KAPANAN DAVA MI, CEVABI BULUNMAYAN SORULAR MI? (Narin Cinayeti)
Türkiye’nin vicdanına kazınan dosyalardan biri oldu 8 yaşındaki Narin Güran cinayeti. Bu dava, yalnızca bir çocuğun hunharca katledilmesiyle sınırlı değil; gerçeğin tam anlamıyla ortaya çıkarılamadığına dair derin bir toplumsal şüpheyle büyüyen bir dava oldu!… Aradan geçen zamana rağmen milyonların zihnindeki soru değişmedi ve hâlâ yanıt bekliyor: Narin’i kim öldürdü?
***
Dosyada tutuklamalar var, mahkûmiyetler var, çelişkili ifadeler ve birbirini takip eden iddialar söz konusu. Lakin tüm bunlara rağmen kamu vicdanını tatmin eden, kuşkuları ortadan kaldıran net bir hakikat ortaya konulabilmiş değil. Bu nedenle dava artık yalnızca bir cinayet soruşturması olmaktan çıktı; Türkiye’de adalet duygusunun nasıl şekillendiğini gösteren önemli bir toplumsal sınava dönüştü diyebiliriz.
***
Soruşturmanın ilk günlerinden itibaren dosya, hukuki zeminin dışına taşan tartışmaların merkezine oturdu. Televizyon ekranlarında kurulan sanal mahkemeler, sosyal medya üzerinden yürütülen yargısız infazlar ve doğrulanmamış bilgilerin hızla yayılması, olayın aydınlatılmasına katkı sunmaktan çok kafa karışıklığını artırdı. Algı bombardımanı, kimi zaman delillerin önüne geçti.
***
Özellikle aile üzerinden kurulan suçlayıcı dil, dosyanın en tartışmalı başlıklarından biri hâline geldi. Oysa bugün dahi aile fertlerinin önemli bir kısmı aynı talebi dile getiriyor: "Gerçek fail ortaya çıksın." Bu talep, sıradan bir savunma refleksinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Çünkü gerçeğin tüm yönleriyle açığa çıktığına dair toplumsal kanaat henüz oluşmuş değil.
***
Nitekim bu talep, geçtiğimiz günlerde Ankara Ulus Meydanı'nda düzenlenen basın açıklamasıyla bir kez daha kamuoyunun gündemine taşındı. Narin ve Ailesi İçin Adalet Platformu, davanın yeniden incelenmesini, tüm delillerin yeniden değerlendirilmesini ve gerçek faillerin ortaya çıkarılmasını istedi. Platform üyeleri, dosyanın kapandığının söylenebilmesi için toplum vicdanını tatmin edecek bir hakikatin ortaya konulması gerektiğini savundu.
***
Basın açıklamasında konuşan ağabey Baran Güran, olayın ardından ailelerinin kamuoyunda hedef hâline getirildiğini, hatta soyadlarını taşıyan çocukların bile bu süreçten olumsuz etkilendiğini dile getirdi. Ailenin avukatı Levent Mazılıgüney ise soruşturmada kullanılan bazı teknik raporlara itiraz ederek dosyanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Baba Arif Güran da yaklaşık iki yıldır adalet arayışlarını sürdürdüklerini belirterek, dosyanın tüm yönleriyle yeniden incelenmesi çağrısında bulundu.
***
İşte tam da bu noktada şu soru kendini yeniden hatırlatıyor:.Toplumun geniş bir kesimi hâlâ hakikatin ortaya çıkmadığını düşünüyorsa, bu dava gerçekten sona ermiş sayılabilir mi? Nevzat Bahtiyar hakkında verilen kararlar da bu tartışmaları bitirmek yerine daha da derinleştirdiğini görmemek mümkün mü?
***
Kimi verilen cezayı yetersiz buldu, kimi ise dosyadaki delil zincirinin hâlâ eksik halkalar içerdiğini savundu. Çünkü ceza hukukunun temel amacı yalnızca birilerini cezalandırmak değil, maddi gerçeği hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktır. Narin Güran dosyasında kuşkular zamanla azalmadı. Aksine, her yeni açıklama, her itiraz ve her farklı değerlendirme, kamuoyunun kafasındaki soru işaretlerini daha da büyüttü.
***
Ankara'daki açıklama da gösterdi ki, aile ve destek veren platformlar hukuki mücadeleyi sürdürmekte kararlı. Dosyanın Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere ilgili merciler tarafından yeniden değerlendirilmesi yönündeki çağrılar, davanın toplum nezdinde hâlâ kapanmadığını ortaya koyuyor. Çünkü ortada yalnızca bir dava değil, bütün ülkenin hafızasında derin iz bırakan ağır bir travma bulunuyor. Ve toplumun aradığı şey, "dosya kapandı" cümlesinden çok daha fazlası: Hakikat gerçekten ortaya çıktı mı?
***
Belki de en rahatsız edici nokta tam olarak burada yatıyor.
Bir çocuk öldürüldü. Fakat Türkiye, cinayetin bütün yönleriyle aydınlatıldığına hâlâ tam olarak ikna olmuş değil. Bu yüzden Narin Güran dosyası artık yalnızca adliye koridorlarının konusu değildir. Bu dava; soruşturma süreçlerinin şeffaflığını, medyanın sorumluluğunu, sosyal medyanın yargısız infaz kültürünü ve toplumun suçlu ilan etme refleksini de tartışmaya açmıştır. Çünkü bazen gerçeklerden önce hikâyeler dolaşıma girer. Ve o hikâyeler, delillerden daha hızlı yayılır.
***
Bu süreçte toplumsal öfke zaman zaman hukukun önüne geçti. İnsanlar mahkeme kararlarını beklemeden hüküm verdi. Soyadları suç delili gibi sunuldu, akrabalık ilişkileri ise şüphe unsuru hâline getirildi. Oysa hukuk tam da böyle dönemlerde gereklidir. Kalabalıkların öfkesiyle değil, somut delillerle konuşabilmek için...
***
Bugün geriye hâlâ cevabı tam olarak verilemeyen o soru kalıyor:
Narin’i gerçekten kim öldürdü?
Bu soru, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde cevaplanmadıkça; dava hukuk önünde kapanmış görünse bile toplumun vicdanında kapanmayacaktır.
***
GÜNÜN SÖZÜ
Adalet yalnızca karar vermek değil, gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarabilmektir.
Ömer Büyüktimur - Önceki Yazıları
-
DAHA KAÇ ROJİN, GÜLİSTAN VE NUR SENA GİDECEK?!
17 Temmuz 2026
-
15 TEMMUZ; O GECE MİLLET KAZANDI
15 Temmuz 2026
-
ÇETELER VE KAYBOLAN GÜVEN!
14 Temmuz 2026
-
GERÇEK CESARET KAZANSIN!
13 Temmuz 2026
-
PAROLA: BAYRAK... KAYIP: 70 MİLYON TL!
11 Temmuz 2026