Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi'nde yaptığı konuşmada yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğunu ve Anayasa Mahkemesi'nin yapısının değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Başbakan Erdoğan, Anayasa Mahkemesi'nin 47. kuruluş yıldönümü ve Ahlatlıbel'de yapımı tamamlanan yeni hizmet binasının açılışı dolayısıyla gerçekleştirilen törende bir konuşma yaptı.
Erdoğan, 6,5 yıldan bu yana 170'i aşkın noktada adalet sarayı çalışmalarına başlandığını ve dönemlerinde hizmete açtıkları adalet sarayı sayısının 117'ye ulaştığını bildirdi. İmkanlar elverdikçe hukukun en hızlı ve kaliteli şekilde tecelli etmesine katkıda bulunmak için alt yapı yatırımlarını ve diğer çalışmaları sürdürmeye devam edeceklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
HÜKÜMETİN SORUMLULUĞU
''Hükümet olarak sorumluluğumuz, adaletin tecellisine yardımcı olmaktır. Bu sorumluluğumuzu en iyi şekilde yapmanın gayreti içerisindeyiz. Anayasa Mahkemesi, gerek hukuk sistemimizin, gerek cumhuriyetimizin en temel, en köklü kuruluşlarından biridir. Anayasa Mahkemesi, gördüğü fonksiyon ve sahip olduğu misyon itibariyle bu konuma sahiptir. Yine bildiğiniz gibi anayasalar bir toplumun, milletin ortak değerlerinin yer aldığı metinlerdir. Toplumsal gelişme, demokratikleşme, insan hak ve hürriyetleri gibi temel alanlarda katettiğimiz mesafeler kaçınılmaz olarak bazı anayasal düzenleme taleplerinin doğmasına da vesile olmaktadır. Bugün Türkiye'nin içinde bulunduğu durum da budur. Anayasa Mahkemesi'nden siyasi partilerimize, Yargıtay'a, sivil toplum örgütlerimize varıncaya kadar geniş bir toplumsal kesimde acil bir anayasal düzenleme veya anayasal alanda yenilenme, tazelenme, güncellenme talepleri doğduğu aşikardır.''
HUKUK GELİŞTİKÇE
Erdoğan, Türkiye'nin artık dünyanın taşrasında yaşayan, önemli gelişmeleri kenardan izleyen, çağdaş dünyanın gerisinde kalan bir ülke olmadığını kaydetti.
Türkiye'nin her geçen gün hızla dünyaya açılan ekonomisi, hızla büyüyen küresel rekabet, gücü artan, kendisini ileri demokrasilerle mukayese eden gelişmiş ülkelerdeki çağdaş hukuk normlarına uyum sağlamaya çalışan bir ülke olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bakınız cumhuriyetimizin kurulduğu dönemlerle bugünün Türkiyesi'nin içinde bulunduğu dönem hiç şüphe yok ki tamamen farklı niteliklere sahiptir. Bugün ne Birinci Dünya Savaşının, ne İkinci Dünya Savaşının, ne de Soğuk Savaşın şartları mevcuttur. Öte yandan küreselleşmenin her geçen gün kendini daha güçlü bir şekilde hissettirdiği günümüzde medeniyet yarışında geri kalmamak için her alanda olduğu gibi hukuk normlarımızı da çağdaş dünyanın gereklerine uydurma zorunluluğu doğmuştur. Nitekim cumhuriyetimizin önemli çağdaşlaşma projelerinden olan Avrupa Birliği'ne katılım süreci de bu dönüşümü ve uyumu gerekli kılmaktadır.
TOPLUMLARIN GELİŞMESİ
Çünkü, hukuk modernleştikçe toplum da modernleşir. Hukuk geliştikçe, özgürleştikçe toplum da gelişir, özgürleşir. Geçmişte çok net biçimde ortaya çıkmıştır ki hukuk her zaman toplumun önünü açan bir rol üstlenmiştir. Hukuk sistemimiz bir yönüyle demokratik, laik, sosyal hukuk sistemi olan cumhuriyetimizin temel niteliklerini koruyan Anayasal ve yasal zeminini güçlendiren bir özellik taşımalıdır. ''
Türkiye'nin daha çağdaş, daha müreffeh daha gelişmiş, daha kalkınmış bir ülke haline gelmesine zemin hazırlaması gerektiğine işaret eden Erdoğan, hukuk sisteminin en geniş anlamıyla adalet üretmesi, toplumun önünü açması, gelişme ve ilerlemeyi teşvik edici bir fonksiyon görmesinin Türkiye ve millet için hayati bir konu olduğunu söyledi.
Temel hak ve özgürlüklerin anayasal güvence altına alınmadığı, adaletin sağlanmadığı bir toplumda kalkınmadan, ilerlemeden, gelişmeden söz edilemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
DEMOKRATİK, LAİK VE SOSYAL
''Bildiniz gibi Türkiye Cumhuriyeti, Anayasamızda demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanmaktadır. Devletin bu dört niteliğini asla birbirinden ayıramayız. Bunlardan herhangi birini ötekine feda edemeyiz. Aralarında bir öncelik sıralamasına da gidemeyiz. Bu dört temel nitelik, birbirini tamamlayan, pekiştiren özelliklere sahiptir. Onun için Cumhuriyetimizin bu temel değerlerini her türlü tartışmanın üzerinde tutmaya devam etmek durumundayız.
Anayasamızda ifadesini bulduğu şekliyle cumhuriyetimize de demokrasimize de laikliğe de ruhu ve lafzıyla birlikte sahip çıkmalıyız. Milletimizin hukuka ve yargıya olan güvenini de ancak bu şekilde koruyabiliriz. Uluslararası kamuoyunda Türk yargısını örnek bir konuma yükseltmek bütün Türk vatandaşlarına düşen bir görevdir. Ancak yargı mensuplarımız, siyasetçilerimiz bu konuda daha hassas olmalıdır. Zira demokrasinin olgunluğuyla hukukun olgunluğu birbirine paraleldir. Birbirine bağlı olarak ilerlemektedir. Bu bakımdan demokrasi ile hukukun çatışması düşünülemez. Ancak her ikisi de birbirini zenginleştiren, birbirini güçlendiren değerlerdir.''
''ANAYASA MAHKEMESİNİN MEVCUT YAPISI''
''Anayasa Mahkemesi'nin mevcut yapısının günümüz ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığı'' şeklindeki düşüncelerin son dönemlerde sıkça dile getirildiğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti: ''Bu durum, herkesten önce son üç dönemden bu yana Anayasa Mahkemesi Başkanlığı görevini yürüten değerli hukukçularımız tarafından da defahatle ifade edilmiş, kamuoyu nezdinde tartışılmıştır. Mevcut yapının değiştirilmesini, en başta Anayasa Mahkemesi açısından olumlu sonuçlar doğuracağı çeşitli vesilelerle ifade edilmektedir. Ancak değişikliğin gerekliliği, mahiyeti, kapsamı ve modeli konusunda farklı görüşler bulunduğunu da biliyoruz. Biz bu konuda her türlü görüşün, fikrin, değerlendirmenin özgürce ifade edilmesinden, tartışılmasından yapıcı bir şekilde ele alınmasından yanayız.''
Kaynak: Diyarbakır Söz
Yorumlar