Kategoriler
Köşe Yazısı 12 Eylül 2026, Cumartesi
AnasayfaYazarlar › Ömer Büyüktimur
Köşe Yazısı Ömer Büyüktimur 12 Eylül 2026, Cumartesi

ÜNİVERSİTE’DE “YOK DAHA NELER?” (II)

Dünden devam ediyoruz.

Ancak bugün meseleyi tek tek olayların peşinden giderek değil, o olayları birbirine bağlayan noktadan ele almak gerekiyor.

Çünkü karşımızda artık yalnızca bir petrol anlaşması yok.

Bir tarafta üniversite arazisinin kullanımına ilişkin tartışmalı sözleşme…

Diğer tarafta atamalar ve liyakat tartışmaları…

Bir başka tarafta Rektör Prof. Dr. Kamuran Eronat’ın baldızı Gelavuj Akkoç

Malum, kendisi Üniversite Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı..

Ona verilen, başarı plaketi…

Peki ya plaketin gerekçesi olarak gösterilen Havuzbaşı Sosyal Tesisleri’nin onarımıyla ilgili gündeme gelen 17 milyon liralık harcamanın hikâyesi?

Vay da vay!

Kep düştü, kel göründü misali…

***

Dün, “Baldıza neden plaket verildi?” diye sormuştuk.

Bugün ise daha önemli bir sorunun peşindeyiz:

O plaketin gerekçesi olarak gösterilen Havuzbaşı Sosyal Tesisleri’nde meğer neler olmamış ki?

Malum…

Üniversite yönetimi yaptığı resmi açıklamada, Gelavuj Akkoç’a plaket verilmesinin gerekçesini, Havuzbaşı Sosyal Tesisleri’nin yenilenmesi ve onarım sürecinde gösterdiği yoğun çalışma gösterilmişti!

Bir personelin emeğinin ödüllendirilmesi elbette tek başına sorun olamaz.

Fakat gazeteciliğin görevi tam da burada başlar.

Bir açıklamayı aktarmakla yetinmek değil, o açıklamanın işaret ettiği yere de bakmak gerekir!

Biz de baktığımızda karşımıza Havuzbaşı Sosyal Tesisleri çıkıyor.

Ve bu tesisle ilgili olarak yaklaşık 17 milyon liralık bir harcamadan söz ediliyor.

Artık mesele, plaket değil…

Plaketin arkasındaki tesis, tesisin arkasındaki onarım ve onarımın arkasındaki kamu kaynağı!

***

PLAKETİN PERDESİNİ ARALAYINCA…

Kamuoyuna yansıyan bir haber..

“Dicle Üniversitesi’nde 17 Milyonluk Havuz Vurgunu İddiası ve Kalp Hastanesi’nde Şantiye Çilesi…”

Haberde, yüzme havuzunun bakım ve onarım sürecine ilişkin ciddi iddialar yer alıyor.

Haberde; çalışmaların resmi ihale sürecinden önce başladığı, daha sonra acil durum gerekçesiyle pazarlık usulüne başvurulduğu ve yaklaşık 17 milyon liralık bir harcama yapıldığı ileri sürülüyor.

Yine bazı firmaların sürece davet edildiği ve söz konusu harcamanın üniversite bünyesindeki Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Hastanesi kaynaklarından karşılandığı iddiaları da haberde yer alıyor.

“Yok daha neler!” dedirtmiyor mu?

Tabii ki altını çizelim:

Bunlar haberde yer alan iddialar..

Dolayısıyla iddiaların muhataplarının da söz konusu hususlara ilişkin açıklama yapması gerekir.

Ancak kamuoyunun önüne konulan iddia, 17 milyon liralık bir kamu harcamasından söz ediyorsa, bunun karşılığında kamuoyunun beklediği şey bellidir:

Belge ve açıklık.

Çünkü rakam büyüdükçe, şeffaflık ihtiyacı da büyür.

***

17 MİLYON LİRALIK SORU İŞARETİ

Kimse üniversitenin Havuzbaşı Sosyal Tesisleri’ni onarmasına ya da sosyal tesislerine yatırım yapmasına karşı çıkmıyor.

Mevzu havuzbaşı değil.

Mesele, kamu parasının nasıl harcandığına dair ortaya atılan “usulsüzlük” iddiasıdır.

Kaldı ki haberin üzerinden üç gün geçti; hâlâ üniversite yönetimi tarafından kamuoyunu tatmin edecek kapsamlı bir açıklama yapılmış değil.

Adeta sağıra yatar vaziyette!

Oysa bu tutumla üniversite zarar görüyor..

Şeffaflıkla açıklamalı..

Ve kendini savunmuş olur.

Zira kamu yönetiminde en güçlü cevap, söz değil; belgedir.

***

BİR TARAFTA HAVUZ, DİĞER TARAFTA HASTANE

Meselenin bir başka boyutu daha var.

Aynı haberde Kalp Hastanesi’nin fiziki koşullarına ilişkin ciddi sorunlar da gündeme getirilmiş..

Ben de daha önce buradan aktarmıştım:

“Hastanenin girişi de, çıkışı da, katları da harap.”

Mevcut tablo hiç de iç açıcı değil.

Bir tarafta milyonlarca liralık olduğu ileri sürülen bir havuz onarımı…

Diğer tarafta sağlık hizmetlerinin yürütüldüğü bir hastanenin fiziki koşulları…

Gel de söylenme!!

Üstelik Havuzbaşı açıldı, şimdi yeniden kapanıyor.

Sezon bitti.

Önümüz kış.

***

İşte tam bu noktada mesele bu kez yalnızca kaç para harcandı? sorusundan ibaret olmaktan çıkıyor.

Üniversitenin yatırım öncelikleri nasıl belirleniyor?

Öğrencinin ihtiyacı mı önce geliyor?

Hastanenin ihtiyacı mı?

Eğitim altyapısı mı?

Akademik ve idari personelin çalışma koşulları mı?

Sosyal tesisler mi?

Bunların elbette bir planı, bir öncelik sırası ve kamu yararına dayanan bir gerekçesi olmalı.

Çünkü kamu yönetimi, “Paramız vardı, harcadık” anlayışıyla yürütülemez.

Kamu kaynağı; ihtiyaç, öncelik ve kamu yararı gözetilerek kullanılmalıdır.

***

ŞEFFAFLIKTAN KORKMAYIN

Buradan Dicle Üniversitesi yönetimine bir kez daha çağrım açık:

Çıkın ve anlatın.

Petrol anlaşmasının bütün şartlarını kamuoyuyla paylaşın.

750 bin liralık kira bedelinin nasıl belirlendiğini açıklayın.

Yüzde 3’lük gelir paylaşımının ve yüzde 25’lik işletme giderinin gerekçesini ortaya koyun.

Pazarlık usulünün neden tercih edildiğini anlatın.

Atamalarda hangi kriterlerin uygulandığını kamuoyuna sunun.

Gelavuj Akkoç’a verilen plaketin Havuzbaşı Sosyal Tesisleri’ndeki çalışmalara istinaden verildiğini açıkladığınız gibi, bu tür ödüllendirmelerde hangi genel kriterlerin esas alındığını da açıklayın.

Ve en önemlisi…

Havuzbaşı Sosyal Tesisleri’nin onarımıyla ilgili kamuoyuna yansıyan 17 milyon liralık harcama iddialarının bütün yönlerini belgeleriyle ortaya koyun!

***

Bilin ki…

Belgeler konuşur.

Yetkililer soruları cevapsız bırakır ve kamuoyuna sessiz kalırsa…

İşte o zaman 17 milyon liralık soru işareti daha da büyür.

Ve unutmayalım:

Kamu kurumlarının en güçlü savunması, açıklama değil; şeffaflık ve belgedir.

***

GÜNÜN SÖZÜ

Kamu parasının hesabı, kamuoyuna verilir.

 

Paylaş
Ömer Büyüktimur - Tüm Yazıları →