten mesele artık tek tek şartlar değil; şartların bütünüyle oluşturduğu algıdır.

Ve unutulmamalıdır ki kamu yönetiminde bazen gerçekler kadar algılar da önem taşır.

 

***

 

Asıl düşündürücü olan ise sessizliktir.

Muhalefet partileri zaman zaman konuşuyor, meslek örgütleri zaman zaman açıklama yapıyor. Ancak Diyarbakır’daki çok sayıdaki sivil toplum kuruluşundan güçlü bir ses yükselmiyor.

Neden?

Oysa üniversiteler yalnızca rektörlerin değil, toplumun ortak değeridir. Orada harcanan para milletin parasıdır. Yapılan her ihale kamu adına gerçekleştirilmektedir.

Atalarımızın dediği gibi:

“Doğru söyleyen dokuz köyden kovulur.”

Ancak yanlış karşısında susanlar da tarihin yükünü taşır.

 

***

 

Şimdi gözler önümüzdeki günlerde yapılacak ihalelerde...

Belki bütün bu eleştiriler haksız çıkacak.

Belki üniversite yönetimi kamuoyunu tatmin edecek açıklamalar yapacak.

Belki süreçler tam anlamıyla şeffaf yürütülecek.

Ancak unutulmamalıdır ki şeffaflık, hesap vermekten korkmayanların tercihidir.

Kamu kurumlarında güven açıklıkla güçlenir, sessizlikle değil.

Rektör Eronat ve Yönetimi bugün yalnızca bir ihale sınavı vermiyor; aynı zamanda kamu vicdanı önünde de önemli bir sınavdan geçiyor.

Bu sınavın sonucunu ise yalnızca ihale komisyonları değil, toplumun hafızası da belirleyecek.

 

GÜNÜN SÖZÜ

Kamu adına yapılan işlerde en güçlü teminat, şeffaflık ve hesap verebilirliktir.

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap