KALLEŞLİK VE MENFAATÇİ DOSTLAR!…
Kuraldır ve söylenir; savaşın da bir ahlakı, hukuku ve kuralı vardır diye!.. Ne yazık ki, siyonizmin de, emperyalizmin de bu yönde zerre-i miskali ahlaki yoktur!.. İşte, Trump ve işte yaveri Netanyahu.. Vaki mi, ahlaki, insanı ve hukuki bir, söylem, eylem ve duruşları!.. Ortadoğu üzerine çöken, kandan beslenen vampirden öteler!!..
***
Düşünün, Viyana’da masa kurulmuş.. Taraflar, etrafında toplanmış.. Nükleer görüşmeler’e dair müzakere yapılıyor.. Ekseriyetindeki beklenti anlaşma sağlanacak, gerilim son bulacak, eller tetikten çekilecek sıkılı yumruklar, gevşeyecek.. Diplomasi, savaş tamtamları karşısında, tarihsel bir sorumlulukla, galip gelecek!..
***
Ama yok!.. Yaverin kışkırtma ve provokasyonuyla, Trump masadakilere müzakere yok!?.. Önce, Rejim değişecek, bunun için de rejimin akıl mekanizmasını, temizlemeliyiz.. Kalleşlik bu ya, vaziyete gaflet ve delalete kapılma eklenince, İran’ın başına bombalar, füzeler yağmur misali yağdı, yağdırıldı!..
***
Aralarında, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in yanısıra, 48 üst düzey devrim komutası ve öğrencilerin, sivil insanların bulunduğu, ki savaşın beşinci günündeki bilançoyla, 800 insan katledildi.. İran’ın kalbine inen bu kalleşlik, rejimin beyin ve kalbi uzuvları olan mekanizmayı, cidden tahrip etti!..
***
Ruhları da, beyinleri de insani değil, şeytani işleyen Trump ve Netanyahu’nun müzakere masasındaki diplomasi trafiğine karşılık ortaya koydukları 28 Şubat’taki saldırı, açık ve net bir şekilde, dünyanın da şahit olduğu gerçekle; düpedüz kalleşliğin kitabını yazmış oldular.. Zaten, güvenilmezdiler, şimdi patentini aldılar..
***
İran diplomasideki yediği ihanet ve kalleşlik hançerine karşı, direnç gösteriyor.. Ki bugün, savaşın 6. gününe girildi.. Körfez ülkelerindeki ABD ve İngiltere üslerine, misilleme yapıyor.. Ekonomik yönde, özellikle petrol ve doğalgaz bazlı, hayati mekanizmayı hürmüz boğazını kapatmakla, kilitledi.. İsrail’e bomba yağdırdı. Ölü ve yaralı, zaiyat var..!
***
Dünkü yazımda detaylı aktarmıştım, ABD ve İsrail’in ikmale getirdikleri diplomasideki tescilli kalleşliklerine, şimdi de İran’daki Kürtleri silah olarak, kullanmaya başlayacaklar.. Tıpkı, 1. Körfez Savaşındaki gibi.. Ki hal-i hazırdaki savaş da 2. Körfez Savaşı.. Kürtler’i iç savaş çıkarma adına, rejime karşı başkaldırı pozisyonuna sokularak, silahlandırdığı haberi geliyor.
***
Evet, görünen o ki bu savaş daha uzun soluklu, çoklu kollar ve hesaplarla devam edecek.. Yayılmacı.. Zaten, Israil’in de istediği bu, Ortadoğu’yu yaşanılmaz kılmak, devleti bölüp, parçalamak, tıpkı Osmanlı imparatorluğunun çöküşünde yapılan gibi.. Böl, parçala ve yut.. Kendinde büyük.. Yarım asırlık döneme bakılırsa, İsrail’in coğrafik büyümesi görülür!..
***
Filistin küçüldü, İsrail toprak yönünde büyüdü.. Ölen ve öldürülen ise, Gazzeli, Filistinli, bu toprakların asli unsurları.. Peki tüm bu gelişmeler karşısında, İran’ın kendisine dost bellediği Çin ve Rusya, yaşananlara karşı, nasıl bir tavır içerisindeler.. Önce bir kaç laf edicilikle Dostumuz İran’ın yanındayız dediler, sonra sükuta kesilip, maçlar izler pozisyonuna girdiler..
***
Dostluk mu?… Vaki mi yer küresinde, ülkelerin dostlukları.. Menfaat varsa dostluk var, yoksa cehennemi zümre.. Bunların dostlukları da böyle.. Yoksa, Trump dahil. Netanyahu diplomasi masasında, böylesi bir kalleşliğe, saldırıya cesaret edebilir miydi?. Engel kimse yok.. Dikkat edilirse, ülkelerden ses yok, var olan bir ses var ise de o da o ülkelerin halkında!..
***
Ki, ABD’de bile halk ayakta.. Büyük bir tepki ve öfke var, Trump’a.. “Bu maceraperestlik bizi batıracak” diye veryansın eden yüzbinlerce ABD’li.. Trump’ın muhalifi, Jane Fonda’dan New York Belediye Başkanı’na, Kongre’den uzmanlara kadar herkes ona tepkili.. “Bu adam “psikolojik bir vakıa, dengesiz” diyor.. Ve kimse “Başka bir ülke için ölmemeli, öldürmemeli..”
***
İçteki fırtınaya Trump’un verdiği yanıta bakın.. Nasıl bir şizofrenik karakter.. 2024’teki suikast girişimini kendine kalkan yapıp, intikam hesaplı.. Diyor ki.. Ben onu vurmadan, o beni vuracaktı?! Klasik Amerikan filmi gibi.. Savaşın faturasına gelince.. Tüm taraflar için geçerli, askerine, benzinine, enerjisine, gıdasına, enflasyonuna ziyan faturası kesilecek!..
***
Türkiye penceresinden, gelişmeleri okuyup, bakarsak.. Ki bir önceki yazımda da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu, Vakur, Rasyonel ve Öncü tavır, hal-i hazırda, en istikrarlı, duruştur.. Tıpkı, Rusya ve Ukrayna savaşında ortaya konulan akılcı tutum gibi.. İki tarafı da, telkin edebilecek, Ortadoğu’ya itidal çağrısında bulunabilecek, etkili bir konumdayız!.
***
Erdoğan da Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kozmik odasındaki akıl da biliyor ki, Ortadoğu tüm müştemilatıyla satranç tahtası.. Hamleye hamle.. Ne Trump’ın peşine takılınır, ne de keskin şekilde, İran’ın tarafına yaslanılır.. Fırtınalı şekilde esen kaotik ortamdan ülke ve halk olarak, en az hasarlı, nasıl sıyrılırız, çıkabiliriz, akıl işlemi, sağduyuyla mümkün!..
***
Biliyoruz ki, ABD bugün var, yarın yok!.. Ki, 1. Körfez’de gördük.. Gitti sonrası kim kiminle kaldı?. Elbette ki bir gün buralardan çekip gidecek.. Ülke ve halklar olarak, biz bize kalacağız.. Yaşadığımız coğrafya da Ortadoğu. İran da bunun bir parçası.. Kaldı ki, bin yıllık komşu ve yüzlerce kilometrelik uzun bir sınıra sahibiz..
***
Risk yok mu var?.. Savaşın devamında en büyük endişe, Türkiye için nettir.. Mülteci dalgası, sınır gerilimi, enerji krizi.. Halk deyimidir komşudaki yangın illa ki, sana sıçrar.. Irak’ın hal-i durumu, Suriye’deki yüksek tansiyon.. Ve pusuda bekleyip, bu çarktan nasıl nemalanabiliriz hesabını güdenler!..
***
Sonuç itibariyle.. Tarihin sayfalarında hakikatlere bakarak, en berbat barış, uzlaşı ve müzakere bu tür savaşlardan, hele ki, ülkelerin yönetimiyle, rejimleriyle oynama gibi fantezilerden, bin kat hayır ve evladır.. Örnekleri, coğrafyamızda boldur.. Bu gerçeği görmeyenler de ne yazık ki yok değiller..
***
Fırsatla ikmale gelen operasyonel güç sarhoşluğu, kısa vadeli intikam ve egonun yarattığı şizofrenik hal-i durum, Ortadoğu insanlarının geleceği kadar ülkelerin yarınlarını rehin alır. Ki mazallah!.. Bu delilik ne kadar sürer bilmem.. Ama bilinmeli ki, böylesi bir sürecin devamında kazanan olmayacak, ama kaybeden hepimiz olacağız!. En kötü barış, en kanlı savaştan iyidir.
***
Yazıyı baskıya göndermek üzereydim, haber geldi.. İran’dan Türkiye hedef alınarak ateşlenen balistik füze havada iken imha edilerek, düşürüldü. Hatay Dörtyol bölgesinde, mühimmat parçaları düştü. Ölen ve yaralanan yok.. Bu atış İran yönetimince bilinçli mi, yoksa başka güçlerin provokasyonuyla, yönlendirme içerikli bir füze ateşlemesi mi?… Araştırılıyor.
***
Ancak bu girişim, bir hasmane tutum içeriyor.. Ki devamı ve olası bir zaiyata dönüşmesi halinde İran salt Türkiye’yi karşısına almış olmaz.. NATO da devreye girer.. Kaldı ki, söz konusu o füze, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirildi.. Umarız İran rejimi böylesi bir akıl tutulması içerisine girmez!.. Aksi takdirde, kendi sonunu Türkiye’yi hedef seçmesiyle, getirmiş olur..
***
GÜNÜN SÖZÜ..
Menfaatperestin ipiyle kuyuya inenin, oradan çıkma akıbeti meçhul olur?

Yorumlar