VİLLALI YAPILAŞMA (Kaçak düzeni kurulmuş)

Diyarbakır’da kaçak yapılaşma artık münferit bir ihlal rotasından çıkmış, kendi kuralları olan bir düzene dönüşmüş!!.. İmarlı, imarsız, tapulu, tapusuz!.. İşte Yenişehir Kaymakamlığı’nın Elidolu Mahallesi’nde ortaya çıkardığı kaçak villalar.? Ve akabinde, başlattığı yıkım süreci.. Kaldı ki, bu 13 yapının yıkımı vaki olan gerçeğin, denir ya buz dağının görünen yüzü.. Niceleri vaki.? Kaldı ki, bu yapılar bugüne kadar nasıl ayakta kaldı?

***

Sorudaki yanıt, ortada bir şekilde yapılmış birkaç bina yok. Planlı, maliyetli ve çoğu zaman organize bir yapılaşma da var… Mera vasfındaki, yani yasayla korunması gereken kamu arazileri üzerinde yükselen villa tipi yapılar var.. Bunlar, bir gecede konulmadı ki tesadüf de değil.. İcra edilen sistematik bir boşluktan, fırsatçılıkla yararlanmadır.. Daha açık söyleyelim, bu sadece hukuksuzluk değil, aynı zamanda görmezden gelinmiş bir rant çarkı döngüsü!..

***

Sorulması gereken sorular rahatsız edici ama kaçınılmaz diyerek, not ediyorum.. Bu yapılar inşa edilirken kim neredeydi?.. Hangi denetim mekanizmaları devreye girmedi, ya da girmemeyi tercih etti? Edene de kim, duvar ördü.. Ve en önemlisi, bu çark nasıl döndü?  Daha çarpıcı bir başka gerçek var.. O da bu villalar milyonlarca lira karşılığında alıcı bulabiliyor. Peki nasıl? Hukuken geçerliliği tartışmalı bir yapının satışı hangi zemine oturtularak yapılıyor?

***

Tapuda ne yazıyor? Kat mülkiyeti mi, bağımsız bölüm mü, yoksa yalnızca bir arsa payı mı devrediliyor? Eğer ortada yasal bir yapı yoksa, yapılan bu satışlar fiilen neyin alım satımıdır? Ve bu işlemler sırasında devletin vergi mekanizması nasıl işliyor? Bu sorular yalnızca teknik ayrıntılar değil, mevzu ettiğimiz kaçak villalarla da sınırlı değil.. Diyarbakır’ın yekünündeki yap-satçılar için de mevzu aynı.. Burada kamunun nasıl işlediğini gösteren birer turnusol kâğıdı..

***

Benzer iddialar daha önce Dicle Üniversitesi çevresinde de gündeme gelmişti, getirmiştim!.. Kampüs arazileri, teknokent bölgesi ve özellikle sağ şeritte yoğunlaşan yapılaşmalar uzun süredir tartışıla gelmektedir! Hazine ve mera statüsündeki alanlarda yalnızca konutların-villaların değil, adeta site mantığında sosyal donatıların yükseldiği de bir gerçek… Ortada bireysel ihlallerden çok daha fazlası ve de organizeli gasp söz konusu…

***

Ülke olarak, bu tabloya yabancı değiliz.. Salt Diyarbakır’a da özgü değil, bu işgaller, tecavüzler.. Sorumu yenileyerek aktarmak istiyorum… Eğer bugün, Yenişehir Kaymakamlığı kaçak yapıya ve mera işgaline taviz yok noktasında yıkım kararı alabiliyorsa.. O zaman bu kararın gölgesinde başka bir zorunluluk daha vaki oluyor ki o da, geriye dönük hesaplaşma. Çünkü kaçak yapılaşma yalnızca yapanın değil, görmezden gelenin de sorumluluğu vardır!

***

Kaymakamlığın hukuka aykırı yapılaşmaya göz yumulmayacak açıklaması önemli. Ancak bu sözün gerçek bir karşılık bulması için sadece bugüne değil, düne de bakmak gerekir. Bu yapılar kimlere ait? Hangi süreçlerden geçerek bugüne geldi? Tapu kayıtları ne söylüyor? Belediyeler, ilgili müdürlükler ve diğer kamu kurumları bu sürecin neresinde durdu, ya da müdahalesiz kalmalarını gerektiren neydi?!  Ve en kritik soru, bu yapıların alıcıları kimler?..

***

Eğer bu insanlar yatırım amacıyla risk alarak bu mülklere yöneldiyse, bu başka bir tartışma. Ancak eğer bu yapılar yasal sanılarak satın alındıysa, ortada yalnızca bir kaçak yapı sorunu yok, aynı zamanda büyüyen bir mağduriyet riski içeren dolandırıcılık da var..  Elidolu’nda başlayan yıkım düğümü çözmede bir ilk olabilir, ama ancak doğru merhalede sorgulayan mekanizma, işlerlik kazanırsa.. Yoksa, bugün yıkılan 13 yapının yerini yarın 30 yenisi alır.

***

GÜNÜN SÖZÜ..

Hakikat acıdır, her kişinin göğüs germesi beklenilemez!..


Yorumlar

Yorum Yap