TURPUN BÜYÜĞÜ BU MUYDU?

Yazar Voltaire, şöyle demiştir!.. “Hırs, bir geminin yelkenini şişiren rüzgara benzer; fazlası gemiyi batırır, azı da gemiyi olduğu yerde tutar..” Doğru bir tespit.. Hırs denilen olguyu ihtirasla ikmal eden de, gözü dönmüş olur.. Hak, hukuk, tanımaz.. Kişinin odak noktası makam ve mevki ise, şuur kilitleyici hırsla, yıkıcı bir ihtirasla girdiği her ortamı zehirler!!

***

İşte en bariz örnek, Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hayatındaki aksiyonel faaliyetleri, çevresel etkilerin oluşturduğu kendine has karakteristik özelliğinin sürekli hasım yaratıcı olma hali!!? Durum çok eksenli, herkesin malumu!.. Ruhsal kimlikte hırs ne yazık ki haşince esiyor.. Ters etkiyle, duvara çarpıp geri dönüyor.. Çıkılan yolda her yol mübah denilerek hukuk, nizam, yasa fora edilir hale gelindi?.  Taraflarca giydirilen libas ise, “demokrasi ve hukukun bağımsızlığı!..”

***

Tıpkı, kimyasal madde taşıyan freni tutmaz kamyon gibi!.. Enva-i yakıcı ve yıkıcı madde barındırıyor sürücünün, hırs ve ihtiras hanesinde olan sürdüğü kamyonda!!…Malum, yanıcı ve patlayıcı madde taşıyan kamyonlar için bir uyarı levhası asılır; “tehlikeli madde” taşır!!! Amaç herkesin uzak durması ve tehlikenin farkında olması!!

***

İmamoğlu’nun ortaya koyduğu çevre dolgulu siyaset de aynen, böylesi bir tehlike ve tehdit içerdiği için, sürekli toplumsal arıza üretici olarak, kendini ifşa ediyor.. Bu ihtiras, koltuk hırsıyla, ülkeyi, toplumu ve bulunduğu siyasi kulvarı, hayli derinden sarstığı gibi zehirliyor.. Ona dokunanı ve dokunduğu ne varsa illegal iş ve işlemleriyle yasadışı bağımlılık oluşturuyor…

***

Beylikdüzü'nden, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı koltuğuna, oradan da sıçrama gayreti içerisinde bulunduğu, Cumhurbaşkanlığı adaylığına geçen zaman dilimini film şeridi gibi göz önüne getirelim!.. Kısacık olsa da!.. Ülkenin, temsil ettiği makamın, gönül verenlerin nam-ı hesabına, hayırlı bir hizmete vesile olduğu, söylenebilir mi?!.. Ya da, tüm siyasi tartışmaların odak merkezinde, kendisinin olmadığını!?.

***

Vaki değil.. Peki vaki olan ne?..  Bulunduğu makamı mafyavari yönetme heveskarı kesilmesidir… Psikolojik olarak çok farklı tanımlamalar getirilse de, kurgulanmış bir proje gibi gözü kara kesici şekilde işgal edici fikriyatın minbardarı!!.. Demokrasiden dem vuruyor, zerresine riayet edici değil, hak, hukuktan söz ediyor, tek satırına uymuyor!.. Sürekli bir kafa karışıklığı, algı üreticiliği, gerginlik keyfiyetine sahip!

***

Gelinen aşamaya bakalım!.. 24 saat içerisinde, neler vuku buldu?.. Aslında olup-biten, Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan bellidir derler ya, aynen öyle bir hikayeye sahip!!.. Bekleniyordu bu aksiyonel sonuçlar ve toplumsal yönde sinir bozucu, öfke geliştirici, hadiseler zincirinin bir yerde patlak vereceğini!… Öyle de, oldu!!!. “İmamoğlu bombası patladı?” Hem idari, hem de hukuki cephede dur levhası konularak…

***

Önce, diplomasının iptaline bakalım!.. Günlerdir konuşuluyor, tartışılıyor.. 35 yıl önce.. Ama deşifresi, 5-6 yıl önceye dayanıyor!.. Diploma sahte.. Usulsüz işlem var denilip, duruldu. Ne var ki hasır altı ediciliği yüksek.. Ki, önceki akşam İstanbul Üniversitesi kendini inkar ederek, hükmünü verdi.. “Yokluk” ve “Açık hata” vurgusuyla, İmamoğlu gibi, 28 kişinin diplomasını iptal etti..

***

Bilindiği gibi daha önce, yürüttüğü soruşturmayı sümen altı ederek, sorun yok denilmişti.. Gecenin şok haberi, siyaseti de geren bir aksiyonel sonuç olarak herkesi uyutmadı. Şimdi ne olacak sorusuna yanıt aranmaya başlandı?!. Bu idari bir karar, hukuki neticesi ne olabilir?!.. Hukukçular ihtilaf içerisinde!.. Kimi, 30 yıl geçmiş, diploma iptal edilmez..! Hatta işi, bir cinayet işlense dahi, 30 yıl fail yakalanmamışsa, hukuk ona dokunamaz demeye bile getirildi?..

***

Neyse işin, henüz yargı boyutu var?.. Hal-i hazırda karar idari!.. Bakarsınız kendilerinin güvenmediği riayet etmediği hukuk, diplomaya geçerlilik verebilir?!.. Ama sanmıyorum!.. Çünkü, kaydı da, o yıllardaki denklik durumu da, okuduğu bölüm, yatay geçiş yaptığı bölüm, diplomanın içeriğindeki yazılı fakülte tabiri caizse böyle bir diploma mı olur dedirtiyor.. Eee parayı basan ensesi kalın varsa olmaz mı söylemine hukuk cevaz verir mi?

***

Doğrusu bugün Türkiye dışında okuyanların hatırı sayılır yüzdelikte, böylesi diplomaya sahip nice kişiler olduğunu söylemek mümkün?..  Çoğu da, yatay geçiş moduyla, libas almıştır.. Üst düzey bir akademisyen dostumuzun ifade ettiği gibi, 90’ların başında, Kıbrıs dahil komşu bir çok ülkedeki üniversitelerden Türkiye’ye geçiş ya da diploma denkliği var.. Sahtenin sahtesi!.. Yani başlı başına, “skandallar zincirine” sahip sahte diplomalar çok.. Bi deşilse, binlerce kirli ve sahte diplomanın irini akar?

***

Gelelim, turpun büyüğü heybede sözünün vücut bulduğu, sabah şafağında gerçekleşen, gözaltı operasyonlarına!!!..  Şişli ve Beylikdüzü Belediye Başkanları.. Belediye Yöneticileri.. İş Adamları.. Sanatçılar.. Hal-i hazırda, 100’ün üzerinde, kişi eş zamanlı operasyonla, Ekrem İmamoğlu dahil olmak üzere gözaltına alınıp, Emniyet’te sorgulanıyor!.. Aramalar, soruşturma, kapsamı geniş!.. Tabi ki iş ciddi..

***

İmamoğlu’na isnat edilen suçlar ne diye?.. Dosya hayli kabarık gözüküyor.. Uzun bir çalışmanın ürünü gibi görünüyor.. Fezlekelerin muhtevası fecaat suçlarla itham edicilik içeriyor… Öyle görünüyor ki, deliller, tanıklar, teknik ve fiziki takip, parasal trafik hayli, derdest edici!.. İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Avrupa, Suriye ve Irak ekseninde, adli takip yüksek bir performansla, işi sıkı tutmuş?!!…

***

Savcılığa göre suçlar serisi şöyle sıralanmış?.. Suç örgütü yöneticisi olmak mı, suç örgütüne üye olmak mı, irtikap mı, rüşvet mi, nitelikli dolandırıcılık mı, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek mi, ihaleye fesat karıştırmak mı?.. Ve daha bir çok adli yönü içerici suçlardan söz ediliyor.. İşin kent uzlaşı yönüyle alakalı detaylar başlı başına onlarca dosya içeriyor.. Genel baktığınızda, bu suçlardan cezaevine girse bir daha çıkamaz dedirtiyor?..

***

Mevzu ekseninde, siyasi ve toplumsal yönde tansiyon hayli gerilimli şekilde yüksek geliştiğini söylemek gerek?!.. İlk günün tepkisi yüksek!.. Önümüzdeki zaman nasıl bir aksiyonel gelişmeleri gösterir, onu hep birlikte göreceğiz.. CHP sokağı germe gayretinde!.. Doğru bir tavır değil.. Hukuk ve yargıyı sokak baskısıyla alt etmek mümkün olmadığı gibi, savunulan ilkelere de ters düşüyor?!..

***

Böylesi kritik süreçlerle alakalı hep ifade etmişimdir, ülkenin sinir uçlarına dokunan ve dokunulması açısından enva-i şirretlik içeren vakıalarda, toplum olarak temkinli, sağduyulu olunmalı, vakarlı duruş ortaya konulmalı, provokasyonlara, galeyana gelinmemeli?! Ve unutulmaması gereken Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğu gerçeği?.

***

Her ne kadar arıza-i durumlar zaman içerisinde ikmal olsa da, er ya da geç, tecellisi, tartışılmaz olmuştur.. Göreceğiz ki, İmamoğlu da, ona destek veren de, muhalif olan da, hukukun bağımsız, hür ve objektiflik ilkesiyle biz böyle bilmiyorduk diyecektir!.. Neyse!.. Hukukta duyguya yer yoktur, gerçeğe ve hakkaniyete yer vardır..

***

Umarım siyasi liderler de, partiler de, iktidar veya muhalefet gözetilmeksizin.. Mevcut hadiseler zincirine siyasi ve ideolojik zehir akıtıcı, söylem ve eylemlerde bulunmazlar.. Kaçınırlar ortamı germekten! Haklı ve haksızlığı, hukukun mecrasına bırakırlar!?. Ülkenin istiklali, istikrarı ve istikbalini düşünerek, kendilerini icra ettikleri siyasi kulvarlarında, konumlandırmalılar?

***

Adaleti, hukuku, kanun ve nizamı siyasallaştırma gayretinde kimse bulunmamalı?.. Ne de, böylesi bir organizasyonla, siyasi çıkar elde etme gaflet ve delaleti içerisinde sokağı ateş yerine çevirmemeli?! Ne de, bizim oğlan delidir, ne yaparsa yeridir denilmemeli? Ve ne de, ben yaparım, kimse dokunamaz, halkın duygusuyla sömürgeci kesilmesine de izin verilmemeli.  Adli tasarrufu sabır ve sağduyu ile karşılamak en büyük ulvi değerdir…

***

Hasılı kelam.. Kimse ama hiç kimse; dokunulmaz değildir… Bilinmesi gerektiği gibi; Mahkeme marifetince suç sabit görülesiye kadar masumiyet esastır ilkesini de, unutmamak gerekir.. Tabi ülkeyi “muz cumhuriyeti” olarak görmüyorsanız?!.. Görme halinize, söylenecek söz olmaz zaten?!.. Mevzu da, 23 Mart’taki Cumhurbaşkanlığı adaylığına dair ön seçim hiç değil..

***

İmamoğlu’nun son dönemlerdeki aşırı, saldırgan tutumu! Özellikle de yargıya karşı sergilediği aşırı, hasımlık… Ve şehir şehir turlara çıkıp 3,5 yıl seçime var iken, “seçim” havası yaratıp, kendini CHP’nin dışında muhalefetin tek Cumhurbaşkanı Adayı olarak, gösterme gayreti.. Der demez, temelinde yatan ana etken ortaya çıkan kirli ittifak, ilişkiler ağı içerisindeki illegal icraatlarını kamufle etmek için miydi?.. Buradan, algı üretici bir mağduriyetle kendine kalkan yaratmak gayreti mi var?!.

***

CHP bunu bilerek, kasıtlı bir şekilde, Erdoğan düşmanlığı üzerine boca edilerek, mağduriyet çıkarma gayreti mi?.. Her ne ise.. Özetle, mesele tamamen temiz siyasetin ikmale gelmesine kapı aralamaktır deyip çıkıyorum.. Ki herkesin istediği de, kirlenen siyasetin kendini arındırarak, temizlenmesidir sanırım!!.. Bu muhalefet için de, iktidar için de geçerlidir, ülke ve millet için de elzemdir!..  Ötesini düşünmek, meyil edici olmak, kaostur..

***

MERAK ETTİĞİM!..

Merak ettiğim, Savcılığın iddia ettiği suçlara ilişkin, Ekrem İmamoğlu’nun yapacağı savunmada, neler söyleyeceğiz?. Zorlu bir sorgulama olacak.. Her ne kadar 'benim ilgim yok' dese de o para kulelerini sayanların arasında  İmamoğlu'nun aile şirketi İmamoğlu İnşaat'ın CEO'su Tuncay Yılmaz, sağ kolu, gizli kasası denilen Fatih Keleş gibi önemli isimler yabana atılmaz!. Para trafiğinden haberinin olmaması mümkün değil?.. Kaldı ki, ortada 350-40 milyarlık paradan bahsediliyor. Muhtemelen siyasi hayatını bitirecek bir çevreli ilişkilere girmiş, bunu göze almış, illa ki cevabı olacaktır!” Bekleyip görelim..

***

GÜNÜN SÖZÜ…

Zihni körelten ihtiras ve hırs, “keskin sirke” gibidir; zararı kendisine olsa da zehri sarmaldır!…