Kategoriler
Köşe Yazısı 13 Temmuz 2026, Pazartesi
AnasayfaYazarlar › Ömer Büyüktimur
Köşe Yazısı Ömer Büyüktimur 13 Temmuz 2026, Pazartesi

GERÇEK CESARET KAZANSIN!

Bu topraklar kırk yılı aşkın süredir aynı acıyı taşıyor. Binlerce insan yaşamını yitirdi, milyonlarca insanın hafızasında kapanmayan yaralar açıldı. Manevi yıkım kadar, maddi kayıplar da yaşandı. Bugün ise toplumun ortak beklentisi çok açık. Silahlar tamamen sussun, huzur kalıcı olsun, kardeşlik yeniden güç kazansın.

***

İlk kez uzun zamandır farklı siyasi görüşler aynı hedefte buluşuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti ve sürecin diğer aktörleri, ki Abdullah Öcalan, farklı diller kullansalar da ortak bir noktaya işaret ediyor: Bu sorun artık şiddetle değil, siyasetle çözülsün.

***

"Terörsüz Türkiye, kardeşlik ve tarihî fırsat" söylemleri toplumda karşılık buluyor. Peki... Bu ortak iradeyi kalıcı hale getirecek somut adımlar nerede? Uzun süredir görüşmeler yapıldığı söyleniyor. Komisyonlardan, çerçeve yasadan, hazırlıklardan söz ediliyor. Fakat kamuoyunun önünde hâlâ açık bir yol haritası yok.

***

Takvim belirsiz. Kapsam belirsiz. Sürecin sınırları belirsiz. Böyle olunca insanlar doğrulanmış bilgiler yerine kulislere ve söylentilere mahkûm kalıyor. Oysa böylesine kritik süreçlerde güveni sağlayan şey dedikodular değil; şeffaflık, hukuk ve açık iletişimdir. Çünkü belirsizlik umut üretmez. Belirsizlik, zamanla güvensizlik üretir.

***

Türkiye geçmişte de benzer süreçler yaşadı. Kimi umut verdi. Kimi hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Bu nedenle toplum artık iyi niyet açıklamalarından çok, somut adımlar görmek istiyor. Güven ancak sözle değil, icraatla oluşur.

***

Bugün geçmişten ayrılan önemli bir eşik var. Silah bırakma iradesi ilk kez bu kadar açık biçimde kamuoyuna yansıdı. Bu küçümsenecek bir gelişme değildir. Silahın sustuğu yerde siyaset konuşur. Demokrasi nefes alır. Şimdi beklenti, bundan sonraki adımların da aynı açıklıkla atılmasıdır.

***

Hafta sonu Diyarbakır'da düzenlenen "Barışın Yolunu Açmak" konferansı tam da bu soruların tartışıldığı önemli bir buluşmaydı. Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak'ın şu tespiti dikkat çekiciydi. "Demokrasi olmadan barış yalnızca geçici bir ateşkestir."

Aslında mesele tam da budur. Kalıcı barış yalnızca silahların bırakılmasıyla değil; adaletin güçlenmesi, demokrasinin işlemesi ve toplumun sürece güven duymasıyla mümkündür.

***

İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Cihan Aydın ise işin hukuki boyutuna dikkat çekti.

Silahsızlanmanın tek başına yeterli olmayacağını; yeniden topluma kazandırma politikalarının, hukuki güvencelerin ve gerekli yasal düzenlemelerin birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Çünkü barış süreçleri yalnızca iyi niyetle değil, hukukla kalıcı olur.

***

DEM Parti Milletvekili Mithat Sancar'ın altını çizdiği nokta da önemliydi.

Bu sürecin yalnızca Terörsüz Türkiye başlığıyla değil, aynı zamanda bir demokratikleşme süreci olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.

Yasal düzenlemelerin kapsayıcı, denetlenebilir ve güven veren bir zeminde hazırlanmasının önemini vurguladı.

***

Konferansta en çok öne çıkan kavram güven değil, güvenceydi.

Bu önemli bir ayrımdır. İnsanlar kişilere değil, hukuka güvenmek ister. Toplumun cevabını beklediği sorular hâlâ ortada duruyor..

Kimleri kapsayacak? Takvim nasıl işleyecek? Hangi düzenlemeler yapılacak? Toplum sürece nasıl dahil edilecek?  Bu sorular netleştikçe umut da güçlenecektir. Bu süreç ne yalnızca iktidarın ne de yalnızca muhalefetin meselesidir. Devletin, siyasetin, sivil toplumun ve toplumun tamamının ortak sorumluluğudur.

***

Hiç kimse barışı tek başına kuramaz.  Ama herkes ona katkı sunabilir. Eleştiriler de bu sürecin doğal parçasıdır. Yapıcı eleştiri barışı zayıflatmaz; doğru yönetildiğinde onu güçlendirir.

Barış sadece silahların susması değildir. Barış; adaletin güçlenmesi, hukukun güven vermesi, demokrasinin derinleşmesi ve insanların yeniden birbirine inanabilmesidir. Eğer gerçekten yeni bir sayfa açılacaksa, o sayfa kapalı kapılar ardında değil, milletin gözü önünde yazılmalıdır.

***

Kim ne der bilmem? Fikri beyanda özgür. Ama ben hâlâ yüksek derecede umutlu olanlardanım. Bu kez olacak? Ülkenin de, milletin de, devlet-i aliyenin de, yani herkesin acılarından ders çıkaracağına çıkarabileceğine inanıyorum.

Elbette ki, umut yalnızca temennilerle büyümez. Umut, güven veren adımlarla büyür. Bugün ihtiyaç duyulan şey sloganlar değil; somut metinler, net bir yol haritası, şeffaflık, hukuk ve cesarettir.

***

Tarihî bir fırsatın eşiğindeyiz.  Oun için, bu fırsatı sözlerle değil, güven veren adımlarla geleceğe taşımak için ortak akıl ve mücadele gerekli! Bu kez yalnızca bir süreci değil, gelecek kuşakların birlikte yaşayacağı Türkiye inşası hedeflenmekte! Ve ben bütün zorluklara rağmen aynı cümleyi tekrar, tekrar dillendiriyorum.

Bu sefer olsun.Bu sefer olsun. Bu sefer olsun

***

GÜNÜN SÖZÜ

Barış, silahların susmasıyla başlar; hukukun güven vermesiyle kalıcı olur.

 

Paylaş
Ömer Büyüktimur - Tüm Yazıları →