DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, seçimlerle birlikte AKP'nin milliyetçi-otoriter tek parti rejimini önemli oranda geriletildiğini belirterek, "AKP'yi frenleyen en önemli muhalefet gücünün DTP olduğu açığa çıkmıştır" dedi.
GRUP TOPLANTISI
Demokratik Toplum Partisi (DTP) Eşbakanı Ahmet Türk, partisinin grup toplantısında güncel gelişmeleri değerlendirdi. Konuşmasına seçim sonuçlarını değerlendirerek başlayan Türk, seçimlerde başarı kazandıklarını belirterek, "Türkiye, 30 Mart sabahına demokrasisi daha da güçlenmiş bir şekilde uyanmıştır. Bütün adaletsizlikler ve baskılara rağmen, DTP olarak ulaştığımız bu seçim zaferi, Türkiye demokrasisini güçlendirmiştir ve daha da güçlendirmeye devam edecektir. Elde ettiğimiz bu yerel seçim zaferi ve bu başarı düzeyinin, Türkiye'ye kutlu ve hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi.
‘DAĞ VE KARAOĞLAN ÖZGÜRLÜK ŞEHİTLERİMİZDİR’
Seçim sürecinde yoğun emek harcayan başta milletvekilleri, PM üyeleri, parti çalışanları ve gönüllü aktivistlere teşekkür eden Türk, göreve başlayan belediye başkanları ve il genel meclisi üyelerini de, "katılımcı demokrasi ve halkçı bir yönetim anlayışıyla müthiş bir hizmet gerçekleştirecekleri" inancıyla başarılar diledi. Elde ettikleri seçim başarısına halk ile birlikte tarihi bir demokrasi direnişi gerçekleştirerek ulaştıklarının altını çizen Türk, baskılara karşı demokrasi içinde kalmaya inat ettiklerini belirterek, "Türkiye demokrasi tarihine çok önemli bir not düştük, çok büyük bir katkı yaptık. DTP'nin zaferi, sadece partimizin değil, içinde bulunduğu Türkiye demokrasisinin bir zaferidir" dedi. Seçimlerden sonra yaşanan saldırılara değinen ve Amara Yürüyüşü esnasında iki kişinin öldürülmesini hatırlatan Türk, bu olayla sevinçlerine gölge düşürüldüğünü dile getirerek, "Urfa-Halfeti'de yaşamını yitiren Mustafa Dağ ve Mahsun Karaoğlan'a tanrıdan rahmet, ailesi ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Onlar, demokrasi ve özgürlük şehitlerimizdir. Zulüm ejderha olsa da, asla abad olmayacaktır!" şeklinde konuştu.
Yerel seçimlerin genel seçim havasında geçtiğini ve bir referanduma dönüştüğünü dile getiren Türk, seçim sürecinde yaşanan olumsuz koşullara da dikkat çekerek, "Yardım dağıtımlarından tutalım da anti demokratik uygulamalara varıncaya kadar, her türlü yol ve yöntemle halkın iradesine ipotek koymaya çalışan zihniyete karşı; seçmenler özgür ve demokratik iradelerini net bir biçimde ortaya koymuşlardır" dedi. Türk, katılımın yüksek olduğu seçimlerde halk iradesinin sandığa yansıdığını ve Türkiye demokrasisinin kazandığını dile getirdi.
SANDIKTAN ÇIKAN SONUÇ AKP’YE CİDDİ BİR UYARIDIR
Seçim sonuçlarıyla Türkiye'yi milliyetçi-otoriter tek parti rejimine doğru sürüklemeye çalışan AKP politikasının büyük oranda gerilediği, bununda demokratik muhalefetin gelişmesine katkı sağlayacağını söyleyen Türk, halkın darbe girişimlerinde cevap verdiğini belirterek şöyle devam etti: "AKP'nin geriletilmesi aynı zamanda siyaset dışı kimi arayışlara karşı da net bir mesaj vermiştir. Halk gerekli uyarıyı yapmış ve 'gerekirse AKP'yi iktidardan ben düşürürüm' mesajı vermiştir. Özellikle bu sonuçları iktidardaki AKP'nin çok iyi algılaması ve gerekli dersi çıkarması elzemdir. Sandıktan çıkan sonuç AKP açısından çok ciddi bir uyarı niteliği taşımaktadır. Seçmen, ülkenin sorunlarını yokmuş gibi göstermeye, en küçük bir muhalefeti dahi bastırmaya, susturmaya çalışan, diyalog ve uzlaşmaya kapalı ve hamasi milliyetçi nutuklarla günü kurtarmayı amaçlayan AKP'ye 'dur!' demiştir. Seçmen, işsizliği, yolsuzluğu ve yoksulluğu arttıran AKP'nin kötü ekonomi politikalarına 'hayır!' demiştir. Sonuçlar, Avrupa Birliği reformlarında ayak direyen, yeni Anayasa tartışmalarını rafa kaldıran ve demokrasiyi sadece kendisi için hatırlayan AKP'ye bir ihtar niteliği taşımaktadır. Eğer AKP gerekli dersi çıkarmaz, politikalarını gözden geçirmezse ilk genel seçimlerde daha ciddi bir çözülmeyle karşı karşıya kalmaktan kurtulamayacaktır. Bu süreç, bugünden itibaren başlamıştır."
‘PARTİMİZ BATI’DA DA VAR OLDĞUNU GÖSTERMİŞTİR’
Seçim sonuçlarını bölge açısından değerlendiren Türk, engellemelere, yıldırma politikalarına ve AKP etrafında oluşturulan devlet ittifakına rağmen, Kürtlerin iradesini net bir şekilde ortaya koyduğunu ve DTP'ye ezici bir üstünlük kazandırdığını dile getirdi. DTP'nin belediyelerini alamadığı Mardin, Ağrı ve Muş'ta da birinci parti olduğunu dile getiren Türk, "Sadece Bölge'de değil, Akdeniz'de Çukurova'da ve batıda da partimiz oylarını önemli oranda arttırmıştır. İstanbul'da, medya tarafından hiç görülmemesine rağmen ve çok dar ekonomik olanaklarla bir seçim kampanyası sürdüren partimiz, oylarını ikiye katlamıştır. Toplumsal barış açısından model olabilecek bir kent olan Mersin'in en büyük ilçesi olan Akdeniz Belediyesi'ni DTP'nin kazanmış olması oldukça anlamlıdır. Partimiz, Konya'da ve Aydın'da da üç belde belediyesini kazanarak, Batı'da da var olduğunu göstermiştir" dedi.
‘MARDİN, BİNGÖL VE BİTLİS’TE ASKERLER SEÇİM SONUÇLARINI BELİRLEDİ’
DTP'nin bölgede birinci parti olmasının tartışılamayacağını bunun da Kürtlerin zaferi olduğunu belirten Türk, "Yok sayılan, dışlanan, dili, kimliği, kültürü inkar edilen bir halkın özgürlük ve demokrasi yürüyüşünde çok önemli bir kilometre taşıdır" şeklinde konuştu. Türk, kazanılan zafer için ciddi bedeller ödendiğine işaret ederek, seçimlerinde demokratik bir ortamda geçmediğini vurguladı. "Sayın Başbakanın iddia ettiği gibi barış içinde bir yarış olmadı. Bölge'de bir DTP vardı, bir de AKP etrafında ordusuyla, polisiyle, valisiyle, yargısıyla ittifak kuran bir bütün devlet sistemi vardı" diyen Türk, güvenlik güçlerinin AKP için çalışmalarına dikkat çekerek, "4-5 bin askerin, memurun oylarını çıkardığınız zaman aslında AKP'nin Urfa'nın dışında bütün Bölge'de seçimi kaybettiği görülecektir" diye konuştu. Türk, askerin ve kolluk kuvvetlerinin AKP'nin seçimi kazandığı Mardin, Bingöl, Bitlis'te sonuçları belirlediğini ifade ederek bunun da AKP'nin devleti kendi iktidarı için kullandığının göstergesi olduğunu söyledi. Türk, ittifaka rağmen AKP'nin kaybettiğini ve Kürtlerin 22 Temmuz seçimlerinde AKP'ye verdiği emanet oyları geri aldığını söyledi.
‘AKP’Yİ DTP MUHALEFETİ FRENLİYOR’
Bölgeden yükselen bu demokratik iradenin AKP'nin ülke genelindeki düşüşünde de önemli bir rol oynadığını ifade eden Türk, "AKP'ye karşı doğuyla batı arasında önemli bir muhalefet hattı oluşmuştur. AKP'yi frenleyen en önemli muhalefet gücünün DTP olduğu açığa çıkmıştır" değerlendirmesinde bulundu. Medyanın DTP'ye karşı tavrını da eleştiren Türk, özellikle seçim sürecinde DTP'ye izolasyon uygulandığını hatırlatarak, "Bir taraftan, basın özgürlüğü konusunda büyük bir refleks göstereceksiniz, yaygara koparacaksınız, diğer yandan Türkiye'de gelmiş geçmiş en görkemli seçim mitinglerini yapan partimiz hakkında tek bir satır yazmayacaksınız, görmezden geleceksiniz. O zaman nerde kaldı sizin medya bağımsızlığınız ve basın özgürlüğü ilkeleriniz?" diyerek tepki gösterdi. Türk, basının sınıfta kaldığını ve çıkan seçim sonuçlarına basının da saygı göstermesi gerektiğini söyledi. Türk, Kürtlerin 29 Mart seçimlerinde dilini, kimliğini ve kültürünü inkar eden politikalara, Kürt sorununu terörize etmeye ve sorunu aş-iş boyutuna indirgeyen politikalara gereken cevabı verdiğinin altını çizerek şunları dile getirdi:
‘EĞER BAŞARIYA ULAŞSALARDI KÜRT SORUNU BİTTİ DİYECEKLERDİ’
"Eğer başarıya ulaşsalardı, 'Kürt sorunu bitti!' diyeceklerdi. Ama evdeki hesap çarşıya uymamıştır. Halkımız çok açık bir biçimde çözümü de muhatabı da göstermiştir. Kürtler "Benim irademi muhatap almadan Kürt sorununu çözemezsin!" mesajını çok açık bir biçimde vermiştir. Halkımız, 'Al TRT Şeş'i, ver kimliğini' şeklinde AKP'nin dayattığı teslimiyetçi politikalara boyun eğmemiştir. İnkar ve teslim alma konseptini çökertmiştir. Ve süreç öyle bir noktaya taşınmıştır ki, devlet ve hükümet artık Kürt sorunu gerçeğiyle yüzleşmek, bu soruna siyasal çözüm üretmek zorundadır. Sandık, çözümü çok ciddi bir biçimde dayatmaktadır. Bu açıdan seçim sonuçları doğru okunmalıdır."
Başbakan Erdoğan'ın seçim sonrası yaptığı "kimlik siyaseti hizmet siyasetinin önüne geçti" yönündeki değerlendirmesini hatırlatan Türk, DTP'nin AKP'nin "tek dil, tek millet" anlayışı ve dayatmalarına karşı mücadele ettiğini belirterek, "Kaybeden sizin tekçi, etnik milliyetçi siyasetiniz oldu. Kazanan çok kültürlülüğü, çok dilliliği esas alan çoğulcu siyasetimiz oldu" dedi. Türk, DTP'li belediyelerin yürüttüğü hizmet ve belediyecilik anlayışının da kazanmalarında etkili olduğunu ifade ederek, DTP'li belediyelerin gecelerini gündüzlerine katarak halk için çalıştıklarını hatırlattı.
ÇİÇEK’İN AÇIKLAMALARI ERGENEKONUN İŞ BAŞINDA OLDUĞUNU GÖSTERİYOR
Seçim sonrası hükümetin yetkilisi Cemil Çiçek'in yaptığı "Ermenistan sınırına dayandılar" açıklamalarına tepki gösteren Türk, "Ne demek sınıra dayandılar? Orada bir toprak kaybı mı var? Hayır. Kaybeden AKP'dir. AKP elindeki belediyeleri kaybetmiştir. Ama birileri bunu farklı bir zemine çekme gayreti içerisindedir" dedi. Türk yapılan açıklamanın, "Kürt sorununu çatışma çizgisinde tutmaya, terörize etmeye çalışan geleneksel siyasetin bir tezahürü ve göstergesi" olduğunu belirterek, "Bu aslında iflas etmiş bir siyasettir. Bu zihniyet Ergenekon zihniyetidir. Öyle görülüyor ki; Ergenekon içerde de olsa zihniyeti halen siyaset içinde aktiftir. Üstelik bu siyaset AKP'nin içine de nüfuz etmiştir. Kendinize gelince 'millet iradesine herkes saygılı olsun' diyeceksiniz, ama başkaları söz konusu olduğunda ise, bu iradeyi tanımayıp bir takım odakları 'düşünmeye' çağıracaksınız. Bu ne iki yüzlülüktür? Bu ne pişkinliktir? Anlamak mümkün değil!" şeklinde konuştu. Başbakan "DTP tehditle kazandı" değerlendirmesini de, "Gerçekten Başbakan acz içerisinde. Mevcut başarısızlığını ve tattığı yenilgiyi nasıl örtbas edeceğinin telaşı" sözleriyle değerlendire Türk, "Yani hem yavuz hem hırsız! Ortada bir tehdit varsa ki -haddi hesabı yok- bu AKP'nin yarattığı tehdittir. Bölge'nin bir çok ilinde güvenlik güçleri ve valiler açıkça AKP lehine çalıştı. Yeşil kartı iptal etmekle tehdit ettiler. DTP gelirse bu şehri izole ederiz dediler. Sadece son bir yılda Bölge'de yaşanan yargısız infaz, işkence, gözaltı ve tutuklamalara bakıldığında asıl tehdidin kimler tarafından yapıldığı açık net görülecektir" diye kaydetti. Halkın namluların gölgesinde olan partisine sahip çıktığını belirten, bölgede yapılan tehditlerin yanı sıra, AKP'li bakanların yaptığı "AKP'li olmayan belediyelerin projeleri Ankara'dan geçmez" açıklamasını hatırlatan Türk, "Bu tehdit değil midir? Siz değil miydiniz 'Beğenmeyenler gitsin' diyerek, halkı tehdit eden? Siz değil miydiniz pompalı saldırganlara arka çıkan? Bu gerçeklerin iyi görülmesi gerekir. Halkımız bütün bu tehdit ve diz çöktürme politikalarını boşa çıkartmıştır" dedi.
İŞTE TEHDİT! İŞTE BASKI!
Seçim sonrası Ağrı'da yaşananları da hatırlatan ve Ağrı Valisi'nin Ankara'dan aldığı talimatla halka saldırı emrini verdiğini belirten Türk, "Soruyorum size Sayın Başbakan: Bu tablo karşısında ne diyeceksiniz? İşte tehdit! İşte baskı! İşte halkı yıldırma politikası! Halka saldıranlar kimler? Her şey çok açık ortada. Üstelik Ağrı'daki saldırıyı Başbakan'ın ve Hükümet sözcüsünün açıklamaları tetiklemiştir. Peki soruyorum: Seçim sonuçlarına itirazların olduğu Ankara'da, İstanbul'da, Adana'da da halk sokaklara dökülmedi mi? Üstelik İstanbul'da iki partinin taraftarları çatışmadı mı? Peki oralarda niye tek bir müdahale yok? Ama bakıyoruz, protestolar Bölge'de olunca, devlet refleksi devreye giriyor ve gaz bombalarıyla, ateşli silahlarla, tazyikli suyla halka saldırılıyor" dedi. Türk daha sonra Urfa'da Amara Yürüyüşü'ne yapılan saldırıyı kınayarak, bu saldırılarla Başbakan'ın "tehditle seçimi aldılar" söylemini boşa çıkarmaya yönelik provokasyonların bulunduğunu dile getirdi. Seçim sonuçlarına tahammül edilmediği için saldırıların düzenlendiğini dile getiren Türk, "Halkımızın güçlü birlikteliği, demokrasiden nasibini almayanları ürküttüğü için bu zalimane tutumlar gelişmiştir. Buradan bir kez daha hükümeti ve yetkilileri uyarıyoruz: Halkın üzerinden elinizi çekin! Halkın sandıktan çıkan iradesine saygılı olun. 20-30 yıldır aynı yöntemleri uyguluyorsunuz. Ne elde edebildiniz? Kürtleri susturabildiniz mi? Kürtlerin özgürleşen iradesini kırabildiniz mi? Hayır" diye konuştu.
ABD KÜRESEL POLİTİKALARINDA DEĞİŞİKLİĞE GİTTİ
DTP'nin güçlenmesinden korkulmaması gerektiğini dile getiren Türk, "DTP, barış ve demokrasi için bir şanstır. Kürt sorununun barışçıl çözümü için bir şanstır" değerlendirmesinde bulundu. Obama'nın gelişini ve yaptığı ziyaretleri değerlendiren Türk, Amerika'nın "güvenlik ve neo-liberal politikalar" ekseninde yürüten bir küresel politikalarında değişikliğe gittiğini bunun karşısında "adil toplum, demokrasi, diyalog ve uzlaşı değerlerini" hatırlamak zorunda kaldığını belirterek, Türkiye'nin bundan gereken dersi çıkarması gerektiğini söyledi.
Kaynak: Diyarbakır Söz
Yorumlar