KORSAN FESTİVAL?
Bu artık yok canım denilecek bir durum değil?. Bu düpedüz başıboşluk… Diyarbakır’ın göbeğinde, Ofis’in kalbinde yer alan Sanat Sokağı… Yani adı üstünde sanatla anılması gereken bir yer. Bugün ne halde? Tezgâhların, gelişigüzel kurulan stantların, kaynağı belirsiz ürünlerin işgal ettiği bir pazara dönmüş durumda.
***
Adına da süslü bir etiket yapıştırılmış.. Hatay-Gaziantep Gastronomi, Yöresel Tatlar, Tekstil ve Hediyelik Eşya Festivali… Festival mi?.. Fuar mı? Yoksa denetimsizliğin serbest piyasası mı?. Hepsi faili meçhul.. 24 Nisan – 10 Mayıs 2026 tarihleri arasında kurulan bu yapı, bir etkinlikten çok daha fazlasını anlatıyor. Zafiyet ve keyfiyetin egemenleştiğini gösteriyor..
***
Şöyle ki.. Meslek odaları konuşuyor. Uyarıyor. Alarm veriyor… Basına da çarşaf, çarşaf haberler yansıyor.. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası hijyen diyor, kayıt dışılıktan söz ediyor.. Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği halk sağlığı diyor, yerel esnafın ezildiğini söylüyor. İki örgütlü yapı, Valilik ve Belediye de bizler gibi aynı hassasiyeti taşıyor, tavrımız bir diyor?
***
Hal bu iken sormak gerekmez mi?.. Bir kentin merkezinde, kamunun ortasında, bu kadar büyük bir organizasyon kimden izin alarak kuruldu?. Daha da net ve açık bir şekilde soralım?.. Kim buyur edip, gelin adına fuar mı, festival mi, ya da serbest piyasa mı, istediğinizi yapın, istediğinizi açın dedi?.. Kim yanıt verir? Meçhul? Öyle ya gören gördü, susan sustu!…
***
Hal-i hazırda gösterilen tepkiler, yapılan, yapılacağı ifade edilen suç duyuruları.. Mevcut sorunu çözer mi?. Sanmam.. Lakin, geciken refleksler bunlar!.. Asıl Sanat Sokağı’nın işletmelerine, oranın yönetimine sormak lazım.. “Siz nasıl rıza gösterdiniz, ya da siz mi, buyur edensiniz?..” Sahi siz olsanız da, sokağın sahibi siz değilsiniz ki?!…
***
Bu hal-i durum, sadece bir alanın değil, bir anlayışın da egemenleştiğini gösteriyor.. Sanatın olması gereken yerde bugün denetimsiz ticaret var. Estetik yok, düzen yok, sorumluluk yok. Vakıa, bir görüntü kirliliği meselesi de değil. Bu işin içinde gıda var. Hijyen var. Halk sağlığı var.
***
Kaldı ki, denetimsiz gıda satışı demek, doğrudan risk demektir. Aynı zaman da kayıt dışı ticaret demek, vergisini veren esnafın cezalandırılması demektir. Zaten zor ayakta duran Diyarbakır’ın yerel esnafının üzerine bir de dışarıdan gelen, kuralsız rekabetin bindirilmesi kabul edilebilir değil.. Bu mudur hakkaniyet!..
***
Aslında konuşulması, kafa yormamız gereken tek şey var.. O da böylesi büyüklükte bir organizasyon, kurumların bilgisi dışında kurulabiliyorsa, ortada sadece bir ihmalkarlık yoktur. Bu ürkütücü bir keyfiyetin, zafiyetin ve de denetimsizliğin, mızrak çuvala sığmaz halini gösteriyor… Bugün Sanat Sokağı yarın başka bir yer, sessizlik boğucu ketumluğu inşa eder!?.
***
Yapılması gereken net ve basit?
BİR; Sorumlular ortaya çıkmalı.
İKİ; Kim izin verdiyse açıklanmalı.
ÜÇ; Kim denetlemediyse hesap vermeli?
Bunlar yapılmaz ise, bu şehirde korsan sadece denizde olmaz. Sokakta, meydanda, kamunun tam ortasında kendine kurtarılmış alan bulur. Tıpkı, Diyarbakır esnafının üreyen çetelerle başının dertte olduğu gibi!
***
Kaldı ki, bu ölçekte bir organizasyon, bir gecede kurulmadı.. Ki kurulması imkansız.. Elektriği var, standı var, satış alanı var, günlerce süren bir organizasyon var. Bu şehirde küçük bir esnaf tabela asarken bile denetime takılırken, bu kadar büyük bir yapı nasıl oluyor da elini kolunu sallayarak kurulabiliyor?.. Demek ki, gölgeler adına bir himmenleşme olmuş?!…
***
GÜNÜN SÖZÜ..
Sokağına sahip çıkmazsan, mahalende varlık gösteremezsin!..
Ömer Büyüktimur - Önceki Yazıları
-
HALKIN OYU YOLSUZLUĞA, DEMOKRASİ DE HIRSIZLIĞA KILIF OLAMAZ?!
25 Nisan 2026
-
İSTENİLEN TEK ŞEY; "ADALET!"
24 Nisan 2026
-
GERÇEK HALA KARANLIKTA MI?! (23 Nisan Bayramı)
23 Nisan 2026
-
MİDEMİZE SAPLANAN BIÇAK!…
22 Nisan 2026
-
BU SİSTEM NASIL ÇÜRÜDÜ?
21 Nisan 2026