“SOYSUZ KARAKTERLER” ÇOĞALDI?…

Sosyolojik yönde korkunç ve vahim bir girdabın içerisinde, şirazesinden çıkmış ahlaki çürümüşlükle, cebelleşir hale gelen bir topluma döndük. Erdem ve vicdan ekseninde, akıl ve ahlak ipini koparmış! Öylesine dehşetli, öylesine travma üretici sapkınlıklar yaşanıyor ki cinnet getirici.. Mide bulandırıcı, utanç verici!..

***

Şu vakıaya bakar mısınız?. Ki ben de yerel gazeteden öğrendim. İğrençlik şu.. Sur ilçesindeki tarihi bir camide vuku bulan lut kavimli fiili bir olay bu!. İddia o ki  camideki din görevlisi denilen biri ile yabancı uyruklu şahıs neciz vaziyette, temizlik görevlisi tarafından suçüstü yakalanmış!. Mevzu idari şikayet konusu olmuş!

***

İl ve İlçe müftülüğünün durumdan haberdar olması üzerine, sapkınlık haliyle ilgili idari soruşturma başlatılmış? Hal-i hazırda, Diyanetin müfettişleri tarafından vakıa soruşturmalık. Sonuç ne olur bilmem, ki onu zaman içerisinde göreceğiz, torbadaki bu çürümüşün akıbetinin idari yönde ne olacağını?. Korunmamalı!

***

İfşa olan bu iğrenç ve neciz kişilerin sapkınlığına dair yazım camianın bir kesimini rahatsız edecek! Özellikle de, kol kırılır, yen içinde kalır mantığının, egemenliğinden yana olanlar diyecek?  Kendilerine göre haklılık var. Mesele bireysel olsa da, sistemsel çürümüşlük algısıyla camia topyekün töhmet altında kalıyor!

***

Lakin ustadın ifadesiyle “çürümüş elmayı, torbanın içerisinden ayıklayıp atmaz iseniz, hepsini çürümeye mahkum bırakmış olursunuz” Bu hakikat ölçeğiyle, meseleyi buraya aldım.. En hassas ve hissiyatı yüksek bir görev ifa eden sıradan kişi değil ki kurumu hiç değil,  O mimbere oturan sosyolojik olarak öncüdür!..

***

Maalesef sıradan bir kamu kuruluşu gibi!  Ne özerk, ne de din hürriyeti noktasında bağımsız?.. Vaki olsaydı  camiasının içerisine böylesi neciz karakterler sızmaz, siyasi ve kapital düzenin egemenlerinin, hükmü fermanlarına istinaden, hatıra ve katıra binaen, ehil ve liyakat yoksunlarının cirit atma alanı olmazdı?

***

Kaldı ki, geçtiğimiz Cuma günü, camilerde irad edilen hutbe!.. Dinin böylesi karaktere sahip kişiler tarafından nasıl da istismar edildiğine dikkat çekerek;  "İslam'a ve Müslümanlara en büyük zararı verenlerin dinimizi, değerlerimizi ve kavramlarımızı istismar edenler olduğunu unutmamalıyız.” El hak, edeni ifşa et!..

***

Ahlaki çürümüşlük toplumun sessiz ve derin kanayan yarası.  Modernite denilen illet, bireyselliğin otoriterce egemenleşmesinden dolayı ortak değer, erdem ve vicdan denilen ulviyeti, yabancılaştırdı. Bencillik, hazcılık, sorumsuzluk ve sapkınlığın bataklığına ne yazık ki, batıl yaşam cazibesi can suyu oldu!

***

Yılan bile su içerken, dokunmaz, ona dokunulmaz bir medeniyetin terk-i diyarıyla insanlığımızı kaybettik. Yoksa, Bağlar ilçesinde, evladını camideki Kur’an Kursuna kaydetmeye giden baba, hasımları tarafından takip edilip, burada kıstırılarak, kana kan deyip, öldürürler miydi?. Ne mümkün?.  Ama bugün bu ikmalde!!

***

Çünkü ne dürüstlük, ne yardımseverlik, ne adalet, ne merhamet, ne de vicdan, pek tabi ki izan da kalmış değil?.  Kaldı ki toplumun kalesi olan aileler de yıkımlar yaşıyor?  Saygı, sevgi ve sadakat gibi ailevi kutsallar, bireyselliğin rüzgârıyla tar-u mar edildi. Sadakatsizlik, yalan-dolan şehveti üstünlük sınıfında!…

***

Namus ve şeref gibi kutsal kavramlar bile alay konusu edilir hale gelindi!..  Güven erozyonu da ahlaki çürümüşlüğün bir diğer siyasi yüzü olarak, yerlerde sürünüyor. Eskiden söz, senet yerine geçerdi şimdi ise yeminler değil, Kur’an'a el basma bile sıradanlaşarak şüphe uyandırıcı konumda!.. Hile ve riya egemen!

***

Hafta içerisinde dile getirdim, Dicle Üniversitesindeki bir araştırma görevlisinin ahlaki çürümüşlüğüne dair yerel basına yansıyan konuyu!. Öğrencilere ders notunu yükseltme adına gayri ahlaki ilişkilere zorladığına dair, idari şikayeti!. Akademik yönde de birilerinin kefiliyim dayatmasıyla prim verici şekilde kadro tahsisi!

***

Neyse ki, mevzu gündem olunca kadro iptal oldu.. Diyeceksiniz ki bu travma üreten sosyolojik çarpıklığın, ahlaki çürümüşlüğün cezai hükmü bu kadar mı olmalı? Bir maaş kesintisi, kınama mı olmalı!. Hayır… Camianın o kol kırılır yen içinde kalır düşüncesinden artık azat olmalı ki ahlaki çürükler çoğalmasın?

***

Bizi yutan ahlaki dejenerasyona karşı tek panzehir var o da kendi özümüze dönmek, onu diriltmektir?. İlk adım da, toplumun bir adım önünde olanlar ve tabi ki aile kurumu! Dinimizi de, dilimizi de, eğitim ve öğretimimizi de, sadece bilgiyle değil, ilim, irfan ve hikmetle kamil etmemiz lazım.Vicdanı öğretmeliyiz!..

***

Köklerimiz sağlam, dallarımız güçlüdür. Yeter ki, vicdanımızın sesine kulak verelim. Yeter ki, özümüzdeki irfan-i hazineyi bulalım ve izini takip edelim!.. Ecdat boşuna söylemiş değil bu sözü;  “İnsan-ı kâmil olmaya lazım olan irfan imiş!.” İrfanı kamil eden de insan soyudur!.. Onu yıkan da, soysuz karaktere sahip olanlardır?!.. Nokta!..

***

GÜNÜN SÖZÜ..

İffetini kaybeden arsızın egemenliğinde, haklı daima suçlu görülür!..