“CİNSEL İSTİSMARI SAVUNMAK MI?”…

Kim savunabilir ki? İnsan bu kadar mı, insani, vicdani, şeref ve haysiyet körlüğü içerisinde olabilir ki? Bu cinsel istismar denilen, ahlaksızlığın, rezilliğin, iğrençliğin mağduru üç yaşındaki bir çocuk olsun. Hem de, darp edilerek vahşi bir şekilde, cinsel istismara maruz kalsın?…

***

Bu vakıa karşısında, insanın tüyleri diken diken olup, kanı donmaz mı?.. Cinnet hali oluşmaz mı?. Psikolojik yönde, travma geçirmez mi?. Bu aşağılık fiili yapan her kim ise, şeriat hükümleriyle katlı vaciptir vaazları hatırlanmaz mı? Ama. ülkemizde kanunlar bu yönde işlemediği için iğrenç virüs hızla yayılıyor?

***

Onun içindir ki son yıllarda böylesi çürümüşlüğün, ahlaksızlığın şirret haliyle sarsılıp duruyoruz!.. Tekirdağ’da iki yaşındaki bebeğe yapılan, tecavüz ve o yavrucağın vefatıyla az mı sarsıldık?.. Ki, Diyarbakır’da canice öldürülen 8 yaşındaki Narin Güran olayı!.. Ve Kars'ta, 6 yaşındaki Sedanur!..

***

Gelelim, İBB’ye bağlı kreşte vuku bulan 3 yaşındaki çocuğa yönelik cinsel istismar ve de darp vakıasına..  Olay artık yargıda! Bir kişi tutuklu, diğer kişiler adli kontrolle serbest! Mevzu adli yönde, soruşturuluyor. Nihai netice, failin durumu ne olur, nasıl ikmale gelir onu zaman gösterecek.. Zaten peşinde takipteyiz!..

***

Meselenin, toplumsal yankısına bakıyorum?.. Sosyal ve siyasal yönde kim, ne diyor, tavır nasıl takınıyor?.. Ne hazindir ki, yukarıda insani çürümüşlüğü yüzümüze şamar gibi vuran hadiselerde olduğu gibi, bakıyorum ki bu aşağılık fiili hadisede de, siyasi bir kör taassupluk ön planda cirit atıyor!..

***

Oysa ki, insani ve vicdani yönde bu fiilin siyasi ve ideolojik yönüne bakılmaz.. İktidar mı, muhalefet mi şucu bucu denilmez! Kişi, mekan, zaman, fark etmez.. Ki, 3 yaşındaki masum bir yavruya böylesi bir iğrençliği yapan kişi, hiçbir şekilde ve şartta savunulmaz?.. Partili diye de bakılmaz?..

***

Aynı zamanda bu İBB’nin kreşinde yaşandı deyip, İBB’yi suçlamak, ya da o kreşteki tüm görevlileri aynı kefeye koymak, olmaz!.. Üzerinden siyasi ve ideolojik kulvar açısından da hasımlık üretilmez!.. Olay toplumsal bir kronik halin ateşini körükleyen olsa da, bireysellik söz konusu!…

***

Yapılması gereken topyekün karşı durmaktır. O iğrenç fiile maruz kalan çocuğu sahiplenip, travmadan kurtarmaktır. Beri yanda failin de hukuk devleti olmamızın(!) gereğince ders-i ibret noktasında en ağır cezaya çarptırılmasını sağlamaktır. Haykırarak; “böylesi aşağılıklara ab-ı hayat, olmaz” demek lazım!

***

Peki, bizim ana muhalefet partimizin lideri Özgür Özel, bu iğrenç mevzuda, nasıl bir tavır takındığını biliyor musunuz? İlk duyduğumda yazılanı, çizileni okuduğumda inanın ki beynimden vurulmuşa döndüm! Sol, sosyalist, sözde demokrat, ülke yönetmeye aday parti lideri, böyle mi konuşur dedirtti?. Saç, baş yolarcasına!..

***

Ne diyor zat-ı muhterem! “Yok öyle bir şey.. Orada 35 kamera var.. Görüntülerde, hiç bir temas yok. Bu AK Parti medyasının uydurması?!” İnkar da inkar.. İyi de, olay yargıda, savcılık soruşturması var.. Ve bir kişi iğrençliği işlediğinden dolayı da tutuklu cezaevinde..! Neden bu kör savunma kalkanı?!

***

CHP’li dostlar alınmasın, gocunmasınlar.. Öyle inanıyorum ki, kendileri de bu siyasi kör taassuba tepkililer.. Ve onlar da diyorlardır ki, Özel’in işi böylesine iğrenç olayı savunmak olmamalı, bilakis tepki vermeli; “bu iğrenç fiili olayın üzerine üzerine giderek, aydınlatılmasını sağlamalı, kapatmamalı?”

***

Ama kime dersiniz?.  Vuku bulan çürümüş, kokuşmuş enva-i yolsuzluğu, usulsüzlüğü, rüşveti, vurgunu, çeteciliği, ifşa olan onca iğrençliği, savunmayı, kendini olup-bitenin bir numaralı avukatı olarak gösteren Özel!. Aldığı siyasi bir lider ünvanına söylenecek tek söz vardır.. O da, “pes yani..”

***

MİLLET HALİNE ŞÜKRETMELİ?

40’ını devirmiş, yarım asra mesleki yönde merdiven dayamış biri olarak, siyaset odaklı, kör taassup denilen, illet bu milletin hem tarihini hem de yarınlarını karartan bir zillet olarak hep karşımıza çıkmış ve bizde sorgulamışızdır.

***

İstisna kaideyi bozmaz gerçeğiyle, al birini vur ötekine!.. Yukarıda, Özel’in 3 yaşındaki çocuğa yönelik cinsel istismar vakıasında, sergilediği tutumu irdeledik. Peki, MHP Aydın İl Başkanı Haluk Alıcık’ın, sefalete mahkum edilen emeklilere dair, oturduğu sırça köşkten okuduğu gazele bakalım..

***

Diyor ki.. “Bu millet bir kere haline şükretmiyor. Şükürsüzlük bu memleketin sonu olacak?..” El hak, doğru bir söz!.. Ancak birileri açlık ve sefalet içerisinde, kuru ekmege muhtaç iken, biri de zevk-ü sefa içerisinde, o emeklinin geçmişte ödediği primlerin geliriyle saltanat sürüyorsa; kim neye şükredecek?..

***

Neyse!.. Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste sözüyle, Alıcık’a, emeklilerin ahı tuttu noktasında, MHP Genel Merkezi kapıyı gösterdi.. Görevden alındı.. Ancak bu siyasi tavrın da, bir gaz alma olduğunu not düşelim.. Öyle ya, emekliye insanca yaşam düzeyinde, bir zam önerip sonra, 20 bin liraya evet demek, neye delalet?

***

GÜNÜN SÖZÜ…

Kör taassuplu siyasilerin akıbetinde nihai gideceği yer, tarihin siyasi çöplüğüdür…