ŞEYTANIN TESİR EDEMEDİĞİ MUHLİS KULLAR

Şu dünya hayatında şeytanın tesir edemediği insanlar var mıdır? Kur’ân-ı Kerim’de Allahû Tealâ bize bunun cevabını veriyor kesin olarak veriyor sevgili kardeşlerim. O halde gelin, sizinle geçmişe doğru bir dönelim. Ne görüyoruz? Âdem (A.S)’ın yaratılışını. Ne görüyoruz? Allah’ın emrine itaat etmeyen şeytanı.

ŞEYTANIN TESİR EDEMEDİĞİ MUHLİS KULLAR

Hepiniz biliyorsunuz ki şeytan, Allah’ın “Âdem (A.S)’a secde edin.” emrine isyan ediyor ve cehennemde sonsuza kadar cezalandırılmak üzere Allah’ın huzurundan kovuluyor. İşte bunun üzerine iblis, Allahû Tealâ’ya diyor ki:

7/ARÂF-14: (Şeytan): “Beas gününe (dirileceğimiz güne, kıyâmet gününe) kadar bana izin (mühlet) ver.” dedi.
7/ARÂF-16:
(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.

Sonra ne diyor iblis? “Onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.” diyor.

Allahû Tealâ iblise müsaade veriyor sevgili kardeşlerim, ama ne diyor? Diyor ki: “Sen benim muhlis kullarıma bir zarar veremezsin.” (Hicr-40)

Öyleyse kimdir muhlis kul? Şeytan neden onlara bir zarar veremiyor? Gelin Kur’ân-ı Kerim ışığında inceleyelim.

İhlâs kelimesi, hâlis kelimesi, muhlis kelimesi aynı kökten geliyor. Hâlis; saf, katışıksız demek. Muhlis de hâlis olan, saf ve katışıksız olan mânâsına geliyor. Nesi saf olan, nesi katışıksız olan? Kalbi sevgili kardeşlerim. Bir insan üç vücuttan oluşur; ruh, fizik vücut ve nefs. Doğuşumuzdan itibaren nefsimizin kalbinde %100 afetler, ruhumuzun kalbinde %100 hasletler vardır. Nefs yapısı itibarıyla sürekli şerri emreder. Çünkü nefsin bütün afetleri Allah'ın emirlerini asla yapmak istemeyen, yasak ettiği her şeyi ise yapmak isteyen bir özellikle yaratılmıştır. Ve şeytan sadece nefsin afetlerine tesir edebilir. Bu sebeple de nefsimizin mutlaka afetlerden temizlenmesi ve ruhumuzun hüviyetine ulaşması gerekir. Ne zaman daimî zikre ulaşırsak ancak o zaman nefsimiz afetlerden tamamen temizlenir. İşte nefsimizin kalbinin bütün afetlerden temizlendiği; katışıksız, saf, tertemiz olduğu; sadece faziletlerden oluşan bir nefs kalbine sahip olduğumuz noktada hâlis oluruz. İhlâs makamının sahibi yani muhlis kul oluruz.
İhlâsa ulaşmak yani muhlis kul olmak, 7 safha 4 teslimden oluşan İslâm’ın altıncı safhasıdır sevgili kardeşlerim. Allah’a ulaşmayı dilemek, mürşide ulaşıp tâbî olmak, ruhu Allah’a ulaştırmak, fizik vücudu Allah’a teslim etmek, nefsi Allah’a teslim etmek, muhlis olmak (ihlasa, irşada ulaşmak) ve iradeyi Allah’a teslim etmek hepimizin üzerine farz kılınmıştır.

Peki, üzerimize farz kılınan bu 7 safhayı nasıl yaşayacağız? Bir tek dilekle sevgili kardeşlerim. Muhlis kul olmamız için yapmamız gereken bir tek şey vardır: Kalben Allah’a ulaşmayı dilemek. Her şey bu dilekle başlar. Kim kalben Allah'a ulaşmayı dilemişse, Allahû Tealâ mutlaka o kişide mürşid sevgisi oluşturur. O kişi hacet namazını kılacaktır ve mürşidini mutlaka görecektir ve o mürşide ulaşacaktır, tâbî olacaktır. Tâbiiyetten sonra zikir, o kişi için bir değer ifade eder. Zikirle birlikte nefsin kalbine ulaşan rahmet, fazl ve salâvât nurlarından fazıllar, îmân kelimesinin etrafında toparlanmaya başlar. İşte bu, kalbin nurlanmasıdır ve bunun zikirden başka bir anahtarı yoktur. Bu kişi zikrini giderek artıracak ve bir gün daimî zikrin sahibi olacaktır. İşte ihlâs, daimî zikre ulaştıktan sonra, nefsin bütün afetlerden tamamen temizlendiği bir noktayı ifade eder.  Bu noktaya ulaşan hiç kimseyi şeytan kandıramaz. Ona huzursuzluk veremez, onu sıkıntıya sokamaz. O kişinin nefsinin kalbinde Allah’ın nurları artık hükümrandır. Bu sebeple nefsin kalbi geceyken gündüz olmuştur. Bu kişi şeytanın kapısını zikirle kilitlemiştir.

Öyleyse bütün insanlar için söz konusu olan şey; ihlâsa ulaşmak yani muhlislerden olmaktır. Allahû Tealâ Beyyine-5’te diyor ki: “Onlar emrolunmadılar; Allah’a dînde hâlis Allah’ın kulları olmakla emrolundular.”

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V.) de bu istikamette buyuruyor ki: “Allah şüphesiz ki bu dîni nefsinizi ihlâsa ulaştırmanız için var etti.” Nitekim bütün sahâbe nefslerini Allah’a teslim ederek (halis kılarak) muhlislerden olmuşlardır (Bakara-139).

Hepinizi çok ama çok seviyoruz. Allah razı olsun.

DR. ABDULCABBAR BORAN
www.ibrahimlive.com

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap