Kategoriler
Köşe Yazısı 05 Haziran 2026, Cuma
AnasayfaYazarlar › Prof. Dr. Nurettin Turgay
Köşe Yazısı Prof. Dr. Nurettin Turgay 05 Haziran 2026, Cuma

AİLE OCAĞI/KADININ BİATI (9)

Kadının biati hakkında bilgi vermeden önce, biat hakkında bazı bilgileri vermek istiyorum. Arapçada Türkçeye geçmiş olan “biat” kelimenin Arapça aslı “bey’atun” şeklindedir. Biat, satış, alış, ticari veya benzer bir anlaşma gibi anlamlar için kullanılan bu isim, satmak anlamındaki “bâe-yebîu” filinden türemiştir. Sosyal hayattaki idare alanında ise biat, devlet başkanını seçme, belirleme ve ona bağlılık gösterme anlamına gelmektedir. Aslında biat, idare edenle idare edilenler arasında yapılan seçim veya bağlılık özelliğini taşıyan sosyolojik/politik bir akittir.

İslam tarihinde başta Akabe ve Hudeybiye olmak üzere bazı biatlerden bahsedilmektedir. Hz. Muhammed (sav.) bu biatlerde erkeklerden biat aldığı gibi, kadınlardan da biat almıştır. Hz. Muhammed’e (sav.) yapılan biatler, bağlılık ve sadakat yemini demektir. Ona biat eden, ona verdiği sözde sadık olacağını teyit etmiştir. Erkekler ona biat ettiği gibi, kadınlar da ona biat etmiştir. Hz. Muhammed’in (sav.) bu uygulaması, erkeğe kendi hür iradesiyle biat etme hakkını sağladığı gibi, kadının da kendi hür iradesiyle biat etme hakkını sağlamıştır. Dolayısıyla İslam dinine göre kadın, biat etme, iradesini, tercihini ortaya koyma, diğer bir ifade ile oy verme gibi kişisel hürriyete sahiptir, onun iradesine engel olunamaz. Kadınların Hz. Muhammed’e (sav.) gelerek kendisine biat ettiklerine dair çeşitli rivayetler vardır. Bu rivayetlere göre Mekke ve Medine’nin çeşitli yerlerinde Hz. Muhammed’e (sav.) biat yapılmış. Bu farklı rivayetlerden anlaşıldığına göre değişik zaman ve mekânlarda hem erkekler hem de kadınlar Hz. Muhammed’e (sav.) biat etmişlerdir. Konu ile ilgili ayetlerde karşılıklı anlaşma anlamında olan “mubâyea” fiili yer almaktadır.

لَقَدْ رَضِيَ اللَّهُ عَنِ الْمُؤْمِنِينَ إِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ

Muhakkak ki Allah, o ağacın altında sana biat ettikleri sırada müminlerden hoşnut/razı olmuştur.”

إِنَّ الَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللَّهَ يَدُ اللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْفَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَى نَفْسِهِ وَمَنْ أَوْفَى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُاللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْراً عَظِيماً

Sana biat edenler, kesinlikle Allah’a biat etmektedirler. Allah’ın eli, onların ellerinin üzerindedir.”

Hz. Muhammed (sav.) hicrettin altıncı yılında görmüş olduğu bir rüya üzerine hareket ederek 1400 kişilik Müslümanlarla beraber hacca gitmek üzere silahsız bir şekilde Mekke’ye gitmek üzere Medine’den yola çıkmışlardır. Fakat bu durumdan haberdar olan Mekkeliler endişelenmişler ve onları Mekke’ye sokmak istememişler. Bunun üzerine onlarla Mekkelilerin arasında Hudeybiye denilen yerde bir anlaşma yapılmıştır. Hz. Muhammed’le (sav.) beraber bulunan Müslümanlar, kendisine sadık hareket edeceklerine dair ona biat etmişlerdir. İşte bu ayet, bu biat üzerine nazil olmuştur. Bu biat, hazır olan Müslümanların Hz. Muhammed’e (sav.) vermiş oldukları söz ve ahitten ibarettir. Hz. Muhammed’den (sav.) sonra Müslümanların halifelere biat etmeleri, siyasi bağlılık anlamındadır.

Bu ayette verilen bilgilere göre Hz. Muhammed’e (sav.) söz verip biat edenler, bir nevi Allah’a söz vermişler ve sadakatlerini ortaya koymuşlardır. Allah’ın elinin Hz. Muhammed’in (sav.) elini alıp ona söz verenlerin elinin üzerinde olması, Allah’ın sadakatinin onlarla beraber olması demektir. Bu ayette “Sana biat edenler, kesinlikle Allah’a biat etmektedirler” denmektedir. Nitekim başka bir ayette, “Kim peygambere itaat ederse, kesinlikle Allah’a itaat etmiş olur” denmektedir.

Özellikle kadınların Hz. Muhammed’e (sav.) gelerek kendisine biat ettiklerine dair çeşitli rivayetler de vardır. Yüce Allah aşağıdaki ayette Hz. Muhammed’e (sav.) kendisine biat etmeye gelen kadınları bazı şartları koşmasını emretmiştir:

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا جَاءكَ الْمُؤْمِنَاتُ يُبَايِعْنَكَ عَلَى أَن لَّا يُشْرِكْنَبِاللَّهِ شَيْئاً وَلَا يَسْرِقْنَ وَلَا يَزْنِينَ وَلَا يَقْتُلْنَ أَوْلَادَهُنَّ وَلَا يَأْتِينَ بِبُهْتَانٍ يَفْتَرِينَهُ بَيْنَ أَيْدِيهِنَّ وَأَرْجُلِهِنَّ وَلَا يَعْصِينَكَ فِي مَعْرُوفٍ فَبَايِعْهُنَّ وَاسْتَغْفِرْ لَهُنَّ اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Ey Peygamber! Mümin kadınlar, Allah’a hiç bir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurarak getirmemek, iyi/doğru/hak olan şeylerde sana karşı gelmemek üzere sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Hiç şüphesiz ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Bu ayette haber verildiği gibi Yüce Allah Hz. Muhammed’e (sav.) bazı kurallara uymaları şartıyla kadınların biatini kabul etmesini emretmiştir. Allah’ın ileri sürmüş olduğu şartlar şunlardır:

1 – Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak.

2 – Hırsızlık yapmamak.

3 – Zina etmemek.

4 – Şu veya bu şekilde çocuklarını öldürmemek.

5 – Elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurarak getirmemek.

6 – İyi/doğru/hak olan şeylerde Hz. Muhammed’e karşı gelmemek.

Bu maddelerde anlatılan hususlar anlaşıldığı için, onları izah etmeye gerek yoktur. Ancak bu maddelerden iki tanesini kısaca izah etmekte fayda vardır. “Çocuklarını öldürmemek” cümlesi, çeşitli anlamları ifade etmektedir. İslam’dan önceki Araplar, kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyorlardı. Ana karnına yerleşen bir bebeği çeşitli bahanelerle aldırmak da onu öldürmek sayılmaktadır. Zina yoluyla insan tohumunu başka yerlere göndermek, bebek oluşmasın diye çeşitli yollara başvurup bu tohumu yok etmek, çocuğu yok etmenin değişik yöntemleridir. Dünyaya gelen bir çocuğu ahlaktan uzak, başıboş, eğitimsiz bir şekilde yetiştirmek de çocuğu manevi yönden öldürmenin farklı bir türüdür.

Elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurarak getirmemek” ise, kadının kendi kocasından başka bir erkekle ilişkiye girerek hamile olması ve o çocuğu kocasındanmış gibi göstermesi anlamındadır. Bu tür bir ahlaksızlık, aynı zamanda çirkin bir iftiradır.

Kadın, bir iffet sembolü olmalıdır. Onun bir hıyaneti, nesillerin karışmasına sebep olmaktadır. Onun için kadının, neslin devamı konusunda kocasına hıyanet etmemesi gerekmektedir. İnsanlık tarihi boyunca bütün peygamberlerin ve bütün mukaddes kitapların ortak ana hedefi, tüm insanların malını, canını, neslini/namusunu, inancını ve aklını korumaktır. Namusun/neslin korunması, bunların arasında önemli bir yere sahiptir. Nesillerin karışmasını, insanların kanını, DNA’sını, kimyasını, soy sopunu bozmaktadır. Bu nedenle bütün peygamberler ve bütün mukaddes kitaplar, Allah’ın emrinin gereği olarak neslin korunmasının gerektiği anlatmışlardır. Kadının bu konuda rolü ve yeri, son derece önemlidir. Kadınlar, iffetli yaşayarak bu kutsallığı muhafaza etmelidirler. Hz. Muhammed (sav.) kadınlardan biat alınca, bu şekilde iffetli yaşayacaklarına dair onlardan söz almıştır.

SONUÇ

Netice olarak Kur’an-ı Kerim’de sosyal hayatın çeşitli alanlarıyla ilgili bilgiler verilmektedir. Biat ile ilgili bu ve benzeri açıklamalar vardır. Bu şartlar, Hz. Muhammed (sav.) dönemindeki kadınlar için ileri sürüldüğü gibi, bugünün insanları/kadınları için de geçerlidir. İnanan her insanın, bu gibi konularda Allah’a söz vermeleri ve ona göre hareket etmeleri gerekmektedir. Bu şekilde iffetli yaşamak, bir tür ahlaksızlık olan fuhuştan uzak durmak kadın için gerektiği gibi, erkek için de gerekmektedir. Aile ocağının korunması için hem kadının hem de erkeğin bu tür ahlaksızlıklardan şiddetle korunmaları gerekmektedir.

Anahtar kelimeler: Kur’an, sünnet, biat, kadın, iffet.

 

Paylaş
Prof. Dr. Nurettin Turgay - Tüm Yazıları →