HANİ HER ŞEY ŞEFFAF OLACAKTI?..
Sağlık Altyapısı yönünde kadim şehrin kanayan yaralarına, şifa olacak umuduyla, uzun yıllardır Dicle Üniversitesi Kampüsü içerisinde, dev bir hastane inşaat edilmesine, uğraş verilip duruldu.. Gelen-giden üç rektör bu minvalde, Diyarbakır-Ankara arasında, mekik dokuyup, durdu.. 600 yataklı, tam donanımlı, son teknolojinin yer alacağı, bir hastanenin inşa edilmesi için!.. Nankörler görmezden gelse de bizim de, yerel bir çok gazetenin yazıp-çizme, ilgili ve yetkiliye aktarma adına hayli emek sarf edildi?.
***
Evet, salt Diyarbakır’ın 2 milyon nüfusunun kaderini değiştirmeyecek bir proje bu!.. Stratejik konumuyla, bölgenin sosyo-ekonomik yapısına can suyu olacağı gibi, sağlık yönünde de üs olma vasfına sahip 8 milyon, insana bilfiil dokunacak!.. Yatay mimarisiyle, depreme dirençli, modern bir şifa kalesi olarak planlandı hastane! Bu proje nihai aşamayı geçti..
***
Ki, 15 Ocak 2026 itibariyle, 8.2 milyar lira bedelle onaylandı.. İş bitim hedefi de, 2027 yılının sonu olarak belirlendi.. Bu evre, Diyarbakır’da ve tabi ki bizde hayli, heyecan yarattı?.. Olmaz mı?.. Yerel ve ulusal gazetelerde manşet oldu.. Hazıra konan Rektör Prof. Dr. Kamuran Eronat, proje onayıyla alakalı, basın karşısına geçip gözleri ışıldayarak müjdeyi şu sözcüklerle, duyurmuştu?.
***
“Üniversite kampüsü içerisinde inşa edilecek 600 yatak kapasiteli, hastanemizin projesi hazır, yatırım programına alındı. Kısa sürede kurumsal olarak, ihaleye çıkacağız, temeli hep birlikte inşallah Mart ayının 15’inde atacağız. İstihdam binleri bulacak. Bölge sosyal ve ekonomik yönde, nefes alacak” gibisinden bir konuşmayla!..
***
Ama gel gör ki, bu parlak ve yaldızlı sözlerinin altında bir gerçek gün yüzüne çıktı ki, o günden bu yana fısıldamaya başladı… Rantsal ve peşkeş organizasyonu!.. 8.2 milyarlık yatırım odaklı hastane inşaatı ve parası, gerçekten halkın sağlığına mı akıtılacak, yoksa adrese teslim bir peşkeşle mi bir avuç kişinin cebine mi, indregandi edilecek, koca hastanenin inşaatı diye soruldu?
***
Parlak sözlerin ışıldayan gözlerin hikayesinin kalbi, bu soru şeridinde saklı?!.. Rektörün nüfus ediciliği.. Malum ablası eski Milletvekillerinden Oya Eronat.. Rektörün de her ortamda gururla kurduğu cümlelerin başında ablam bilir diye başlar olması, gölge rektör Abla mı, dedirtmiyor değil?.. Ve en önemlisi de, üniversiteyi aile şirketi olarak kullanıp, yönetmedeki attığı adımları da hatırlarsak, yok daha neleri atandığı günden bu yana duyuyoruz?
***
İlk icraatı.. Göreve gelir gelmez, henüz makam koltuğunun dahi rengini fark etmeden, baldızına jet bir kadro tahsis etti.. Üniversitenin inşaat ve yapı yönünde kapital döngüsünün kalbi durumundaki Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığına, baldızı Gelavuj Akkoç’u getirdi? Kamuoyu bu nasıl iş deyip kan bağlı bir yönetim diye tepki gösterdiyse de, kendince liyakattan(!) dem vurdu?..
***
Çalışkan, deneyimli, güveniyorum dediği baldız mevzusu kamuoyunda, yerel ve ulusal gazetelerde baldız skandalı olarak, yansıyıp, tartışıldı.. Ve şimdi ortaya çıktı ki, liyakatın(!) neden öncelendiği?.. Baldız Gelavuj, 8.2. Milyar liralık hastane ihalesinin, organizasyonunda enişteden sonra, ikinci isim olarak yetkili makamda!.. Ki bu yönde ilk hamle, proje ihalesinde atıldı..
***
Hastanenin uygulama projeleri ve ihale dokümanları, piyasa değerinin kat kat üstünde bir bedelle, bugün ihalenin adrese teslim edileceği konuşulan Rönesans Holding'in alt şirketi olan Projen Ltd.'e verildi.. Nitekim, o tarihte Diyarbakır Söz dahil, yerel ve ulusal bir çok gazetede haber konusu oldu. İhbarda bulunan Mimar Mahir Fidansoy, şu iddiada bulunmuştu..
***
“Plan belli.. Proje de, ihale aşaması da adrese teslim olacak. Projen, Rönesans Holding’in alt şirketi.. O projeyi hazırlar, sonra ihale ona peşkeş edilir. Örnek çok. 600 yataklı hastane ihalesinin yapım işi de, adrese teslim peşkeş edilecek..” Fidansoy’un bu çarpıcı ve şok edici skandal sözleri geçtiğimiz yıla aitti, bugün ortaya çıktı ki plan anlattığı gibi kusursuz işliyor ve uygulanıyor?
***
Nitekim, İnşaat ihalesi 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 21/b maddesiyle yapılacak. Bu madde ne için var? Deprem, salgın, ani afet gibi gerçekten kaçınılmaz acil durumlar için geçerli?. Rekabeti yok.. İdare kendine göre organizeli şekilde, davetiye listesi özel olarak hazırlayarak, adrese teslimiyle, firmaları çağırır!.
***
Madde, Diyarbakır deprem bölgesi diye gerekçe sunuluyor.. Ama rekabet ortadan kalkıyor. Listede Rönesans başı çekiyor... Diyarbakır'ın dev inşaat şirketleri, neredeyse yok. Yerel ekonomi, bölge istihdamı, eşit şans hepsi bir kalemde, baldız planlamasıyla, silip, atıla düşürülüyor? Hukuk burada isyan ediyor. Şöyle ki;
***
BİR.. Anayasanın 10 maddesi.. Eşitlik ilkesi çiğneniyor?. İKİ.. Kamu İhale Kanunun 5 maddesi.. Şeffaflık, rekabet, eşit muamele emrediyor ama zerre-i miskali?. ÜÇ.. Danıştay kararları defalarca haykırdı: davet usulü keyfi kullanılamaz, zorunluluk şarttır, lakin tınlayan yok!.
***
Sormak lazım.. Ön yeterlilikli açık ihale dururken neden bu karanlık yol seçildi? Kaldı ki, ön yeterlilik şartı ve açık ihale usulüyle büyük bir rekabet ortamı ortaya çıkacağı gibi, Türkiye’nin beynelmilel dev firmaları da, ihaleye katılım gösterirdi?.. Ama yok.. Kaldı ki, neden bölge firmaları kapı dışarı bırakıldı?
***
Proje ihalesinin Rönesans’ın alt firmasına verilmesi, inşaat ihalesinin önceden ayarlanmış bariz habercisi değil mi? Baldızın elinden çıkan davet listesi hangi gizli kriterlere dayanılarak, organize edildi? Rönesans yetkilileriyle Ankara'da, Diyarbakır'da kimler el sıkıştı, ablanın bu işteki konumu ne diye sorulmaz mı?..
***
Ya Rektör Eronat’ın o meşhur sözü hâlâ kulaklarda: “Her şey şeffaf olacak.” Ama davet listesi kapalı kapılar ardında, organize ediliyor.. 14 Mart Tıp bayramında, yapılması öncelikle hedeflenirken, Eronat işi kendi doğum günü olan 15 Mart'a tertipledi? Eski vekil ablanın gölgesi mi egemen pazarlık odası üzerinde, siyasi ağ mı örülüyor? Bu sorular cevap ister…
***
Bölgenin vergileriyle, alın teriyle finanse edilen 8,2 milyar TL. 2026-2027 şartlarında hâlâ gerçekçi mi bu rakam, yoksa bilahare çok çeşitli, revizyon kapıdan içeri alınacak mı? Binlerce istihdam vaadi var... Ama yerel firmalar dışlanırsa o istihdam kimin cebine akıtılmış olacak? Kamu parası emanettir.. Peşkeş çekilecek mal değil, milletin namusudur.
***
Velhasıl.. Diyarbakır halkı bu hastaneyi dört gözle bekliyor. Tabi ki beklediği sadece çelik ve beton değil.. Adalet, Şeffaflık ve de Liyakat. Eğer süreç tertemizse, neden bu koyu gölgelerin inşa edilmesi yönünde, Eronat’ın aile şirketi yönetimi aktif görüntüsü öne çıkıyor. Neden sorular silsilesi oluşan ve neden vicdan kanatılıyor aleni bir şekilde?..
***
Neyse!.. Zaman her sırrı açığa vurur. Ama o güne kadar yara derinleşecek. Sağlık gibi kutsal bir alanda şüphe bile bıçak gibi keser. Ve bu bıçak, en çok bölge insanını yaralar. Şimdi söz Eronat ve ekibinde.. Tabi ki, CHP’li Sezgin Tanrıkulu’nun, Meclis’e mevzuyu taşıyarak, sorular serisiyle hazırladığı önergelere verilecek yanıt.
***
Milli Eğitim, Sağlık ve Hazine ve Maliye Bakanı’na, soruldu?.. Şeffaflıktan ırak, adrese teslim milyarlık hastane ihalesindeki şaibeli duruma, siz ne diyorsunuz diye?.. Evet ihale üzerindeki bu gölgeler aydınlatılacak mı?.. Ki, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya da yapılanlar kabul edilemez diyerek, kendi cephelerinde oda olarak hukuki süreç başlattı..
***
Nihai sonuç ne olur, hep birlikte göreceğiz.. Ama gözü pek Rektör ve ikinci sorumlu organizatör baldız Akkoç, davet listesini, kriterleri, görüşmeleri kamuoyuna açacak mı? Yoksa Diyarbakır'ın yeni hastanesi, eski yaraların üzerine mi inşa edilecek..
***
Eronat’ın yerel gazeteye verdiği beyanla, ne diyeceği ortaya çıktı. Trajikomik bir cevap.. Topu taca atma işte bu dedirtiyor… “Biz apartman değil, bir hastane yapıyoruz. Hassas davranıyoruz. Bu konuda deneyimli olan firmaları davet edeceğiz. İhale sürecinin her aşamasını şeffaf yapıyoruz. Birilerinin derdi başka, biz asla taviz vermeyiz!.?”
***
Gülünür mü ağlanır mı bilmem?.. Ama Eronat’a ve davetiye listesi hazırlatan baldızına bir kez daha sormak istiyorum. Deneyimli firmalar diyorsunuz, Ülke genelinde bir elin sayısı kadar, devasa hastane inşaa eden ve yine ülke sathında, benzer projelerin altına imza atan firmaları, neden liste dışı tutuyorsunuz?.. Bu mu sizin hassasiyetiniz?
***
Ayrıca, ön yeterlilik demek, bu işi yapabilecek demektir.. Bundan niye imtina ediyorsunuz.. Tanrıkulu’nun, üç bakandan cevabını istediği, 40’a yakın sorunun bir tekine yanıt da vermiş değilsiniz?!.. DTSO başta olmak üzere, ön yeterlilik bazlı hiçbir kurumdan görüş alınmazken, liste organizasyonu iddia edildiği gibi, adrese teslim noktasında, abla telkiniyle mi yaptığınız için mi geri vites yapmıyorsunuz?!
***
Bir yıl önce, kayıtlara geçen şekliyle, hastanenin projesinin, Projen şirketine davetiye usulüyle hazırlatılmasının, ihalenin açık ve net bir şekilde, peşkeş edileceği, şikayet konusu dahi edildiğini hatırlarsak? İddianın sahibi de yukarıda da ifade ettiğim gibi Fidansoy, halen iddialarının arkasında duruyorsa! Belgeleriyle, kurumunuza yaptığı şikayetlerle kayıtlarda mevcut!?.. Bu işin hamuru daha çok çekecek, özellikle abla patentli lobilerdeki pazarlıkların ifşa olmasıyla?…
***
GÜNÜN SÖZÜ…
Kafayı kuma gömmek, gölgeleri kaybettirmez!..

Yorumlar