Kategoriler
Köşe Yazısı 23 Temmuz 2026, Perşembe
AnasayfaYazarlar › Süleyman Çiftçioğlu
Köşe Yazısı Süleyman Çiftçioğlu 20 Temmuz 2026, Pazartesi

Tehlikeli Sular ve Ahbap çavuş ilişkileri!

Amerika ve İran henüz attıkları imzaların mürekkebi kurumadan yeniden savaşmaya başladılar. Amerika yolları, köprüleri, iletişim ağlarını, su arıtma tesislerini vurarak İran'ın neredeyse bütün altyapısını yok ederken; İran da Ürdün, Katar, Bahreyn ve Suudi Arabistan'daki Amerikan üslerini hedef aldı. İki taraftan da kayıplar var. İlginç ve bir o kadar tuhaf olan şey, bu savaşı körükleyen ve her fırsatta barışı sabote eden İsraile, İran tarafından tek bir füze atılmamış olması. Üstelik İsrail Gazze'de katliamlarına tam gaz devam ederken! İsrail savaş sürdükçe ayakta kalacağına inanırken, İran'da da Devrim Muhafızları buna paralel olarak savaşın sürmesini istiyor. Hedefler ayrı ama kullanılan araçlar aynı! İran, bir süre önce Suriye'den çekilmiş, Irak ve Lübnan'daki vekalet güçlerini desteklemeye ara vermişti.  Herkes İran'ın Şii Hilali Projesinin bittiğini düşünürken Amerika ve İsrailin kendisine saldırması bu projeye bir can suyu vazifesi gördü ilginç bir şekilde! (Ahmet Şârâ'nın bir süre önce, Lübnan'ın iyiliği için Hizbullah ile sorunumuz olsa da bir catışma söz konusu olmaz. Oturur konuşuruz; demesine rağmen, İran'ın Suriyeyi tehdit etmesi de hayra alamet değil!)

Aynı şekilde İsrail de, Vaadedilmiş Topraklara bu coğrafyadaki bitmeyen savaşlar  ve oluşacak kaosla kavuşacağına inanıyor. İran'ın ısrarla savaşı sürdürmesi Trump'un Amerika'da yapılacak seçimleri kaybetmesine sebep olacak. Belirtmek gerekir ki, İran'ın öncelikli hedefi buysa, bu iyi niyetli bir hedef değil. Zira Trump giderse yerine gelecek olan Demokratlarla bölgedeki işler daha da karmaşık hale gelecek ve yeniden terör örgütlerine destek verilerek bölgedeki savaşlar hortlatılacak! İran bu sayede yangından mal kaçırıp yakın geçmişte olduğu gibi Hilalini parlatacağını düşünüyorsa o başka tabi!

Her ne kadar İsraille birlikte hareket ediniyor görünse de Trump yönetiminin Israilden çok rahatsız olduğunu biliyoruz. Amerika'daki iktidar ve muhalefetin büyük oranda siyonist zihniyet tarafından yönlendirilmesi, Trump ve ekibini de etkisi altına alıyor doğal olarak. Trump bir avuç Hırıstiyan ulusalcıyla birlikte İsraile karşı dirense de şimdiye kadar pek başarılı olduğu söylenemez. Trump'un yardımcısı Vance, geçenlerde şöyle dedi mesela; " İsrail, kamuoyunu bize karşı yönlendirmek için para harcıyor ve Amerika'yı savaşın içine çekiyor. Trump da böyle düşünüyor. İsrailin canı cehenneme!" Bu sözleri söyleyebilen bir yönetim İsraille gönüllü olarak  birlikte hareket eder mi?!

 İran gerçekten kendisinin ve coğrafyanın selametini önceliyorsa, İsrailin de sürmesini istediği savaşı devam ettirmez, Trumpla oturup gerçek bir anlaşma sağlar ve bu sayede  İsrailin ekmeğine kan doğramış olur!

Aksi takdirde, Körfez ülkeleriyle didişmeye devam ederse; körfezin kullanışlı aparatı olan kukla liderleri de İran'a savaş açarsa mezhep ayrılıkları tavan yapar ve sonuçta bütün coğrafya bu işten zararlı çıkar ve kimseye yar olmaz!

.......

Geçen hafta boyunca şarkıcı Haluk Levent'in kurduğu AHBAP derneğinin, özellikle Şubat Depreminden sonra  muhalefet medyasının yoğun propagandalarıyla güvenilir yardım kuruluşu etiketiyle pazarlanması neticesinde, el birliğiyle,  yurt içi ve yurt dışından gelen milyarlarca liranın bahis, eğlence ve kumar masalarında nasıl iç edildiğinin haberlerini dinledik. Çoğu harabeye dönen 11 ilimizin enkazı üzerinden nasıl bir vicdansızlık ve merhametsizlik örneği sergilendiğini konuştuk. İktidara muhalefet bahanesiyle devlet kurumlarının nasıl hedef alınıp Kızılay'ın, AFAD'ın itibarsızlaştırıldığını ve muhalif kesimlerin bir şarkıcının kurduğu yardım(!) kuruluşuna yönlendirildiğini hatırladık. Öyle ki, Kızılay'a bırakın nakti ve aynî yardımları,  kan bağışları bile durma noktasına gelmiş, hastanelerde 1000'lerce hasta mağdur edilmişti. O günlerde AHBAP'a övgü düzenler, şimdilerde eski twetlerini silme telaşına düştüler. Fatih Portakallar, Uğur Dündarlar, Müjdat Gezenler falan, filanlar....Haluk Levent yalnız değildi tabi. Deprem günlerinde parlayan; hani şu meşhur, 'baraj patladı' yalanını uydurup milleti paniğe sevk eden Babala Tv'nin sahibi Oğuzhan Uğur da göz altına alınanlar arasındaydı. Yurt dışından Kanalına gelen büyük miktarda yardımların kişilerin hesaplarına aktarılması gerekçesi ile evinden alınıp emniyete sevk edildi. Soruşturma sürecek, başka gözaltılar olacak ve bu iş çok farklı yerlere de gidecek. Unutulmaması gereken noktalardan birisi, bu vurgunun en başta Kemalist maskeyle yapıldığıdır! Haluk Levent, 10. Yıl marşını söyleye söyleye, çıktığı her programda Atatürk propagandası yapa yapa  milyarlarca lirayı topladı ve kumar masalarında yok etti! Gerekli dersimizi alalım ve sadece Atatürk maskesiyle değil, her türlü maskeyle insanların karşısına çıkan vicdansız, merhametsiz, vatansız mahluklara karşı uyanık olalım. Bir sözümüz de iktidara; bir şarkıcının, devletin yardım kurumlarını bu kadar kolay itibarsız hale getirmesi ve milyarlarca lira toplaması size ne anlatıyor acaba?! Bu kurumlar millete yeterince güven verememiş, yapılan bazı işler ve icraatler milletin bu kurumlardan soğumasına yol açmış olabilir mi?! Toplumda büyük bir güven bunalımı var. Güven, bir ülkede en büyük değerdir. Onun yokluğunda bir ülkeyi ayakta tutamazsınız!

Paylaş
Süleyman Çiftçioğlu - Tüm Yazıları →