DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, yeni sürece ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Çerçeve yasanın uygulanması için 6 aylık süre öngörüldüğünü belirten Çandar, MGK’nin 27 Kasım’da toplanmasının beklendiğini söyledi. Demirtaş’ın özgürlüğünden Abdullah Öcalan’ın rolüne, Türkiye’ye dönüş ihtimalinden yeni anayasa tartışmalarına kadar birçok başlıkta önemli mesajlar verdi.
HABER MERKEZİ
Türkiye’nin gündemindeki yeni sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, sürecin önündeki en büyük engellerden birinin toplumdaki güven sorunu olduğunu söyledi. Çandar, çerçeve yasanın kabul edilmesini önemli bir gelişme olarak değerlendirirken, bundan sonraki aşamada somut adımların belirleyici olacağını vurguladı.
ÇANDAR’DAN DİKKAT ÇEKEN 6 AY AÇIKLAMASI!
Çerçeve yasanın uygulanmasına ilişkin takvimi değerlendiren Çandar, düzenlemenin yürürlüğe girmesinin ardından hükümlerinin yerine getirilmesi için 6 aylık bir süre öngörüldüğünü ifade etti.
Çandar’ın aktardığı mekanizmaya göre, yasanın yürürlüğe girmesi için Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK), PKK’nin silah bıraktığına ilişkin tespit ve teyitte bulunması gerekiyor. Bu tespitin Cumhurbaşkanı’na bildirilmesinin ardından yasanın Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla Resmî Gazete’de yayımlanması ve yürürlüğe girmesi öngörülüyor.
MGK’nin 27 Kasım’da toplanmasının beklendiğini belirten Çandar, sürecin takvimine ilişkin kesin konuşmaktan kaçındı. Çerçeve yasanın ekim ayında yürürlüğe gireceğine yönelik kesin bir beklentisinin olmadığını da dile getirdi.
“SÜRECİN EN BÜYÜK EKSİKLİĞİ TOPLUMSALLAŞMA”
Yeni sürecin başarıya ulaşması için toplumsal desteğin ve güvenin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Çandar, Kürt toplumunda barış isteğinin bulunduğunu ancak devletin atacağı adımlara ilişkin soru işaretlerinin devam ettiğini söyledi.
Geçmişte yaşanan hayal kırıklıklarının toplumdaki güven sorununu derinleştirdiğini ifade eden Çandar, somut adımların atılmasının bu kaygıların giderilmesine katkı sağlayabileceğini kaydetti.
Çandar, sürecin yalnızca siyasi aktörler arasında yürütülmesinin yeterli olmayacağını, toplumun da süreci sahiplenmesi gerektiğini vurguladı.
DEMİRTAŞ VE KAYYUM TEPKİSİ: GÜVEN İÇİN SOMUT ADIM ÇAĞRISI
Toplumdaki güvensizliğin aşılması için Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasının önemli olduğunu savunan Çandar, Demirtaş’ın özgür biçimde topluma dönmemesi hâlinde sürece ilişkin kuşkuların devam edeceğini söyledi.
Çandar, “Selahattin Demirtaş özgür olarak topluma girmedikçe, bu sürecin devlet yönünden olumlu bir sona doğru gideceği konusunda kuşkular devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Görevden alınan ve yerlerine kayyum atanan belediye başkanlarının durumuna da değinen Çandar, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ile Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevlerine iade edilmemesinin güvensizliği beslediğini belirtti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Ahmet Türk ve Demirtaş hakkında yaptığı açıklamaları hatırlatan Çandar, bu başlıklarda somut gelişmeler yaşanmasının sürece yönelik güven açısından önem taşıdığını ifade etti.
“SÜRECE İNANIYORUM AMA İHTİYATLIYIM”
Süreci desteklediğini ve başarıya ulaşmasından umutlu olduğunu belirten Çandar, geçmiş deneyimler nedeniyle temkinli yaklaşımını koruduğunu söyledi.
Türkiye’deki siyasi koşulların yanı sıra Orta Doğu’daki belirsizliklerin de dikkate alınması gerektiğini dile getiren Çandar, sürecin geleceğine ilişkin beklentilerin ihtiyatlı bir umut çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
ÇERÇEVE YASA 467 OYLA KABUL EDİLDİ
Çandar, çerçeve yasanın kabul edilmesini sürecin geleceği açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirdi. Düzenlemenin 467 milletvekilinin oyuyla kabul edildiğini belirten Çandar, katılamayanlar da hesaba katıldığında desteğin yüzde 80’in üzerine çıktığını söyledi.
Kürt meselesiyle ilgili ilk kez hukuki bir metnin ortaya çıktığını ifade eden Çandar, yasanın eksikleri bulunmasına rağmen sürecin ilerlemesi açısından bir başlangıç ve hukuki dayanak niteliği taşıdığını dile getirdi.
Yasanın kabul edilmesinin tek başına yeterli olmayacağını belirten Çandar, asıl belirleyici aşamanın düzenlemenin yürürlüğe girmesi ve uygulanması olacağını vurguladı.
TÜRKİYE’YE DÖNÜŞ İÇİN ÜÇ GRUP GÜNDEME GELECEK
Çerçeve yasanın uygulanmasıyla birlikte Türkiye’ye dönüş ve sürece katılım konusunda yeni bir aşamanın başlayabileceğini belirten Çandar, üç grubun gündeme geleceğini söyledi.
Çandar’ın değerlendirmesine göre bu gruplar şöyle sıralanıyor:
- Silahlı mücadele döneminde yer almış ve Türkiye’ye dönebilecek durumda olanlar.
- PKK ile bağlantılı suçlamalar nedeniyle cezaevinde bulunan ve yasadan yararlanabilecek kişiler.
- Sürgünde yaşayanlar.
Çandar, söz konusu kişilerin yasa yürürlüğe girdikten sonra öngörülen 6 aylık süre içinde başvuru yaparak Türkiye’ye dönüşlerinin mümkün olabileceğini ifade etti.
Sayıların yüksek olabileceğine dikkat çeken Çandar, gerillaların sayısının 5 binin üzerinde, cezaevindekilerin 3 bin 900 ila 4 bin civarında, sürgünde yaşayanların ise 10 binin üzerinde olduğuna ilişkin tahminleri aktardı.
Bu kadar çok kişinin hukuki durumunun aynı dönemde ele alınmasının kapsamlı bir organizasyon gerektireceğini belirten Çandar, sürecin toplumsal hassasiyetler gözetilerek yürütülmesi gerektiğini söyledi.
ABDULLAH ÖCALAN İÇİN “STATÜ” VURGUSU
Çandar, Abdullah Öcalan’ın süreçte nasıl bir rol üstleneceğine ilişkin tartışmalara da değindi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Öcalan’ın bir sıfat veya statüyle rol alması gerektiği yönündeki açıklamalarını hatırlatan Çandar, bu konunun süreç açısından önem taşıdığını belirtti.
Öcalan’ın barış ve siyasallaşma sürecinin koordinasyonunda görev üstlenebileceğine ilişkin değerlendirmeler bulunduğunu aktaran Çandar, çerçeve yasanın uygulanmasında da Öcalan’ın rolünün önemli olacağını savundu.
Çandar, “Abdullah Öcalan’ın bu kanunun yürürlüğe girmesi ve altı aylık zaman zarfında uygulanabilir hâle gelmesi için bizzat kendisinin devrede olması gerekiyor” dedi.
DEM PARTİ’NİN GÖREVİ NE OLACAK?
DEM Parti’nin devlet ile Abdullah Öcalan arasında doğrudan bir aracı olarak değerlendirilmesine karşı çıkan Çandar, tarafların doğrudan temaslarının bulunduğunu ifade etti.
Çandar’a göre DEM Parti’nin temel görevi, sürecin topluma anlatılması ve toplumsal düzeyde sahiplenilmesine katkı sunmak. Partinin parlamentodaki konumu ve Kürt toplumunun siyasi temsilindeki rolü nedeniyle bu aşamada önemli sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.
SEÇİM HESAPLARI SÜRECİ ETKİLEYEBİLİR
Türkiye’deki siyasi gelişmelerin ve yaklaşan seçim döneminin sürecin geleceğini etkileyebileceğini belirten Çandar, ekonomik sorunların ve demokratik alandaki tartışmaların da dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Belediye başkanlarına yönelik operasyonlar, sosyal medyadaki erişim kısıtlamaları ve bazı medya kuruluşlarının karşılaştığı sorunlara değinen Çandar, demokratik alandaki problemlerin sürecin ilerlemesini zorlaştırabileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığı ve seçimlerde DEM Parti’nin desteğine ihtiyaç duyup duymayacağı konusunun da siyasi dengeler açısından önemli olacağını belirten Çandar, Meclis aritmetiği ile seçim hesaplarının sürecin seyrini etkileyebileceğini dile getirdi.
YENİ ANAYASADA 42 VE 66’NCI MADDELER GÜNDEMDE
Çandar, yeni anayasa tartışmalarında DEM Parti açısından özellikle Anayasa’nın 42’nci ve 66’ncı maddelerinin önem taşıdığını söyledi.
Anayasa’nın 66’ncı maddesindeki vatandaşlık tanımının eşit vatandaşlık tartışmaları açısından ele alınması gerektiğini belirten Çandar, 42’nci maddenin ise ana dilde eğitim konusundaki engellerle bağlantılı olduğunu ifade etti.
Çandar, yeni anayasa konusunda yapılacak düzenlemelerin Kürtlerin eşit vatandaşlığını güvence altına alması ve ana dilde eğitimin önündeki engelleri kaldırması gerektiğini savundu.
Kaynak: Diyarbakır Söz
Yorumlar