Kategoriler
Köşe Yazısı 22 Mayıs 2026, Cuma
AnasayfaYazarlar › Prof. Dr. Nurettin Turgay
Köşe Yazısı Prof. Dr. Nurettin Turgay 01 Mayıs 2026, Cuma

AİLE OCAĞI/ANNE BABAYA KARŞI GÖREVLER (5)

İnsanoğlunun sosyal hayatta, önce Allah’a karşı görevleri bulunmaktadır. İnsanın Allah’a inanması, tanıması, egemenliğini kabul etmesi ve ona karşı olan kulluk görevlerini yerine getirmesi gerekmektedir. İnsanın sorumluluk olarak Allah’a karşı olan görevlerinden hemen sonra, onun anne babasına karşı olan görevleri gelmektedir. Anne babaya karşı olan görevlerin bu derece önemli olduğu, Kur’an-ı Kerim’in çeşitli ayetlerinde açık bir şekilde ve kesin bir dil ile haber verilmektedir:

وَقَضَى رَبُّكَ أَلاَّ تَعْبُدُواْ إِلاَّ إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَاناً إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِندَكَ الْكِبَرَ أَحَدُهُمَا أَوْ كِلاَهُمَا فَلاَ تَقُل لَّهُمَا أُفٍّ وَلاَ تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوْلاً كَرِيماً {23} وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيراً {24}

 

Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı, kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “Öf!” bile deme; onları azarlama; onara kerim/tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve ‘Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi, sen de onlara acı’ de.”[1]

Bu ayetlerde önce, “Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı, kesin olarak emretti,[2] denilmektedir. Başta, Allah’tan başkasına ibadet etmeme emredilmektedir. Bu emir, çok geniş kapsamlıdır. Sadece Allah’tan başka bir ilaha tapmayı yasaklamakla kalmaz; aynı zamanda kişinin hiç tereddütsüz Allah’a ibadet ve itaat edip ona boyun eğmesi gerektiği anlamına da gelmektedir. Sadece O’nun otoritesinin ve egemenliğinin her şeyin üstünde tutulması gerekmektedir. Allah’a ibadet, sosyal hayatın her alanıyla ilgilidir.[3] Ayrıca burada, insan üzerinde Allah’tan sonra en büyük hak sahibi olan kimselerin anne baba oldukları bildirilmektedir. Bu ayette anne babaya iyi davranmayı ifade eden emir, sadece ahlaki bir direktif veya tavsiye değil, aynı zamanda ayrıntıları hadis ve fıkıh kitaplarında yer alan anne baba hakkının dayanağı niteliğindedir. Bir de anne babaya iyilik etme emrinin bu ayette Allah’a ibadet etme emri ile beraber anılması, bu görevin dinin aslından olup temeli sayıldığına işaret etmektedir.

Bu ayette emredilen anne babaya iyilikte bulunma, ötesinde hiçbir iyiliğin düşünülemeyeceği bir görevdir. Çünkü anne baba, insanın en yakın akrabalarıdır, aralarında kopmaz bağlar vardır. Anne babada, bebeklerine karşı içgüdüsel şefkat ve yakınlık duygusu bulunmaktadır. Onların çocuklarına karşı yaptıkları iyiliğe denk bir iyilik düşünülemez. Onun için bu ayette onlara iyilikte bulunma, Allah’a ibadet etme ile beraber zikredilmektedir. Yüce Allah başka bir ayette, “Bana ve anne babana şükret[4] diyerek anne babaya şükretmeyi, Allah’a şükretme ile beraber anmaktadır. İnsan bedeninin görünen kısmının oluşmasında rol oynayanlar, anne ile babadır. Onu yaratan, yaratılışını düzgün kılan ve ona ruhundan üfleyen ise, hiç şüphesiz Allah’tır.[5] Ona göre insanın hem Allah’a hem de anne ve babasına şükretmesi gerekmektedir.

 

Bir de bu ayetlerde, “Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “Öf!” bile deme; onları azarlama; onara kerim/tatlı ve güzel söz söyle[6] denilmektedir. Burada anne babaya “Öf!” bile deme derken, onlara elem ve sıkıntı verecek her türlü söz ve harekette bulunmamanın gerektiği vurgulanmaktadır. Evladın anne ve babasına kırıcı ve incitici söz söylemesinin ayet ile yasaklanması, anne babanın yaşlılık dönemine mahsus değildir. İnsanın, hiçbir zaman anne babasına bu tür sözleri söylememesi ve onların kalbini kıracak, onları üzecek hareketlerde bulunmaması gerekmektedir. Bu ayette geçen “kerim söz” kavramı, saygı ifade eden tatlı, güzel ve yumuşak söz anlamındadır.[7] Anne babaya, diğer aile büyüklerine ve yaşlılara karşı böyle bir üslupla hareket etmek gerekmektedir. Anne baba hakkını dile getiren diğer bazı ayetler şöyledir:

 

            “Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.”[8]

 

                        “Biz insana, anne – babasına iyilik etmesini emrettik. Şayet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim.”[9]

 

وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حَمَلَتْهُ أُمُّهُ وَهْناً عَلَى وَهْنٍ وَفِصَالُهُ فِي عَامَيْنِ أَنِ اشْكُرْ لِي وَلِوَالِدَيْكَ إِلَيَّ الْمَصِيرُ {14} وَإِن جَاهَدَاكَ عَلى أَن تُشْرِكَ بِي مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا مَعْرُوفاً وَاتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ أَنَابَ إِلَيَّ ثُمَّ إِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ {15}

            “İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. Onun için insana, ‘Bana ve anne babana şükret’ diye emrettik. Dönüş banadır. Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak bana olacaktır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim.”[10]

            Görüldüğü gibi bu ayetlerde, annenin insan üzerindeki hakkının, babanın hakkından daha fazla olduğuna işaret edilmektedir. Nitekim Hz. Muhammed (sav.) de bu konuda açıklamada bulunmuştur.[11] Bir adam, Hz. Muhammed’in (sav.) huzuruna gelerek, “Ya Rasûlallah! Benim iyiliğime en layık olan insan kimdir?” diye sormuş. Hz. Muhammed (sav.), “Annendir” diye cevap vermiştir. Adam, “Ondan sonra kimdir?” diye sormuş. Hz. Muhammed (sav.), tekrar “Annendir” diye cevap vermiştir. Adam, yine “Ondan sonra kimdir?” diye sormuş. Hz. Muhammed (sav.), yine “Annendir” diye cevap vermiştir. Adam, dördüncü defa “Ondan sonra kimdir?” diye soruca, Hz. Muhammed (sav.), bu sefer “babandır” diye cevap vermiştir.[12] Buna göre annenin evladı üzerindeki hakkı, babanın evladı üzerindeki haktan üç kat fazladır ve babanın hakkı, dördüncü derecede gelmektedir. İnsanlar, canlılar arasında beslenmesi, büyütülmesi, eğitilmesi ve olgunlaştırılması en zor olan varlıktır. Özellikle doğumundan sonra bebeğin bakımı, başlı başına bir iştir. Bu iş, bilgi, beceri, kültür, anlayış ve sabır ister. Onun için annelerin birçok yönden eğitimli olmaları gerekmektedir; haliyle onlara karşı olan saygı ve hürmet de, o derece fazla olacaktır. Baba da çocukları için çalışır, para kazanarak geçimlerini temin eder, dini ve dünyevi eğitimleri ile ilgilenir. Fakat babanın çocukları üzerindeki emeği, annenin çocukları üzerindeki emeğin düzeyinde olamamaktadır.

            Bu ayetlerde anne baba hakkı ile ilgili bilgi verilirken dikkat çekilen diğer önemli bir husus ise, Allah’a şirk koşma, O’nun emir ve yasaklarına muhalefet etme konularında, anne babaya itaat etmenin yasaklanmasıdır. İnsan, bu tür konularda anne babaya uyarsa, günahkâr olur ve onlara uymazsa, Allah’ın rızasını tercih ettiğinden dolayı sevap kazanır. Nitekim Hz. Muhammed (sav.), Allah’a isyan olduğu hususlarda kula itaat edilmemesinin gerektiğini haber vermiştir.[13] Allah, insanların yararına olan şeyleri emretmekte ve insanların zararına olan şeyleri de yasaklamaktadır. Anne baba da olsa, kulların isteklerini reddedip Allah’ın emrini tercih etmek, insanlığın yararına uygun hareket etmek olur. Tevhit inancının özü de bunda yatmaktadır. Kulların isteklerini Allah’ın iradesinin önünde tutmak, insanı şirke sürüklemektedir.

            Ayrıca Hz. Muhammed (sav.), anne babaya karşı gelmeyi, Allah’a ortak koşma ile beraber anarak büyük günahlardan saymıştır: “Büyük günahların en büyükleri, Allah’a ortak koşmak, anne babaya karşı gelmek ve yalan söylemek/yalan yere şahitlik yapmaktır.”[14] Buna gör anne babaya karşı gelmek, onları incitmek, Allah’a ortak koşmakla beraber zikredilmiştir.

            Yukarıda anlamlarını verdiğimiz ayetlerden anladığımıza göre Allah, Anne baba hakkı ile ilgili çok, geniş, açık, net ve anlaşılır bilgiler vermektedir. Hz. Muhammed (sav.) de çeşitli hadislerinde bu konu ile ilgili ayetlerin bir nevi izahını yapmıştır.

SONUÇ

            Toplum, aile üzerinde kurulmaktadır. Sağlam aile olmadıkça, mutlu ve huzurlu toplum oluşamaz. Böyle bir toplum, büyük medeniyetleri kurmada başarılı olamaz. Bu nedenle dünya ve ahiretin mutluluğu için, sağlam aile gerekmektedir. Ailede, bireylerin birbirlerine karşı görevleri vardır. Anne babaya karşı olan görevlerin de bu görevler arasında önemli bir yeri vardır. Dini, ahlaki, sosyolojik ve psikolojik açıdan bu görevleri sağlıklı bir şekilde yerine getirmek gerekir.

Anahtar Kelimeler: Kur’an, sünnet, insan, aile, anne baba.

 

 


[1] el-İsrâ 17/23, 24.

[2] el-İsrâ 17/23.

[3] Ebû’l-A’la Mevdûdî, Tefhimu’l-Kur’an, trc. Muhammed Han Kayanî ve diğerleri, insan Yayınları, İstanbul 1991, III, 103.

[4] Lokman 31/14.

[5] M. Mahmut Hicazî, Furkan Tefsiri, trc. Mehmet Keskin, İlim Yayınları, İstanbul tsz. III, 419. 

[6] el-İsrâ 17/23.

[7] Celaluddin Muhammed b. Ahmed el-Mahallî ve Celaluddin es-Suyûtî, Tefsiru’l-İmâmeyn el-Celileyn, İstanbul tsz, s. 259; İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, III, 34; el-Alûsî, Ruhu’l-Maânî, XV, 55.

[8] en-Nisa 4/36.

[9] el-Ankebût 29/8.

[10] Lokmân 31/14, 15.

[11] Hz. Muhammed (s.a.v.), Kur’ân’ı hem yaşamış hem de gerektiğinde açıklamıştır. Onun Kur’ân ayetleri ile ilgili tefsir ve açıklamalarının tefsir ilminde önemli bir yeri vardır. (Bkz. Muhammed hüseyn ez-Zehebî, et-Tefsîr ve’l-Mufessirûn, Dâru’l-Erkâm, Beyrut tsz. I, 32.) Dolayısıyla onun, burada yer verdiğimiz anne hakkı ile ilgili açıklamaları, konu ile ilgili ayetin tefsiri niteliğindedir.

[12] Muhammed İbn Allan, Delilu’l-Falihîn li turuki Riyâzi’s-Salihin, Daru’l-Fikr, Beyrut tsz. II, 150.

[13] Müslim, İmâre, 39; Ebû Dâvud, Cihad, 87; Nesâi, Bey’a, 34; İbn Mace, Cihad, 40; İbn Hanbel, I, 129, 131; IV, 426, 427, 432, 436; V, 66, 67, 70.

[14] Buhârî, Edeb, 1; Müslim, İmân, 143, 144. 

 

Paylaş
Prof. Dr. Nurettin Turgay - Tüm Yazıları →