Başka bir açıdan Nato toplantısı
Çarşamba günü Ankara'da yapılacak olan NATO toplantısının hazırlıkları hummalı bir şekilde devam ediyor. Görünür yerlerdeki binalar boyanıyor, çevre düzenlemesi yapılıyor ve yıllardır vatandaşın şikayetçi olduğu, onlarca insanın- özellikle çocukların- hayatına mal olan sokak köpekleri toplatılıyor! NATO toplantısı daha yapılmadan, bu toplanmadan sağladığımız en büyük fayda, sayıları 30 bini bulan sokak köpeklerinin Ankara sokaklarından toplanması oldu desek yeridir! Belirtelim ki, bu durum aynı zamanda iktidarın ve Ankara belediyesinin hanesine eksi bir puan olarak işlenmiştir! Madem yapabiliyordunuz, neden bunca zaman, bunca kayba göz yumdunuz?!
AB ve İngiltere ne zamandır Türkiye'yi yerli yersiz övüyor, stratejik önemini ve Türkiye ile işbirliğinin kaçınılmazlığını vurguluyorlar. Aynı zamanda Trump da, daha toplantıya gelmeden Türkiye ve Erdoğan'a abartılı övgüler düzdü. Kendisiyle çok iyi ilişkiler içinde olduğunu Türkiye'nin çok güçlü bir ordusu ve 3000 tane savunma şirketi var diyerek övgü dolu cümleler kurdu. Ayrıca, Erdoğan bizzat davet etmese NATO toplantısına katılmayı düşünmüyordum dedi.
Her ne kadar bayram değil seyran değil sözü aklımıza gelse de, işin özü gerçekten Türkiye'ye ihtiyaçları var ve bu övgüleri isteseler de istemeseler de yapmak zorunda kalıyorlar. Avrupa o güçlü ekonomisinden ve dünyaya yön veren siyasetinden hızla uzaklaşıp sıradanlaşırken ve özellikle Ukrayna-Rusya savaşında hem ekonomik hem de siyasi gücünü kaybederken; Amerika ortadoğu coğrafyasında saplandığı bataklıktan(Ortadoğu bataklık değil bu arada) ve çoğuna, girdiği anlamsız savaşların sebep olduğu 40 trilyon dolara yaklaşan borcun ağırlığından çıkış yolları ararken; çıkış kapılarından biri de Türkiye'yi işaret ediyor. Evet, Türkiye ABD ve Avrupa için stratejik konumu, enerji koridoru, güçlü ordusu ve ileri savunma sanayisi ile Avrupa ve Amerikanın birlikte hareket etmek zorunda kaldığı, önemi günden güne de artan bir ülke konumuna yükselmiştir. Trump, gelmeden bazı müjdeler vereceğini söylemişti Türkiye için. F35'lerin satış yasağını ve CAATSA'yı (Düşman ülkelerle işbirliği yapan ülkelere verilen cezalar) kaldıracağını vaadetti. Türkiye Rusya'dan S400 hava savunma sistemleri satın aldığı için bu ceza verilmişti, şimdi bunun kaldırılacağı vaadediliyor.
NATO toplantısında konuşulacak konuların başında Ukrayna-Rusya savaşı gelir diye düşünüyorum. Gazze ve Lübnan'daki İsrail katliamlarına da kıyısından değinilir! Çin'in yükselişinin durdurulması, Ortadoğunun yeniden dizayn edilmesi ve diğer küresel porojeler de perde arkasında konuşulur!
AB ve İngiltere, Ukrayna-Rusya savaşına verdiği desteğe hız kesmeden devam ediyor. Ukrayna ve Rusya'da büyük yıkımlar meydana gelmesi de umurlarında değil. Yaklaşık 2 milyon insan bu savaşta öldü ve hem Rusya'da hem de Ukrayna'da onarılması zor maddi ve manevi tahribatlar meydana geldi. Son zamanlarda Ukrayna yaptığı saldırılarda Rusya'nın bir çok enerji, petrol ve doğal gaz tesislerini vurdu. Öyle ki ülkede benzin kuyrukları oluştu ve Rusya gibi bir ülke Hindistandan benzin ithal etmek zorunda kaldı! Avrupa Ukrayna'ya her türlü desteği vermesine rağmen Amerika Biden döneminde olduğu gibi artık kesenin ağzını açmıyor! Trump, her ne kadar Rusya'nın zayıflamasını ve kendisiyle istediği şartlarda masaya oturup Ukrayna'nın nadir elementlerini paylaşma noktasında bir anlaşma yapmak istese de, Ukrayna'ya silah yardımını sınırlı tutuyor.
Türkiye’ye ne vereceklerini bilmesek de, AB'nin vaatlerine karşılık, Türkiye'nin Rusya'dan uzaklaşmasını ve Avrupa ile Rusya arasında güvenli bir liman olmasını talep edeceklerini düşünebiliriz! Nato'nun geçmiş yıllarda Türkiye'ye karşı düşmanca tutumlarını ve yaptıklarını unutmasak da, girilen bu yeni dönemde Türkiye'nin NATO içinde güçlü bir şekilde yer almasında risklerle beraber büyük avantajlar da var.
Amerika ise daha farklı taleplerle geliyor. Özellikle ortadoğu coğrafyasının yeniden dizayn edilmesi noktasında Amerikanın Türkiyeye ihtiyacı var. Körfez ülkeleri İran-Abd, İsrail savaşında, Amerika ve İsrailin kendilerini koruyamadıklarını gördüler ve bir takım arayışlara girdiler. Dolayısıyla yönlerini Türkiyeye çevirmek zorunda kaldılar! Bir el tarafından bilinçli bir şekilde mi, yoksa spontane mi gelişti bilmiyoruz ama bu coğrafyada Türkiyenin önüne altın fırsatların serildiğini görüyoruz. İzleyip göreceğiz, Türkiye bu fırsatları coğrafyanın ve insanlığın selameti yönünde mi kullanacak yoksa ucuz siyasi ve ideolojik heveslerle heba mı edecek?!
Süleyman Çiftçioğlu - Önceki Yazıları
-
Yeni bir dünya geliyor...
29 Haziran 2026
-
Antlaşma tamam, şimdi ne olacak?!
22 Haziran 2026
-
İklim, yapay et ve sivrisinek!
15 Haziran 2026
-
Dünyanın gündemi memleketin hali pür melali!
26 Mayıs 2026
-
Efsaneler Çökerken....
18 Mayıs 2026