ALÇAKÇA BİR NEFRET KAMPANYASINA ŞAHİT OLDUK

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısına katıldı.

ALÇAKÇA BİR NEFRET  KAMPANYASINA ŞAHİT OLDUK

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:

Milletvekili arkadaşlarım, kıymetli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler. Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin vasıtasıyla 81 vilayetimizde AK Partimize gönül vermiş tüm yol ve dava arkadaşlarıma selamlarımı yolluyorum. Sizlerle birlikte bütün teşkilatlarımızda Türkiye sevdasını kalbinin üstünde bir madalya gibi kıvançla taşıyan yol arkadaşlarımın her birini muhabbetle kucaklıyor, özellikle gençlerimizi bağrıma basıyorum. Grup toplantımızın partimiz, demokrasimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Salonumuzu teşrif eden tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, aziz vatandaşlarımızdan getirdikleri kucak dolusu selamlar için kendilerine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Cenab-ı Allah salonlara sığmayan şu muhabbetimizi, şu samimi yol ve dava arkadaşlığımızı daim eylesin diyorum.

DÜNDAR ZİYA GÜLTEKİN'İN VEFATI

İçeride ve dışarıda çok yoğun gündem maddelerin olduğu hassas bir süreçten geçiyoruz. Konuşmamım hemen başında geçtiğimiz hafta İstanbul'dan Ankara'ya gelirken geçirdiği kazada hayatını kaybeden Üsküdar Belediyesi Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin'e Allah'tan rahmet diliyorum. Gültekin arkadaşımız hizmet etmekten heyecan duyan, müstesna bir insandı. Kendisi hem teşkilatımız içerisinde hem de Üsküdar'da sevilen, sayılan birisiydi. Biz kendisinden razıydık, Rabbimde razı olsun. Geride bizlere emanet olarak bıraktığı 3 yetim evladının tek tek gözlerinden öpüyorum. Dün yapılan oylamada Üsküdar Belediyesi Başkan Vekili seçilen Muhammed Emin Sarıoğlu'nu tebrik ediyorum. 

"ALÇAKÇA BİR NEFRET KAMPANYASINA ŞAHİT OLDUK"

İnsanı insan yapan değerler vardır, acıya saygı bunlardan biridir. Ziya kardeşimizin hepimizi kedere boğan vefatından sonra sosyal medya platformlarında alçakça bir nefret kampanyasına şahit olduk. İnsanlıktan nasibini almamış bir güruh hiç tanımadıkları bir insana karşı içlerinde biriktirdikleri ne kadar cerahat varsa hepsini kustular. Bu gözü dönmüşlük öyle bir raddeye ulaştı ki taziye mesajı yayınlayarak en temel insani vazifesini yerine getiren herkese saldırdılar. Kalbi taşlaşmış, sureti dışında insanlıkla artık hiçbir alakası kalmamış bu müptezelleri de ben Cenab-ı Allah'a havale ediyorum.

MUHALEFETE TEPKİ: HAYAL KIRIKLIĞI YAŞADIK

Türkiye'nin yeni bir siyaset tarzına ihtiyacı olduğunu özellikle belirttik. Rakiplerimiz dahil tüm siyasi partileri söz konusu memleketin menfaatleri olduğunda savaş baltalarını bir yana bırakıp, müşterekleri çoğaltmaya davet ettik. Bu dönemde ülkemiz açısından ihtiyaçtan öte mili bir görev olduğunun altını çizdik. Ancak son 3 haftada hayal kırıklığı yaşadık. Muhalefetin böyle bir gündemi yok. Dünyayı takip etmedikleri gibi Türkiye'nin projelerinden de habersizler. Kendi dar görüşleri dışında her şeye gözlerini kapatmışlar. Ülkenin sorunlarına çözüm önerisi deseniz, yok. Kusura bakmasınlar ama bu tavır doğru bir tavır değildir. Türk demokrasisi için tehlikeli olduğu kadar marazi bir tavırdır. Benim menfaatime olacaksa bu ülke batsın tavrı, son derece bencilce bir tavırdır.

"MUHALEFETTE PLAN DESENİZ YOK, PROGRAM DESENİZ YOK"

Teessüfle belirtmek isterim ki muhalefetin bazı aktörlerinin ne böyle bir hassasiyeti ne de böyle bir gündemi var. Dünyayı ve bölgemizi hiç takip etmedikleri gibi Türkiye'ye yönelik örtülü operasyonlardan, toplumsal mühendislik projelerinden de habersizler. Kendi dar kadro çıkarları dışında her şeye gözlerini ve kulaklarını kapatmış durumdalar. Plan deseniz yok, program deseniz yok, ülkenin sorunlarına çözüm önerisi deseniz yok. Siyasette nezaketi koruyalım deseniz maalesef o da yok. Kusura bakmasınlar ama bu tavır doğru bir tavır değildir. Sorumlu bir tavır değildir. Türk demokrasisi için tehlikeli olduğu kadar marazi de bir tavırdır. “Benim menfaatim olacaksa isterse bu ülke batsın, bitsin, kaosa girsin.” tavrı son derece bencilce bir tavırdır. Türkiye üzerine operasyon hayalleri kuran çevrelere cesaret veren bir tavırdır. Üç kuruşluk siyasi ikbalini vatandaşı olduğu ülkenin, mensubu olduğu milletin felaketine bağlamak, egoist bir zihin dünyasının başvurusudur. Yirmi dört yıl boyunca ülkenin ayağına ne zaman taş değse umutlandılar. Yirmi dört yıl boyunca Türkiye'nin sıkıntılarından rant devşirmeye çalıştılar. Yirmi dört yıl boyu tüm umutlarını ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal olarak zayıflamasına, böylece iktidarın kan kaybetmesine bağladılar. Dikkat edin, bugün de aynı ham hayali kuruyorlar.

"ŞUURSUZCA SAVAŞTAYIZ DİYOR"

Şimdi değerli kardeşlerim, geçenlerde bir tanesi çıkmış, şuursuzca “Savaştayız.” diyor. Hırsı aklını esir almış bu zata sormak lazım: Hayırdır beyler, kiminle savaştasınız? Hangi düşmana karşı savaş ilan ettiniz? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık? Türkiye işgal edilmediğine, seferberlik çıkmadığına göre nereden aklınıza esti bu savaş öyle mi? Bakınız, yirmi dört yıl boyunca bu ülkenin başına çok ciddi sıkıntılar geldi. Ülkemize aba altından sopa gösterenler oldu. Boylarına poslarına bakmadan Türkiye'yi alçakça tehdit edenler oldu.

Kaynak: AJANSLAR

Yorumlar

Yorum Yap