Dünyanın gündemi memleketin hali pür melali!
Amerika-İsrail ve İran arasındaki savaş, verilen ateşkes arasıyla ne zamandır durmuş durumda fakat bununla beraber diplomatik düzeyde yüksek tansiyon devam ediyor. Verilen arada taraflar stoklarını tahkim ettiler ve Amerikan istihbaratına göre İran azalan silah stoklarını kısa sürede ikame ederek eksiklerini kapatmış. Bu istihbarat bilgisiyle Trump'a şu mesaj veriliyor; İran'a yeni bir saldırı başlatmanın bedelleri ağır olabilir! Bu yüzden olsa gerek, savaş baslatılırken İran'ın nükleer silah potansiyeli ve sahip olduğu zenginleştirilmiş uranyum bahane edilirken, sonunda tartışmalar Hürmüz Boğazı'na gelip dayanmış durumda. İran'dan 1 gram uranyum alamayacağını, nükleer çalışmalarını sonlandıramayacağını anlayan Amerikanın İran'dan koparacağı tek taviz olarak elinde Hürmüz Boğazı kaldı. Savaştan önce gemilerin serbestçe geçtiği, ticaretin sorunsuz devam ettiği Hürmüz Boğazı şimdi İran'ın elinden kurtarılmaya çalışılıyor! Adeta Trump ve teröristbaşı Netenyahu, İran'a pirince giderken bulgurdan oldular! Yine de tünelin ucunda bir anlaşma umudu görünmüyor değil. Trump ne yapıp edip 60 günlük bir ateşkes anlaşması yapmaya çalışacaktır. Bu da, ileriye dönük kalıcı bir anlaşmanın önünü açabilir. İhtimal %50 seviyesinde görünüyor. Yine de İran'a yeniden bir saldırı ihtimali var. Bakalım Trump, girdiği türbülansdan çıkabilecek mi, göreceğiz.
Geçen haftanın en önemli olaylarından biri de uluslararası SUMUD Filosunun, 60'tan fazla yelkenliyle Gazze'ye giderken uluslararası sularda korsan-terörist İsrail askerleri tarafından tutukĺanarak, götürüldükleri cezaevlerinde yaşadıkları çirkin ve aşağılıkça muameleydi. SUMUD aktivistlerinin amacı Gazze ablukasını kırmak, Gazzeye yardım götürmek ve uluslararası kamuoyunu harekete geçirmekti. Bu uğurda dünyanın bir çok yerinden Gazzeye doğru harekete geçen bu altın kalpli ve cesur kardeşlerimizi yürekten selamlıyorum. Bir kaç günlüğüne ve seyreltilmiş bir şekilde de olsa Gazzeli kardeşlerimizin yıllarca yaşadığı zulüm İşkence, taciz ve psikolojik şiddeti bedenlerinde ve ruhlarında yaşayan bu kardeşlerimiz her türlü övgü takdiri hakediyor. SUMUD Filosu, Gazzeyi dünyanın gündemine bir kez daha getirerek insanlık adına son derece önemli bir iş başarmıştır. İsrail terör devletinin yaptığı vahşet ve rezilliklere karşı artan bir şekilde devletlerin tepki ve kınaması, bu terör devletini daha bir köşeye sıkıştırması ve sonunu hızlandırması açısından SUMUD Filosu aktivistlerinin önemli payı vardır. SUMUD Filosu aktivistlerinden biri olan İrlanda Cumhurbaşkanı Catherine Connelly'in (ki kendisi kardeşiyle gurur duyduğunu ve İsrailin bir terör devleti olduğunu beyan etmiş) kardeşi Margaret Colonnelly'in terörist devletin hapishanelerinden çıktıktan sonraki şu açıklamalarına bakarak bu Filonun farkındalık oluşturma açısından ulaştığı kapsama alanını idrak edebiliriz. Bayan Margaret Connolly röportajında dedi ki, "Bize yapılan, Filistinlilere yapılanların yanında hiçbir şey. Bu zalim, bu barbar rejim sonlandırılmalı. Bir doktor, bir anne, bir İrlandalı olarak söylüyorum; yahudilerin Filistinlilere köpek muamelesi yapmasına ve kendilerine ait olmayan ülkeyi çalmalarına izin vermemeliyiz!" Zulmü seyretmeyen, kınamakla- lanetlemekle yetinmeyen , eli-kolu bağlı durmayan ve harekete geçen bu insanlık abidesi kadına ve onunla birlikte korkusuzca Gazze'ye yelken açan kahramanlara selam olsun!
Haftanın önemli haberlerinden biri de Chpli bazı delegelerin yaptığı itirazla, başkanlığa Özgür Özel'in seçildiği parti kurultayında meydana gelen usulsüzlüklere ilişkin açıklanan mahkeme kararıydı. Mahkeme neticesinde Mutlak Butlan kararı çıktı ve Chpnin itirazı da YSK tarafından reddedildi. Tabi karara karşı Chp yönetiminden tepkiler gecikmedi. Daha önce müslümanlığa dair edepsizce laflar eden bir vekil, Kılıçdaroğluna beddua ediyor, biri eline hortum almış CHP binasına gelen emniyet mensuplarını ve K.Kılıçdaroğlunun avukatını engellemeye çalışıyor, bir diğeri K. Kılıçdaroğlunu partiden ihraç ettireceğiz diyor! Ama kimse kendim ettim kendim buldum demiyor!
Ve kimse, son yıllarda siyasete karşı vatandaşın aşırı derecede soğuduğundan, hangi kesimden olursa olsun kendi partisinden sür'atle uzaklaştığından söz etmiyor! Kendileri yukarıda tepinirlerken, aşağıdakilerin halinden bihaber siyasi hesaplar yapmaktan başlarını kaldıramıyor! Evet, son gelişmelerle birlikte bir erken seçim senaryosu konuşulmaya başlandı bile, ama kimse, milletin siyasete olan güven kaybını tekrardan kazanmaya yönelik bir yenilenmeden, bir tazelenmeden, yeni ve temiz yüzlerden söz etmiyor. Kimse, dış siyasette bir yıldız gibi parlayan ama içeride her tarafından dökülen ahlaksızlığın, yolsuzluğun, bencilliğin kuşattığı belediyeleri, bürokrasiyi, adalet mekanizmasını, bozuk eğitim sistemini, bazı esnafın ve ev sahiplerinin zulmünü, emeklilerin ve asgari ücretlinin vahim durumunu sormuyor. Bu kafayla yol yürünmeye devam edilirse şayet, bir erken seçimde seçimin kazananı sandığa protesto eden milyonlar olacak; şimdiden bilinsin istedim!
Süleyman Çiftçioğlu - Önceki Yazıları
-
Efsaneler Çökerken....
18 Mayıs 2026
-
Gündemimiz hala savaş...
04 Mayıs 2026
-
Zamanı Gelmedi mi?
20 Nisan 2026
-
Ne olacak şimdi?
13 Nisan 2026
-
Bitmeyen Savaşın Sonuçları...
06 Nisan 2026